Sizce Asalet Olmalı mı?

Mehmet Demir Atmalı
219

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Sizce Asalet Olmalı mı?

SİZCE ASALET OLMALI MI?
--Asırlarca insanoğlu ASALET meselesini tartışırken, günümüzde bu konu unutulur oldu. Bir kısım insan, bu görüşü çağ dışı, bir kısmı da Din dışı görmektedir. Hatta bazılarının yanında Asaletten söz açılınca, nasırına basmış gibi tepki alırsınız. Ve hemen Napolyon'u örnek gösterir size; “Napolyon demiş ki, benim asaletim benden başlar.” Napolyon kendi açısından haklıdır. Çünkü araştırılacak olsa, soyunun Çingene olduğu ortaya çıkacaktır belki de. Meseleyi örtbas etmek için acelece söylenen bir söz olarak görüyoruz. Asaletten rahatsız olanlarda da mı bu sorun vardır acaba...?
--Ülkemizde ahlak bozuldukça, namus anlayışı zayıfladıkça, gayri meşru çocuk sayısı da artmaktadır. Genellikle Anası-Babası belli olmayan çocuklar, her ne kadar himaye altına alınarak, iyi bir eğitimle yetiştirilmiş olsalar dahi, sosyal hayatlarında kendileri ile ve toplum ile pek barışık olamamaktadırlar. Evlilik hayatları pek başarılı geçmemekte ve boşanma oranları yüksektir. Yani evliliği yürütemeyen Anne-Babaların çocukları da genellikle evliliklerini yürütememektedirler. Burada Çekirdek Aile yapısını korumak, devletin bekası için çok önemlidir. Tabii ki bu görev devlete düşmektedir.
--Birkaç asır boyunca namus noksanlığı devam eden bir ailede bu durum, genetik olarak kana işlemekte, irsi bir şekilde nesilden nesle geçmektedir. Gevşek bir kadının kızlarının ve torunlarının da gevşek olabilme ihtimali yüksektir. Bu durumu çevremizde bazı ailelerde görmekteyiz. Zaten bu Asalet denen şey genlerde gizlidir. Milletlerin genetik şifreleri ortak özellikler taşımaktadır.
--İrsilik veya Soya çekim olayını Tıp kabul ettiğine göre, Asalet(soyluluk) ve Asaletsizlik (soysuzluk) de vardır diyebiliriz. Furkan Süresi 54' de; “Hem o Allahtır ki, sudan bir insan yarattı da, onu SOY ve HISIM diye ikiye ayırdı. Senin Rabbin her şeye kadirdir.” buyurmaktadır. Bu ayette konu edilen SOY'u, olumlu ve olumsuz şekilde iki guruba ayırabiliriz. Ahlakın ortak hükümlerine uyanlara SOYLU, uymayanlara SOYSUZ diyebiliriz. Soysuzluğu, bir nevi Ahlaken iflas etmişlik olarak ele alabiliriz. Bir insan istese de bir günde Soylu olamaz. Soylu olabilmek için asırları kapsayan uzun bir süreç ister.
--Peygamber Efendimiz, Soya çok önem vermiştir. Soyunu araştırmış, Hz. İbrahim'e kadar dayandığını ortaya çıkarmıştır. Veda Hutbesi'nde; “Babasından başka SOY iddia eden SOYSUZ; Allah'ın, Melekler'in, ve İnsanlar'ın lanetine uğrasın. Allah onların ne tövbelerini, ne de şahadetlerini kabul eder..” diyerek ilk defa beddua eden Peygamberimizin de Soya vermiş olduğu önemi anlıyoruz... Veda Hutbesinde geçen SOYSUZ kavramı, Soyluluğun tersi bir tasnifin varlığını da kabul etmektedir. Bir insan, işlemiş olduğu suçtan dolayı; “Allah'ın, Meleklerin ve İnsanların LANETİNE uğratılırsa, ve üstelik o insanın ADALET ve ŞAHADETİ de kabul edilmezse, bu kişinin insanlıkla alakası kalmamış demektir. Bu kişi MÜRTET Hükmündedir. Bu kadar ağır cezayı gerektiren suç ise SOYUNU İNKAR ETMEK SUÇUdur. Demek ki bir insan, soyunu inkar ederek Napolyon gibi; “benim soyum benden başlar” diyemezmiş.
