Yamaçları kara duman sarmış, patikalar büsbütün dar,
Sana ulaşmak, zifiri karanlıkta uçurumlardan atlamak kadar…
Gözlerinde o son gece kalmış, saçlarında serseri bir rüzgar,
Nereye gidersen git, o benzersiz kokun bu vahşi dağlarda kalır.
Adım adım izini sürdüm, her taşın altına feryadımı gömdüm,
Dilan'ım, sen gözümün nuru, hayatımın baharı,
Aşkımın kutsal kararı, gönlümün fermanı.
Varlığınla dolar kalbim, yokluğun bir zindan,
İyi ki varsın canım eşim, sen ruhuma liman.
Nazmina'm, çiçeğim, baharımın en narin gülü,
Hatırlar mısın ilk kez rastladığımız o anı?
Umutların söndüğü, hayallerin yalanı.
Kederin gölgesinde, yalnızlığın koynunda,
Hayata küskün, çaresiz bir yabancıydım o anda.
Yüreğimde derin yaralar vardı,
Yerin yedi kat dibine indik, Çankırı Tuz Mağarası’na,
Zaman durmuştu sanki, hava buz, ortam zifiri zindan.
Dedim ki "Burası bizim gizli sığınağımız olsun,"
Biz ki bu alemde ne kalleşlikler gördük, ne belalar atlattık zamandan.
Ilgaz’ın dumanlı çamları sallanırdı poyrazda,
Taş Mekteb’in gölgesinde akşam olur Çankırı’da,
Yaren meclislerinin o kadim sohbeti başlar içten içe.
Tuz Mağarası’nın derinliğinde saklıdır zaman,
Asırların sessizliği vurur bu çorak toprağın yüzüne.
"Mektebin bacaları" yükselir sazın bam telinden,
Gözlerin denizdir, huzurla dolu hep,
Kalbin bahçemdir, binbir gül kokulu sebep.
Adın fısıltım, ruhuma derinden siner,
Sen dünyamsın benim, ömre değer, bana döner.
Her bakışın bir destan, aşkla yazar,
Yollar bitti diyorlar, haritalar silindi,
Bir yanım uçurum oldu, bir yanım sağır kaya.
Gözlerimin önünde bir hüküm giydirildi,
Ben sığamadım artık ne göğe ne karaya.
Ne yapacağımı bilmeyen bir çocuk gibiyim şimdi,
Ellerini nereye koyacağını bilemeyen o telaşlı çocuk...
Bir karabasan gibi çöker, soluğunu keser birden,
Boğazın düğümlenir, gözlerin sislenir hep derinden.
Sağa sola savrulursun, şafağı beklersin çaresizce,
Uykusuz geceler, yorgun bir beden bırakır geriye sessizce.
Tarifsiz bir ürperti sarar benliğini aniden,
Ömür dediğin dipsiz bir kuyu, içine düşen bilir,
Sırtımda dünya yükü, dağlar üstüme devrilir.
Kelamım kendi derdim, yüreğim kendi yaram,
Dertli bir bülbül gibi, bitmek bilmez o karam.
Bir çocuktum, hayallerim vardı kuş kanadında,
Bak arkadaş, hayat dediğin üç günlük kısa bir sürgün,
Kimi nefret taşır heybesinde, kimi kederli bir düğün.
Ama öyle bir adam var ki, hani şu "insan" denilen,
Yoluna çıkanın derdini, kendi yarası bilip delinen.
Adı İsmail, soyadı Çelik;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!