Gâmzeli gülüşünden öpüyorum,
Tân yerinin,tam yerinin mechûlem
Ettiğin yeminden utanıyorum,
Cân dediğim,râm dediğim meçhûlem.
Hâlâ yüreğinde şüpheyim sende
Sığarım sanmışım dostun kalbine
Yenildim nefsimin keskin kibrine
Dirisinden çektim küstüm kabrine
Leylâdan vazgeçen mecnûn gibiyim
Mûkerrer ölüyüm ,iklimsiz güzüm
Allâhım! benim bakma kusuruma,
Ben de namazı kendim kılıyorum
Sanıyordum ya! vardım, huzuruna
Meğer Allâh beni kabul edermiş!
Sevap günah senin hesapta şaşma,
Bu ülkenim tapusunu
Çiğnetmezsin namusunu
Hiddetinin namlusunu
Çevir düşmana Mehmedim
Yık bencillik dağlarını
Dağlarına bahar gelmiş
Gözün aydın memleketim
Kavuşmanın vakti gelmiş
Sözüm olsun memleketim.
Yollar uzun yıllar uzun
Adım Sezaîdir memleket Ordu
Oksijenin bol olduğu yerdenim
Pancar çorbasının meşhur olduğu
Bahçesinin gül olduğu yerdenim
Karış karış dolaşmışım her yurdu
Haşin fırtınalar kopar içimde,
Oysa merhamet kokar ellerim.
Ben kızdımmı Cehennem kesilirim,
Sevdim mi Cennetim olursun benim.
Hâkkın tecellisi ecel sağrağı,
Kendi yüküyle gideceği yere
Ağa paşa derken herkes gidiyor.
Hayat bazen makas değiştirtse de,
Sonuç değişmiyor merkez biliyor..
Çaba içinde çaba var,emek çok,
Herkes hasta derde dermân arıyor
Dermân bana dermân derdim dert değil.
Seren sevdasına erman arıyor
Sevdâ benim amma aşkım aşk değil
Enteresan bir âlemin içinde
Gavl-i kelâmımız bal kaymak yağlı
İster yabani de! istersen dağlı
Bizim diyarlarda töreye bağlı
Kurt özünden, mert sözünden bellidir.
Yol alırız fırtınada yağmurda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!