Yüzmekten yorulup da
Kız Kulesi'inde mola veren
deniz kızlarının sohbetlerinden
bir bulut gibi yükselen zarif seslerinin
yerini, şimdi çatal kaşık sesleriyle,
garsonların ayak tıkırtıları almıştır
FARELER
Önce fareler terk edermiş
batan gemiyi
Siz siz olun
en son terk edin
batan gemiyi
Senle yaşadığım yâr her bir ânı,
Maziye gömmenden hep korkuyorum.
Yalnızlığa mahkum edip te beni,
Terk edip gitmenden hep korkuyorum.
Sen bir yıldızısın karanlık göğün.
Kimisi ardında bırakır
yılların hiç eskitemediği
çağlar boyu yaşayan bir eser
Kimisi de yıkılıp gider
kumdan yapılmış kale misâli
yerinde hep yeller eser
Bir Kurban Bayramı
Daha geldi geçti
Bu arada hastaneler
Acemice kurban keserken
Kendisini yaralayanlarla
Doldu taştı
Özlemlerin sarıp sarmalıyor rûhumu bedenimi
Şimdi ben ödüyorum yaptıklarımın bedelini
Artık affetmeni bekliyorum ne olur senden beni
Aksın gönül pınarlarıma aşkının selleri
Soğuk bir rüzgar esiyor yüreğimin derinliklerinde
Keder insana paslı bir zincir
Takma koluna bileğin incir
Mutluluk baldan tatlı bir incir
Bulursan onu herkese yedir
(12 Ocak 2006/ İstanbul)
Ağaçlar hayattır
Ağaçlar umuttur
Ağaçlar gelecektir
Kesmeyelim ağaçları
Yok etmeyelim ormanları
Ne demiş eskiler
Ne yapıp ettinse, hep kendin ettin.
Haksız yere bana ihanet ettin.
Kazanırım sandın, beni kaybettin.
Bu nedenle seni ben terk ettim.
Mutsuzlukla bitti bu filmin sonu.
Doğayla iç içe bir yaşamdan
git gide kopan şehir insanı
duyamadığı kuş cıvıltısını
kapı zillerine yerleştirmiştir
yapay olsa da her gün
kuş sesini işitebilmek için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!