Sular kesik,
ekmek yok günlerdir.
Bir hurma çekirdeği bulursa
çiğniyor çocuk,
annesinin susturduğu iştahıyla.
Sevdiceğim kuşlar göçe durdu,
Kanatlarında uzak diyarlara özlem var.
Gökyüzü bir yol, bulutlar yoldaş,
Ben ise gözlerindeki saklı baharda kaldım.
Kuşların her kanat çırpışı ayrılığa benzer,
Yeşilin koynunda uyandığımız zamanlara
bahar derlerdi bizim oralarda.
Gök sinirlenir,
dereler geçit vermezdi;
biz de yeni kanatlanan kuş olurduk.
Uğraksız bir limanım ben,
sessiz gemilerle dolu,
her biri anılardan örülü,
suya batıp sessizce yitip gitmiş.
Rıhtımda yosun sarar yalnızlığı,
Sabahı para açıyor artık.
Güneş değil.
Uyanır uyanmaz
bir rakama bakıyoruz,
nabzımızı o ölçüyor.
Baktıkça deryalara daldığım gözlerin
Esareti mi olur?
Oysa ben onların manasında tutsak kaldım.
Sana kara sevdamı anlatan türküler söylesem de,
Zihnime taktığın kelepçeler
Sonbahar gelmiş Anadolu'ma,
Yaprakların hışırtısı kışı sayıklıyor.
Hayallerim, düşmüş yollara...
Örselenmiş gülü kokluyor.
Bir kadın; sarı ayva, yıkılmış damı topluyor.
ne zaman unuttum seni?
gözlerin nasıldı, sesin nasıldı...
yoksa yalnızca bir renk miydin...
adını bilmeden mi sevdim seni?
mavi diyordum hep,
Bugün yine sensiz yürüdüm mazide,
gezdiğimiz yerlerde hatıran kalmamış;
adını kazıdığım taşlar yosun tutmuş,
zaman sessizce oturmuş kendi gölgesine.
Yamaçlarda koyun sesleri,
Bir annenin kucağında susmayan çığlık,
bir çocuğun gözlerinde
erken gelen vedanın karası.
Gökyüzüne bakıyorlar;
ama gökyüzü taş kesilmiş,
yağmur değil, mermi yağıyor üstlerine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!