--Hz. İbrahim, birçok Peygamberin babasıdır. Peygamberlerin de belli bir Soydan seçilerek gönderildiklerini anlıyoruz. Cenab-ı Allah ve Peygamberler de ASALETİN bozulmamasına dikkat etmişlerdir ki; aynı soydan gönderilmişlerdir. Öyle ise ASALET(soyluluk) vardır. Soyların birbirlerinden artı ve eksileri, yani ASALET veya ASALETSİZLİKLERİ zamanla oluşmaktadır.
--İnsanın ırki yapısını, uzun zaman içerisinde ÇİFTLEŞME(meşru veya gayri meşru evlilik) , coğrafi İKLİM şartları ve BESLENME belirlemektedir. Eski insanlar ASALETe önem verirlerdi. “OĞLAN DAYI'ya, KIZ BİBİ'ye (Hala'ya) ÇEKERMİŞ” ata sözünde bilimsel bir gerçeklik vardır. Eğer evlenilecek kadın ve erkek tarafı NAMUSLU ise, çocukları da NAMUSLU olacaktır. Bu eşlerden birisi Namuslu değil ise, bu soyda bozulma olacak ve çocuklarının da pek NAMUSA önem vermediklerini görürüz. Eğer çocuğun Dayısı haksız, Hırsız ve Namussuz ise, çocuk fiziksel yönden benzeyeceği gibi, ahlaken de benzeyecektir. Tibiidir ki, istisnalar kaideyi bozmaz.
--Yine “ANASINA BAK KIZINI AL, KENARINA BAK BEZİNİ AL” ata sözünü yabana atmamak lazım. Bu nedenle SOYun önemini küçümsememek gerekir. SOY-ASALET ve KARAKTERin oluşmasında ANA ve BABAnın önemi çok büyüktür. Öyle ise kızımıza DAMAT, oğlumuza GELİN ararken çok dikkatli ve seçici olmalıyız. Doğacak çocuklarımızın ve torunlarımızın, SOYU BOZUK bir aile ile yapacağımız evlilik sonucu bozulmalarına izin vermemeliyiz. Tam aksine SOYUNA, İNANCINA, AHLAKINA, TÖRESİNE, ÖRF ve ADETİNE bağlı ailelerle akraba olup, soyu daha ASİL hale getirmek gerekir. Eskiden YAPI TAŞI gibi insanlar vardır. Çünkü eş seçerken çok dikkat ederlerdi. Soyunu, Boyunu(Aşiret) bilmeyen ailelerde bozulma daha çabuk meydana gelmektedir. Akraba evliliklerine karşı çıktığımız günden bu yana, bağlar kopmuş, hiç akrabası kalmayan, tek başına yaşayan insanlara rastlamaktayız. Yahudiler başkasına kız alıp vermezler, akraba evliliği yaparlar, onlarda sakat doğum olmaz, başkası akraba evliliği yapınca sakat doğum oluyormuş... Aslında sakat doğum oranı akraba olan ve olmayanda da aynı orandadır diyebiliriz. Aile içerisinde daha önce sakat doğumlar mevcut ise, yeni bir evliliğe izin vermemek gerekir. Ancak hiçbir sakat doğum görülmeyen akrabalarda bu evliliklerin önüne geçmemek gerekir. Bütün bunun altında yatan, akrabalık bağlarını kopararak, Çekirdek Aileyi yok etmek ve Millet olma özelliklerini öldürmeye çalışmaktır.
--At Çiftliklerinde cins Yarış Atlarının şeceresi tutulmakta, soylu cins Atlarla çiftleşmelerine dikkat edilmektedir. Nesli bozulan bir Atın artık yarış kazanamayacağını hepimiz kabul ederiz. İnek ve Köpeklerde de hemcinsi ile çiftleştirilenler soyunu devam ettirmektedirler. Hollanda İneği ve Kurt Köpeğinden soyu bozulanlara KESTEL veya KIRMA denilmektedir. Bu yavrularda ASALET bozulmuş demektir.
--İklim Şartlarının insan fiziğini değiştirdiğini biliyoruz. İnsan karakteri üzerinde de etkisi bilinmektedir. Yüksek dağlarda yaşayan insanın, yüksek basınçtan dolayı sert mizaçlı ve öfkeli olduğunu, Deniz seviyesinde yaşayan insanın alçak basınçtan dolayı sakin ve uysal olduğunu görürüz. Bu durum zamanla karakter yapısının oluşmasında etkili olacaktır. Aslında “Havası, suyu sert” sözü bu amaçla yerinde kullanılmıştır.
