Herşeyde bir teklik, teklikten oluşan bir ikilik.
Bütünlükten varolan bir birlik, benlikten yansıyan bir hiçlik ve
derin bizlik var.
Kendinden azalmada bir çokluk, çoklukta türenen bizlik derin bir yokluk var.
Ne kadar çok azaldığımızı hissetsek,o kadar çoğalıyoruz kendimizde.
Bizi yaşama çoğaltan gerçek bir yansıma azaltıyor ki;
Dokunamayabiliriz birbirimize ancak yaşam bir bedendir üzerimize giydirilen.
Çırılçıplak kaldığında ruhun, işte o an gerçek bir yaşama soyunursun.
Dokunamayabiliriz birbirimize ancak d/okunabiliriz kalpten!
Okunduğunda kalbin, kainatın ilmidir hece hece özüne işlenen.
Buğulanıyorsa ay değil geceden kendindedir o sönmez ışık.
Gece ile gündüz birbirine aykırıdır ancak tek bir hakikat içindir içiçe olmaları.
Görülen suret yanarda bir şekil varlığına katılır.
Oysa ki yanmak, asla yanmaz özde.
Yanış ,yanılış, közde bir yakarıştır.
Madeni aşk olanların yanışı daima öz bir ışıktır.
Sözlerin gerçek yada henüz gerçeğe yakın olması veya gerçek dışı olması değil, önemli olan sözün özünde ki gerçekliğidir.
Öz bir söz daima gerçektir. Kendi içinden gerçekleşir ve gerçekleştirir.
Tıpkı özümüzün,sözle duyuş oluşu ve yazıyla sonsuzluğa ulaşabilmesi gibi. Duyuşumuzun özü sonsuzdur sözümüzden önce içimizden.
Öz bir sözse, söz ise bin öz duyuştur.
Ölümsüzlük; harflerinin kendinden sonra devam etmesi değil.
Kendinin, harflerinden önce devam etmesindendir.
Bir zamansızlık akımına bırakınca düşünceni.
Düşüncenin derin akışında suretine beliren gözlerin,
bakışına en gerçek zaman olur.
Derinliğe açılan ruhun yaşamın sığ akışında
Kendi kalbinin gerçekliğinden yaşama yansıyan olur.
Cezbeder bir an hakikate aşkla açılan kollar.
Gözlerimizle gördüklerimiz gelseydi dile,söylemsiz kalırdı tüm sözcükler.
Buyüzden nasıl kapanıyorsa göz, öyle açılacaktır en gerçeklikte sözsüz
özde bir duyuş olmak için.
Belki bir bakışın aydınlatacak zamanı veya zaman katmak isteyecek zaman
baktığın yöne ve tüm iç görüşlerine.
Bin yıl öncesinden bir bakış,
binlerce yıl sonra aynı duyuşta buluşturur.
İlk bakış, tanımaktır.
Nerden geldiğini bilmeden,
nereye geldiğini ve nereye gideceğini bilmektir.
İkinci bakış, anlamaktır.
Gözlerine okyanusu sığdıranlar bilirler tek tanede ki öz derinliği.
Nasıl tek bir harften bütünleniyorsa kelime.
Susmak, duyabilmektir henüz oluşan söylemi.
Oysa ki duyumsamak, bilmektir öz anlamı şimdisiz ve öncesiz.
Düşüncelerinizde,
size ait bir iz.
Kendi ellerinizde ki sıcaklık sadece iç duyuşunuz.
Düşüncenize dokunduğunuz yer ve kalbin duyuşuna dokunan etkide
kendinize dokunduğunuz yerde
ve yine bir çok şey dokunurken içinize




-
Oktay Aşkın
Tüm Yorumlarhttps://www.instagram.com/p/Cs1Rsphofri/?utm_source=ig_web_button_share_sheet&igshid=MzRlODBiNWFlZA==