Gemileri sahiller, anıları limanlar yaksın.
Tüm şairleri ilmik ilmik sevdalara asın.
Saçlarını koy verirsen şanlı rüzgara..
Toprağıma, cennettir! Ruhuma kokun yağsın.
Şiirleri bana ver, ayrılıkları bana !
Kanla tükürdüm ayrılık narasını.
Ayartılmış gecelerde kapkaraydı.
Yangın yeriydi gövdem,
Mahşer sandım dı.
Evleri karartılmış sokaklarda yandım dı.
Sırtından vurulan isimsiz savaşlarda kaldım dı.
Ne zaman çocuk ağlasa bir yerde,
İşte ölüyor derim şiirler.
Çocuklar…
Yangın sonrası külleri aşkın.
Bütün çocuklarıdır şiir.
Sen ki modern zamanın elleri asalısı…
O sopa Nemrut’u neyle korkutsun !
Nasır tutan kalbini yeniden,
Musa mı yaptı yoksulluğun..
Öldürdüğün Tanrı’ya affettir hadi !
Kaçma, gel buraya
Oturup dinleyeceksin tüm hüzzam şarkılarını
Sabahlara dek uyumak yasak sana
Kaçma
Adımlarını göğe, adını sulara yazan,
Yalnız bir çoban çeşmesi geçti
Varlık ve yokluğun kıyısından.
Ensesinde zaman, bileklerinde hayal,
Güzel gözlü çocuklar öldü rüyalarında.
Üstüne basılmış hayaller beri kıyıda,
Sen şimdi aşk ararsın bu dizelerde.
Adına övülmüş yüzlerce hece…
ve gözlerden firar sel gibi caddelerde
Göz yaşı ararsın bu soğuk kentte.
Uzaktan sesi gelir yırtılmış yelkenlerin.
Tüm şairleri, şu duvara kalemlerinden asıp…
Kalplerinden ve dillerinden zincire vuracağım.
Sana son, en son şiiri ben yazacağım…
Denmesin diye geride kalanlara dair tek bir söz,
Sana aşkın zehirli diliyle haykıracağım.
Korkaklar gibi kaşına gözüne methiyeler dizen
Seni sonsuzda da sevecek aşkla doluydum,
Elbet beklerdim, papatyalar her açtığında bahar günleri…
Seviyor-sevmiyor… sevmiyor çıkardı hep belki…
Öyle de çıkardı nesi belki ki …
Gerçi kıyamazdım yapraklarını koparmaya...
Çünkü sana benzetirdim papatyaların gülüşlerini..
Günleri bir asır yaptı hasretin
Kelebekler artık doğmuyor kozalardan
Yağmur caddelere yağmıyor sen gideli
Kalbim kaçıp gitti sol yanımdan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!