Susmak,
bir çöküş değil,
bir doğuşun en sessiz haykırışıdır
Sesin geri çekildiği yerde
ruhun yankısı başlar.
Kar beyazı değildi bu sessizlik,
göğsümde biriken ağırlıkla örttüm kelimeleri;
konuşsam kırılacak bir cam gibiydi hakikat,
susmakla çoğalan yaralarım var.
Pencere buğusunda adını ararken
Ben de kolay unutmadım seni,
ama bazı vedalar
ne söylense eksik kalır ya,
işte öyle bir sessizlikte gittim.
Suç mu, biraz yorgun düşmek?
Ne sen döndün,
Ne ben yol oldum.
Bir kavuşma umudu yoktu artık,
Ben bekledim…
Sen sustun.
Konuşmadın.
Ama her kelimenin yerine
gözlerinle sevdin beni.
Ben de sustum
çünkü bazen
Susuyorsun...
ama o sessizlik,
bin kelimeyi susturacak kadar gürültülü.
Sanki her harfin
önce içime, sonra boşluğa düştüğü
bir çığlık gibi...
Sana seslenmekten
bir deniz kadar yoruldum.
Her dalgam kıyına çarpıp
sessizce geri döndü.
Bir adım daha atsam
Gözünle baktın,
içine ben düştüm.
Bir damla yetti
dağıtmaya suretimi.
Aynaya benzemeyen
Her şey yerli yerinde şimdi,
Sen yoksun ve bu da tamam.
Eksik bir hikâyeydi belki,
Ama o eksikle ben oldum tamam.
Kalbim seni aramıyor artık,
Artık eskisi gibi yanmıyor içim.
Aynı boşluk var hâlâ,
ama içimde değil,
yanımda yürüyen bir gölge gibi sadece.
Varlığını unutmadım,
ama yokluğunu da sevmeyi öğrendim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!