-- “Et yiyen milletler, Ot yiyen milletlere hakim olmuştur”
--Türkler KIRMIZI ET yiyen milletler sınıfına girdikleri için, bu sayede 16 İmparatorluk 200 devlet kurabilmişler. Bir görüşe göre Kırmızı Et, kolesterol yaptığı için, insanlar sinirli, hırçın ve kavgacı bir yapıya sahip oluyorlardı. Tabii ki o dönemde kolesterol bilinmediği için, insanlar deşarj olma yolunu ararken, savaş onlar için bulunmaz bir yol oluyordu. Savaşırken, uzun bir yorgunluğun sonunda rahatlayan kişi, bir süre sonra yeniden savaşa gitmek isteyecektir. Böylece insan farkında olmadan savaş kolik oluyordu. İnsanın “Yaşasın kolesterol, sen neymişsin be” diyesi geliyor. Bu nedenle beslenmenin de insan karakteri üzerindeki etkisi küçümsenemez...
--Bu gün ise, fetihler olmadığı için kolesterolden kurtulmak için Beyaz Et ve Ot yenilmesi tavsiye edilmektedir. Ancak Ot ve Beyaz Et yiyen milletlerin Kolesterol sorunu olmadığı için deşarj olma sorunu da olmamıştır. Bu nedenle geçmişte OT YİYİP OT GİBİ YAŞAYAN, TAVUK ETİ YİYİP TAVUKLAŞAN milletler devlet kuramamışlar. Kısacası gelene GEEEÇ demişler...
--Patlıcan'da Nikotin oranı yüksek olduğu için, Patlıcan mevsiminde suç oranlarının yükseldiğini tahmin ediyoruz. Antepliler'in meşhur “Patlıcan Delisi” tabiri de bu görüşü desteklemektedir. Bu sözde bir gerçek payı vardır. Peygamber Efendimiz de Patlıcan'ın yenmesini pek tavsiye etmemiştir. Pek beslenme değerinin olmadığını uzmanlar açıklamaktadırlar.
--Keçi Sütü ile beslenen bir çocuğun HAREKETLİ, Koyun Sütü ile UYSAL, İnek Sütü ile DURGUN ve HANTAL olduğu bir vakıadır. Aslında en faydalı süt Eşek Sütü'dür. Ama insanlar çocuklarına asla Eşek Sütü vermezler. Çünkü KARAKTERi bozulur da ondan. Domuz Eti ile beslenen toplumlarda KISKANÇLIĞIN yok olduğunu görüyoruz. Çünkü Domuz Dişisini kıskanmaz. Domuz Eti yiyen Hristiyan Dünyasının Namus anlayışının ne kadar zayıf olduğunu biliyoruz. Hanımını kıskanmazlar, hatta onun metresine teşekkür ederler, karısını beğendiği ve mutlu ettiği için..
--İnsanlar eğitimle kültürünü arttırabilir. Ancak ASİL olmak istediklerinde hemen olamazlar. İnsan gibi eğitilen ve misafire Kahve getiren bir kedinin, fareyi görünce tepsiyi atarak avının peşinden nasıl koştuğunun hikayesini bilirsiniz. Sonuç olarak İRSİLİK veya SOYA ÇEKİM var ise, Peygamberler TEK BİR SOYDAN seçilmiş gelmiş ise, Kur'an ve Peygamberimiz SOY'a önem vermiş ise, SOY ve ASALET de vardır. ASİL OLAN ve OLMAYAN insanlar da vardır. Özetle ASALET; Düzgün Karakterle Güzel Ahlakın buluşmasıdır Sonuç olarak ASALETİ yabana atmayalım. Sonra ASALETSİZLER bizi yönetirse halimiz nice olur. Söylemesi bizden... 20.6.2004
Mehmet Demir Atmalı
Gazeteci-Yazar
Gaziantep Kuvva-i Milliye
Derneği Genel Başk.Yrd.

Mehmet Demir Atmalı
Kayıt Tarihi : 16.3.2006 09:30:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Mehmet Demir Atmalı