Akşamları pek içmezdim
Çıkmazdım geceleri
Karanlıklar yabancı
Tanımazdım sokak lambalarını
Sinsi sinsi gezen kediler
Mahallenin kabadayısı
hayatın karmaşık yollarında
sende benden gelip geçtin
yıllarda senin gibi geçip gitti
bir kaç canlı hatıra kaldı belki
bunlardan biri bensem içinde
yağmurlu bir şubat sabahı
bir takam vardı
güvertesi şen
bir sen vardın
birde ben
yalana karıştı
ıslatan serpintiler
hayata sürücü koltuğunda bir babayla başlarsın
yıllarca arka koltuktan el sallarsın
hiç aklına gelmez bir vedadır bu el sallamalar
bir daha hiç göremeyeceğn bu insanlar
zaman bakmışsın sen direksiyonda
hayat arkadaşında yanında pembedir yollar
yağmur olmak istemişimdir
hep
aşktan çırılçıplak
vucutlardan süzülüp
tüm zevklerin içinden
toprağa düşmek
KENDİ HAPİSANELERİMİZİ İNŞA ETMİŞİZ
kendimizide içine hapsetmişiz gardiyansız
ayıp demişiz kendi aklımızla günah demişiz
bir kılıf bulup cesareti arka cebe gizlemişiz
elerimizle hep bir yerlerimizi saklayıp
başkalarının biçtiği renklerle gezmişiz
Naz edecek kimse
bulamazsın
sevdalarını anlatacak
yaptıklarını dinleyecek
hikayenle ilgilenecek
ayaklarındaki acıyı
doluydu bu masalar
her sandalyede
bir sevgili bir dost
şimdi gördüğün
gece ve gündüzün
yer değiştirmesi
bunlar da sevdiler
okudular büyük adamlar oldular
kim bilir hangi sokaklarda dolaştılar
hangi çeşmeden su içtiler,
hangi ağacın altında soluklandilar
kimlere korku kimlere sevda oldular




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!