Bir damla göz yaşıyla dudakları ıslatan;
Sevinci sonlandıran ve aşkı kesip atan;
Daha başındayken mutluluğu kurutan;
Gelecekte bir gün, silinmesi şart olan kelime! Elveda!
Elveda! ... Hayatımda, seni sık sık kullandım,
Ateşimi tekrar yakmayı düşünme,
Elveda, tatlı cazibe!
Temiz yüreklilik aşkın temelidir,
Terkedildiği anda aşk ölür.
Ne olursa olsun sesinin gücü,
Ona kalbim meydan okuyabilirdi;
O giderken, özürü hoş değişmeler icat eder,
Eldivenin tekini bırakır, pencereyi kötü kapatır;
Ya da “Bir şey söylemeyi unutur…”
Bu her zaman çocuksu ve her zaman eşsizdir.
Son okşaması kollarını çok ağırlaştırmıştı,
Sonsuza dek elveda,
Aşklarıma;
Gözyaşların pek çekici !
Yine de sık elimi;
Ağlama,
Yarın ama,
Emma seyrediyordu berrak bir derenin temiz dalgalarını ,
Orada sevimliliğini görmüyordu ;
Yanında, serin bir gölgede dere mırıldanıyordu,
Emma işitmiyordu bu mırıltıyı.
Tatlı bir solukluk duygulu alımlılığına
Sanki yeni çekicilikler katıyordu :
İki âşık konuşuyordu alçak sesle,
Kırmızı likenlerin tamamen kemirdiği,
Yosundan yeşil renk almış, eski köprüde ;
Ve bizdik bu!
Adam, kadına doğru sevgiyle eğilmişti,
Kurulmuş sandalyelere büyükler,
sanki başka diyarlardan gelmişler.
Biz çocuklar kısa pantolonlarımızla;
gözlerimizde umut, umursamazlık, sevinç ışığı;
oturduğumuz eski konaklar, cumbalı evler,
büyük kapılar, boyasız duvarlarda.
(Şarkı)
Ey benim tatlı yarım, sana güven
Vermek istedim, dostluğumun
Öyle bir havası var ki uğruna veririm inan ,
Tüm Rossini’yi, tüm Mozart’ı ve tüm Weber’i,
Bir hava ki çok eski, cansız ve matemli ,
Yalnız benim için gizli çekicilikleri olan.
Oysa, onu işittiğim her defasında
Bak işte akşam oldu. Gökten bir güvercin kafilesi geçiyor.
Hiçbir şeyin çekiciliği ölçülemez aşk ateşiyle,
Ey keçi çobanı, dudağının üstündeki kavalının sesine
Kamışların arasındaki bir kaynağın serin gürültüsü eşlik ediyor.
Gölgesinde ot daha yumuşak, altında uzandığımız çınarın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!