Dağların zirvesinden, çaktığında yüce nur,
Karanlık dağılıyor, ruhlar buluyor huzur.
Göklerin gürlemesi, sarsıyor yeryüzünü,
Gösteriyor kâinat, tecellinin yüzünü.
Rüzgârlar fısıldıyor, derinlerden sırları,
Nakış nakış süslüyor, yeşeren o kırları.
Kâinatın korosu, haykırıyor sesini,
Her zerre içe çeker, bu aziz nefesini.
*
Varlıkların üstüne, düşen gizemli bir renk,
Evrendeki ahenktir, buna bulunamaz denk.
Ormanların gölgesi, denizlerin dalgası,
Budur ulu varlığın, silinmeyen damgası.
Akan nehirler coşkun, çağlar durmak bilmeden,
Hakikati görürsün, akan yaşı silmeden.
Toprak uyanır birden, baharın coşkusuyla,
İnsan kendini arar, o derin korkusuyla.
*
Bütün ufuklar yandı, tecelli ateşiyle,
Kaynaştı göğün yüzü, parlayan güneşiyle.
Sırra eren o yolcu, vardı o son durağa,
Eğdi başını hemen, yüz sürdü o toprağa.
Eriyip gitti benlik, büyük umman içinde,
Yeni bir ruh uyandı, o büyük can içinde.
Çözüldü bütün sırlar, açıldı gizli perde,
Işıkla doldu bugün, bakılan o her yerde.
Kayıt Tarihi : 9.09.2026 23:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!