İşte gidiyorum...
Ardımda bırakılan o harabelere,
o yıkık dökük güvenlere bir kez bile dönüp bakmadan.
Gözlerimde binlerce hayal kırıklığının keskin tortusu,
cebimde ise size harcarken bozuk para gibi harcadığım
o koskoca, o geri gelmez ömürle...
Feryadım sığmıyor artık bu daracık göğüs kafesime,
Soluğum düğümlenmiş, adın çarpar her nefesime.
Kaç zemheri geçti, kaç bahar kurban edildi bu sese?
Duyun ulan! Duyun bu yarı yolda kalmışın son haykırışını;
Ben bugün, bende kalan ne varsa hepsinin isyanındayım!
Gülümsemek mi her daim, sahte bir maskeyle sen,
İçindeki fırtınaları gizleyerek mi, bilemem?
Yoksa dürüst olmak mı, çıplak bir yürekle,
Kırılmaktan, incinmekten korkmayarak mı, öyle?
İyi olmak mı, herkesi memnun etmek için çaba,
İzmit Körfezi’nin hırçın suları döver beton kıyıyı,
Fabrika bacalarından yükselen duman kaplar kentin üstünü.
Saat Kulesi’nin altında durdum, rüzgâr eser denizden,
Beni devirdin de unutturdun bana o en güzel günümü!
Sekapark’ın çimlerinde oturdum, seyrettim köprü ışıklarını,
Ahır Dağı’nın tepesine pus çökmüş yine bu seher vakti,
Maraş’ın o dondurucu ayazı işler insanın iliklerine.
Madalya sahibi o gururlu, o başı dik toprakta gezerken,
Beni kurban ettin o soğuk, o zalim kelimelerine!
Tarihi Kapalı Çarşı’da çınlayan her bir bakır sesi,
Kara bir leke gibi çöktün ömrüme,
Her yerden saldırdın, vurdun kalbime.
Onulmaz yaralar açtın derinde,
Yine de isyanım olmadı sinemde.
Kahreden hayat, ben sana neyleydim ki?
Kalbimin derinlerinde hala sen varsın ya hani,
Senden sonra kimseyi sevemedim senin gibi.
Yalnız kaldım, aradım seni her bir anını
Adın dilimde dolaştı, boştu sensiz her yanım.
Aradım, arayıp bulamadığım tek hayalim,
Doğrul, dik dur, kaldır başını gökyüzüne,
Kimseye tutunmadan, kendi ayakların üzerine.
Sarsılmadan, dimdik dur, hayata meydan oku,
Göster onlara, yenilmezliğini, yiğitliğini, bunu unutma sakın.
Şimdi sıra sende, tanı kendini, bil değerini,
Zincirler kırılır, ruhlar uyanır,
Özgürlük ateşi, kalpleri yakar.
Sınırlar kalkar, düşünceler uçar,
Kanat sesleriyle, gökyüzü coşar.
Her nefes bir umut, her adım bir zafer,
Yine geldi Kara Bayram, yine yalnızım, ıssızım,
Kimin elini öpeceğim, kim benim elimi öpecek?
Annem yok, babam yok, çocuklarım da yok, nerede onlar?
Ellerim yine bomboş, yüreğim kan ağlıyor, durmadan.
Nerede o eski bayramlar, o sıcak sofralar, o neşe?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!