"Üç elma" dedi,
"Bu üç elma..."
Acaba olur mu elmayla gönül alma?
İkisini kopardı dalından,
Koydu usulca yanı başına.
çocuk da olsak
umudumuz nedensiz değildi
daha çok çiçek açmak gibiydi
güneşe yaslanan döngel ağacında
S.GÖL
Bekledim…
gece boyu açık bıraktım kapımı,
rüzgârı bile içeri aldım
belki bir umut uğrardı diye.
Ama gelen hep aynıydı:
Unutmak,
öyle kolay değil sandığın gibi.
Bir bakışında asılı kaldım,
bir gülüşünde mühürlendi kalbim.
Günler geçiyor,
Bir zamanlar vardın,
şimdi kimseye anlatamıyorum seni.
Adını söylediğimde
karşıma çıkmıyor yüzün bile hayalimde.
Bir rüyaydın belki,
Uyandığımda sen dönmüş olsan,
kırlangıçlar küskün göğe sarılsa,
kirlenmiş dünyayı kanat sesleriyle yıkamış olsa.
Bir aşk şarkısı söylese ceviz ağacındaki kuş,
ama sesi yüreğimdeki, eski bir yangının küllerinden ateş olsa.
Gece boyunca sendin yanımda,
sesin rüzgârla iç içe süzülüyordu,
gözlerin, yıldızların yerine geçmişti gökyüzünde.
Dudaklarında yarım kalmış bir şarkı
ben, o şarkıyı içimden usulca ezberliyordum.
“Dedim, kalbim taş gibi olmuş,
Merhameti nasıl öğreneyim?”
“Taş bile suyla yıkanırsa yumuşar,
Sen de gözyaşınla yıka kalbini,” dediler.
“Dedim, yol çok karanlık.”
Rüyanın kıyısında
nefesimle dans eden gölgeler arasında duruyorum.
Her adım bir belirsizlik,
her bakışta biraz daha sensizlik var.
Gözlerim açılmadan önce
Uzat ellerini bana,
ben hâlâ eski günlerdeyim.
Saatlerin durduğu bir sokağın ucunda,
ilk kez seni gördüğüm yerdeyim.
Tozlu aynalarda yüzüm çoğalıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!