Aynı şarkılar çalıyor, tarihin geçip gitmiş yöresinde
Odak noktalarımız mıydı kayan, yoksa netlik miydi bozulan?
Histeş duygular ve bitmek bilmez sorgular...
Duygulara geçici konak canlılar mıyız,
Yoksa hayat mı misafirperver?
İnsan denen acıya cevher...
Şarkı, duygu ve özne üçgeninin tam ortasındayken
Kavuşmak için en kestirme yola sapıp
Dik yokuşunda üçgenin, nefes nefese yorulmuşuz.
Dört köşe olmayı beklerken
Köşemizden de olmuşuz.
Sahi, hiç geometrik aşk olur mu?
İşte tam bu mantık sınırında durulmuşuz.
Geriye bütün olarak sadece eski şarkılar kalmış.
Bir gün yeniden çalınınca zamanın telleri,
Çalgıda yeni bir misafirin elleri...
Eski sızı ve gölgesi kalbin kıyısında...
Yanlış özneler geçip gidiyor gözlerin önünden,
Ve tam o an, bakışlar hizalanıyor boşlukta.
Hüzün de orada, yüzsüz çalgıcılar da...
Geçmişin muhafızıysa dikilmiş kapıya;
Doğru özneye nefes aldırmıyor, tam bir abluka.
Matematiğe de inancın yitmiş, hal buysa;
Hayat iki noktayı birleştirme kabiliyetiymiş oysa...
Abluka içinde tekil noktalar; zahiren iki ruh;
Fonda eski şarkıların gemisi, adı da Nuh!
Üç gene az değil, hayatta varsa güven, huzur ve sulh.
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 19:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!