Gafil olma, derler; aşkı ara.
Gönülden yükseliyor bunca ses, nara.
Elbet, harlanmak gerek kül olmak için korda;
Hak senin içindedir, inkâr edersen zira.
Arş-ı âlemi gözle, izah olunur azıcık izanla;
Dünya’ya bedel ufacık bir zerresi.
Ayrı ayrı güzel her insanın çehresi.
Kuşları ötüyor çağlıyor çeşmesi
Cennet bir parça yurdumun her köşesi.
Dert yüklemişler sanki sırtıma,
Deva bulmaya düşmüşüm uçsuz bucaksız vahaya.
Ne meczubum ne de Mecnun;
Yoldaş olmuşum sahraya.
Gönül sessiz… belli ki düşmüş buhrana.
Sıra sıra dizilmiş sevda dizelerime,
Şiir olmuş adeta yazılır kader defterime.
Alışmıştır gönül şimdi derde, mâteme;
Aşk yolcusu misafir oldu gönül hâneme.
Gönül kıyılarıma meltemler vurur bu aralar,
Yanaşır bir yelkenli gönül limanına;
Bırak, demir atsın kıyına olmadan alabora.
Birden kayboldu gözlerin gibi derin deryada;
Aşk bu, tanımaz ne tufan ne de fırtına.
Sırlarına eremeden, yar; gözlerinin
Tek kelam etmez diller.
Görmüyor gözler; inmiş hepsine perdeler.
Duymuyor kulaklar, duymuyor çığlıkları.
Kudüs bağırıyor: "Nerede? Nerede?"
Bu ümmetin çocukları…
Bendimden taşar umudum, yar
Bıraksam son damlası bile teneşirleden akar
Zuhur etti sevda; toplasan, birleştirsen ufuklar bile dar
Muradım meftadır, anca kara toprağa sığar
Serilse önüme arş-ı âlem, olmaz sana pâr




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!