Konuşturur özge marifetini
Parçalayıp kemiklerin etini
Tanımaz alâmetsiz sahibini
Bizim köyün karabaşı itleri
Görünce yalladım hemde gülerek
Hele bir gör insân yaşar
Yalınayak dağlar aşar
Yazdan yaza dolup taşar
Bizim köyün hambarları.
Sırtında yavan çulunda
Neyin hayranlığı avrupalıya,
Giydirdi papucu hep pahalıya.
Sardı aklımızı ipek halıya,
Anamızı ağlattı sarı dümbük.
Dedik ki Avrupa duy sesimizi,
Fırıldaklar ister makam mertebe
Gözü yükseklerde hemde en tepe
Meydan boş olunca serânat yapar
Anırmak yakışır bizim merkebe.
Bozmanın zamanı geldi sükûnu
Bizim orda taka kayıktan olur,
En güzel ayran yayıktan olur.
Adamlığa ermez sarhoşun aklı
İnsân dediğiniz ayıktan olur.
Biraz zayrakıldır bizim deloğlan
Buram buram türkü kokar
Bizim yaylalar yaylalar
Kerem gibi nâr'da yakar
Bizim sevdâlar sevdâlar,
Yel estikçe gider duman
Tutsak sevdâlara, sürgün düşlere,
Bir güzel aşkına dargın peşlere,
Yâd ellerde kalmış yorgun kuşlara,
Konar göçer yuva bizim Türküler.
Kiminin gözünün elâsı gibi
Benim için "kim ki? "diyormuş biri
Anam babam belli Efiloğlu'yum.
Ölenin etini yiyormuş diri
Biz kardeş değiliz elinoğluyum.
Kendine pay çıkarmış adamlıktan
Biz ne olacağız âhır zamanda?
Görüyoruz geri gelmiyor giden.
Bir gün olmayacağız o zamanda,
Söylesene fâni kusurlar neden?
Bu günü yaşarız habersiz dünden
Düşündüm geçmişi düşündüm dünü
Şimdi arar olduk o geçmiş günü
Bilseydim hiç yaşamazdım bu günü
Elde olmadan biz, biz telef olduk
Elli kişilik sınıflarda okuduk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!