"bakışlarımız"
habercisiydi bu seferin
kirpiklerimizle kuşatmıştık Babil’i
"gözlerimiz"
uçsuz bucaksız berri umman
zigguratlardan göğe doğru yükseliyordu adımız
"ezelden"
tayin edilmişti bu tevafuk
-ki yan yana yazılınca biz-
süveydâ mührü vurulurdu
Mezopotamya'nın surlarına
yeryüzü kadar kadim bir dua
tutuşmuş bir fundalık olurduk
kalbimizin deltasında
yurt tutup gözlerimizin karasını
tutunurduk kirpiklerimizle mahzenimize
en eski uygarlığı biz olurduk kent'dimizin
ve nihayet sona ererdi göçebeliğimiz
Fırat ve Dicle’nin bağrından kopan
iki derin yaraydık seninle süveydâ
azığımız yokluk, vuslatımız sükûnetti
sürükleniyorduk izi sürülemeyen
tek noktaya
menzilini kaybetmiş olsa da bu derin yara
sırra erecek elbet Şattülarap'ta
ve hiç yitirmeyecek masumiyetini
saklayacağım b’izi Habil’in avuçlarına
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 21:05:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Gönül Dağı" https://youtu.be/COsJYeEEPkE?si=0uJL8FVIyzeWRPx7




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!