Sana bin ömür adadım, bir nefeslik yer bulamadım,
Yollarını beklemekten, yolların kendisi oldum da yaranamadım.
Gönül soframda ekmeğimdin, suyumdun, helalimdi sevdan,
Ben seni yaşarken sevdim, ölürken bile sana doyamadım.
Hani derler ya; insan en çok sevdiğinden yaralanırmış,
Benim yaram senin adınla açıldı, yine seninle kapansın istedim.
Bir eşikti geçilen, geri dönülmesi imkansız olan,
Ne bir fırtına koptu o an, ne de yer yerinden oynadı.
Her şey büyük bir sessizliğin ortasında durdu,
Ve o gün öyle bir hayal kırıklığına uğradım ki,
Göğsümün sol yanında yıllardır çarpan o hiç uyumamış yer,
Öyle sıradan bir sevda sanma bendekini,
Ben rüzgarı dindirir, fırtınayı avucumda tutarım.
Seni sevmek bir lütufsa eğer senin için,
Ben o lütfu her sabah yeniden yaratırım.
Bakma öyle uslu durduğuma, sessizliğim asaletimden,
Sen Benim Ömrümün Kara Lekesisin
Gözümden düşen her damlayı, celladın yap boynuna dola,
Sen ki; bir vefa kırıntısına bile muhtaç, ruhu çıplak bir yalansın.
Değmezmişsin! Seni sevdiğim her gün için kendimden özür dilerim,
Sen, bir kahpe rüzgâra kapılıp savrulan, kalbi taş bir talansın.
Sana sitem bile fazladır ya, içimdeki öfke sığmıyor bu dünyaya;
Gözlerimden sızan bu sağanak,
Sıradan bir kederin dökülüşü değil;
Özlemin ta kendisi bu, damla damla içime işleyen.
Eskimiş, soğuk ve kırık yanlarım var benim,
Kimsenin uğramadığı, tozlu raflar gibi...
Güneşin doğmayı unuttuğu bir kentin ortasındayım,
Sokaklar ismini fısıldıyor, rüzgâr kokunu siliyor sanki.
Bir boşluk var göğüs kafesimde, hani kuşlar göç eder ya,
Öyle ıssız, öyle sahipsiz kaldı bu sol yanım.
Bir yağmur camı buğuluyor gecenin tam ortasında,
Siyah bir boşluğa dökülüyor damlalar, tıpkı anılar gibi.
Zaman akıp gidiyor avuçlarımızdan,
Ve fısıldıyor karanlık o kaçınılmaz gerçeği:
Ölüyor işte insan dayı, ölüyor...
Mürekkebe falan inanmıyor artık,
Doğrudan kendi kanıyla imzalıyor sayfaları.
Çünkü biliyor;
Bazı gidişler mürekkeple temize çekilmeyecek kadar kapkara.
O, odanın en karanlık köşesinde,
Sırtında bir hançer gibi taşıyor o son bakışı.
Öyle birdenbire, bir çırpıda
Yakıp yıkmam köprüleri ben...
Alevler sarmaz bir gecede aradaki mesafeyi,
Gürültüyle çökmez aramızdaki o köprü.
Ben, gidişleri bile zamana yayanlardanım.
Sensizliğin Acısını Bilemezsin
Hangi takvimden düştü bu kara yaprak?
Zamanın nabzı durdu, akrep yorgun, yelkovan tutsak.
Bir kentin ışıkları sönerken tek tek,
İçimde büyüyen o sessiz çığlığı göremezsin.
Gidişinle yarım kalan bu masalın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!