Reva mı
Ruhumun uzaklarından köşelere gelip yerleşmiş
Düş kırıklarım...
Zamanın çatlaklarına birikmiş de birikmiş,
Benden habersiz gönül yaralarım...
Seni Böylesine Sevmeseydim
Takılmazdım belki sözcüklere,
Kırılmazdım başkasından duyduğumda…
Acımazdı sol yanım, ölürcesine.
Seni böylesine sevmeseydim!
Ey Rabbim sana geldim
Göktekiyle, yerdekiyle, ruhtakiyle Sen ile,
Ne varsa benliğimi yakan,
Peygamberin Muhammed'in
Ardına takılıp
Arslan'ın Ali'nin yolundan yürüyüp
İşte gidiyorum,
Ateş olup yüreğimden yanmaya,
Yağmur olup sessizce toprağıma akmaya.
Savrulup rüzgârlara, ile düşüp geceye,
Usul usul kaybolmaya...
Ben seni yoklukla varlık arasında,
İmkansız düşlerin kıyısında,
Sessizliğin zemherisinde donarak sevdim.
Sevdiklerim var benim.
Çıkmaz sokaklarda elimi bırakıp da, arkasına bakmayan...
Bana nefesim kadar yakın iken, Düşüncelerinde fizan kadar ırak olan
Sevdiklerim var işte...
Hani diyorum,
Olmaz ya
Yüreğimi alıp, ellerimle koysam dikeceğim yere...
Başlasam bir bir dikmeye,
Diksem, diksem hiç durmadan,
Uykusuz, aç, susuz, hiç bıkmadan.
İçimde o kadar kapıyı kilitledim ki…
Anahtarlarının yerini dahi unuttum.
Bıraktım; yüreğim bir vefasızın eline
Kapıları sevdaya kapatta öyle git.
Şimdi mevsimin son yaprağı gibiyim;
Son yaprağım, ömür takviminden kopup düşen…
Hoş bir seda, yanaklarımdan süzülen…
Ömür defterimden silinen,
Son vedam, …
Ve yine son satırlar, cümleler, hata son,
Heceler sanaydı…
Bu gece son gece, son hikâye,
Son masal, son şiir, son mısra,
Hayatımda biten son hece.
Köhne hayat, bu son günüm,
Belki de son gülüşüm,
Son gözyaşı döküşüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!