sabah önünden geçtiğin
fırının raflarını hatırla
mis gibi kokan ekmekler
sanki birer bebe gibi
üst üste dizili ve dolu
birde akşamını düşün
farkında mısınız
hayatımızdan geçti gitti
bu gece
sizin kaçıncı bilmem
benim altmışıncı
haziranı m
Yok olmuyorsa korkuların
çocukluğuna dön
kerpiç tuğlallı evlerin arasına
dar sokaklı mahallende ara
yaşadığın yokların sırrını
asırlık çam ağacına dayanmış
yine akşam
sen sokaklarda
ardında lambalar
ve gülümsüyorsun
karanlıkların ardından
rüzgar karşımdan esiyor
öyle bir yerdeyimki şimdi
sırtımı dönüyorum istanbula
ayaklarım bodrumda
bodruma sırtımı dayadımmı
gözlerim istanbulda
sagımda solumda ise
Şimdi bile geçti
ömürden dakikalar
bak bakalım ardında kalanlar
hayat mı yoksa anı mı
yada kaybettiklerinin resmi
şimdi düşün artık koşuyorsun
geleceksen gel
güneş batmak için
ufukta yoruldu
seni beklemekten
kapıdaki zaman
çok inatçı dinlemiyor
ellerim üşüyor derdi
kışın üstünü çizdim
her şeyi şimdi rengarenk
bahara boyuyorum
gülmesini çok seviyorum
sanki bahar çiçekleri
düşünmek seni
yalnızlığın karanlığında
bir şarkıda
hatta bir derenin sularında
gözlerin
nelere benzemez ki
çağırsan gelirim
bir nefes uzaktan
ateş olsan yanmaya
fırtına olsan savrulmaya
gece gündüzün davetini beklemez
yağmurda toprağın hasretini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!