Sabah değil bu,
ama sabaha benzeyen bir sessizlik.
Karanlık aynı karanlık,
ama artık sana ait değil.
Ben yürüdüm…
Yolun sonunu bilmeden,
Ayağımın altındaki taşın da
Beni nereye savuracağını düşünmeden.
Çünkü kalbim
Ektiysen hayrı, bırak toprağa,
Her tohum vaktinde filiz verir sana.
Sen vazifeni bil, gerisini bırak,
Tevekkül çiçeği açar sabırla.
Elinden geleni yap, dosdoğru dur,
Özgürlük
her dalda tomurcuk tomurcuk derlerdi;
benim dalım geç açtı.
Mevsimi kaçırmış bir bekleyişin
ince sızısı kabuğumda kaldı.
Bir senle olmaz bu sabah,
Bir biz gerek,
Birbirine bakabilen gözler,
Birbirini duyabilen yürekler gerek.
Bir çocuk ağlıyorsa bir sokakta,
Bazen hiçbir şey söylememek,
en keskin çığlıktır;
toprak gibi susmak,
üzerine düşenin ağırlığını taşımak,
sessizce yutmak her damlayı, her kırığı.
Toprak, omzuma değip
“sıra sende” diyor usulca.
Bir tohum çatlıyor tam yanımda,
karanlığı yara yara
incecik bir umutla çıkarıyor başını.
Töz...
başlangıç değil,
başlangıcı mümkün kılan
ilk sırdır.
Ne zamanla doğar,
ne mekânda yer tutar;
Ben senin
gölgenin bile ardına saklanıyorum,
ışığında yanmaktan korkuyorum belki de.
Şimdi,
bir rüyanın içinde yaşıyorum seni
Bir zamanlar
bir çift göz yeterdi
geceyi aydınlatmaya.
Şimdi karanlık
ışığın bile yüz çevirdiği
bir yorgunlukta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!