Hiç dokunulmamış bir tenin nesi özlenir deme,ben hiç basmadığın topraklarda hıçkırıyorum YILLARDIR.Aramızda haritalar, tel örgüler, gümrük kapıları;ve göğsümün tam ortasında, pasaportu yırtılmış bir ölü. ****************************************************Sen İstanbul’un o uğultulu gürültüsünde nefes alıyorsun,Boğaz’ın serin suyu değiyor belki kirpiklerine.Bense bu yabancı, buz tutmuş sokağın tırnaklarında senin yürüdüğün yolları ezbere sayıp kusuyorum geceyi. ***************************************************Hiç solumadık aynı odanın kireç kokusunu,hiç çarpmadı dizlerin dizlerime bir masanın altında.Ama yedi tepeyi birden sırtına bindiriyor deli sevdam;sen İstanbul’da yaşarken, ben burada ölmeyi bile beceremiyorum. ****************************************************Kimseyi sızdırmadım o dilsiz kutsallığa,yabancı bir el uzansa, etim tenimden iğreniyor.Bir şehir dolusu insan geçiyor yanından, kör ve sağır;en çok da beni hiç görmemiş o gözlerin parçalıyor omurgamı. Bu öyle bir delilik ki, adını koysam diller tutuşur;hiç uyanmadığım bir yatağın çarşafında boğulmak gibi. ****************************************************Sığmıyor hiçbir haritaya bu deli sevdam, bağışlanmıyor;sen orada çarpan kalbinle bir canlı kadavrasın artık,ben burada hiç dokunmadığım katilimin yasını tutuyorum.Şimdi sık uykunun boğazını, İstanbul silsin ayak izlerini;aramızdaki denizler karanlık uğultusuyla çalkalanan birer mezarlık. ***************************************************Hiç birleşmemiş ellerimizin yerine, uçurumlar dolanıyor boynuma;sen o şehirde nefes aldıkça, benim bu toprağa gömülecek tek bir zerrem yok.
Bir yemin gibi düşüyor geceye,
Dudaklarımdan dökülen o son kelime:
"Ben Seni" diye başlıyor. ****************************************************Silinecek yüzünün her bir çizgisi,
Gözlerinin o karanlık feri,
Ne yana dönsem aynı kör kuyu,
Hangi kapıyı kilitlesem anahtarı sende kalmış.
Seni içimden söküp atmak için
Kendi göğüs kafesimi bin kez kırmışlığım var.
Ama olmuyor işte…
Kaç geceyi uykusuzluğun ipine dizdim, bilmedin.
İçimde kopan kıyametleri,
Kendi ellerimle ördüğüm o sessiz duvarları,
Ve her tuğlasında bir parça canımın kaldığını...
Sustum, çünkü kelimeler celladım olacaktı.
Dünya sahnesinde roller biterken,
Herkes kendi yolunu çizip giderken,
Sırtıma yüklenen yükler yeterken,
Ben hesabımı mahşere bıraktım hafız.
O gün ki, mizan kurulur ortaya,
Sevdam, yüreğimde sönmeyen közsün, Geceye sığmayan en acı sözsün. Kader bu oyunla bizi mi üzsün? Seni unutmaya ömrüm yeter mi? ************************************** Çaresiz bir sevgi bağladı beni, Gözlerim yollarda beklerim seni. Bir kuru yaprağa döndürdün teni, Seni unutmaya ömrüm yeter mi? ********************************* Ne bir umut verdi ne güldü felek, Boşuna çırpındı bu dertli yürek. Boşa çıktı göğe açılan dilek, Seni unutmaya ömrüm yeter mi? ********************************* Adını anarken titrer dudaklar, Bu gizli derdimi sırlar odaklar. Bizden uzak düştü mutlu şafaklar, Seni unutmaya ömrüm yeter mi? ********************************** Zaman ilaç derler, yalanmış meğer, Aşkın bir ömürlük acıya değer. Boynumu büktüyse bu kara kader, Seni unutmaya ömrüm yeter mi? ********************************** Ecel şerbetini içtiğim anda, Ruhum ayrılırken şu fani canda, Adın yankılanır bomboş cihanda, Seni unutmaya ömrüm yeter mi?
Yabancı vursa geçerdi elbet, bir iz kalırdı sızlardı,
Düşman yapsa gülüp geçerdim, namertti derdim biterdi.
Ama vuran sendin ya hani... Ellerin tanıdıktı,
Gözlerin o eski cennet, sözlerin ruhuma hançerdi.
Ben seni bahar sayıp her gün dallarına çiçek açarken,
Hani bir söz vardır, bilirsin...
Bazı dert vardır, gelir geçer derler.
Bir yağmur gibi yağar, toprağa karışır gider,
İzini sürersin de bulamazsın bir zaman sonra.
Ama bazısı da vardır ki sevdiğim,
Bir deli çıktı karşıma, gözlerinde binbir hare,
Kendi kendine tutuşmuş, yanıyor göre göre.
Sormamış ki kalbine, "Bu sevdanın sonu ne?"
Hele delinin zoruna bak, aşık olmuş gölgesine.
Hele Delinin Zoruna Bak
Karşılıksız bir sevda ki, ne rüzgarı var ne sesi,
Uzun uzadıya Bakmışsın arkamdan, süzmüşsün boyumu posumu,
Bir kalemde silmişsin onca yıllık pusumu.
Yabancı bir dosta anlatırken eski yasımı,
"Dengime göre değil, delinin biri" demişsin.
Evet, deliyim!
Dönmeyen Yankı
Bir uçurum kenarında bağırmak gibiydi sevdam,
Sesim gitti de, yankısı dönmedi bir türlü.
Ben her gece yıldızları gözlerine sığdırdım,
Senin göğünde tek bir zerrem olmadı, ne acı...
Ne fayda? Yollarına güller serdim, dikenleri bana kaldı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!