Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Apple
Google
Youtube
Samsung
Facebook…..
Yüzmilyarlarca ciro cep define ve kagit maden kumbaranin…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

On kusurda tamamsın ıslık çalımına kuru yellerin
Yirmibeş dakkaya kalmam , sekme çıkışlı merdivende
Renkli seslere parlak kumaşlara boşalıp boğuldukça haykıran çıldırış..
Haliyle yoluyla bir ayçiçeği kalpağı yahut üzüm salkımı yahut buğday başağı
Yükü ağırlaştıkça ara sokaklara ve yorgun yokuşlara sarkan hayatın trafiğinde
Ve ay kor kızıllarda gümüş sahanlık

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kerstinle
Ben ordan çıktığımda çin lokantası loş ve yorgun birahaneler sokağıydı
Pompadan köpüklü dem doldurup buz koyuyordu bardağa saki barki
Ayakta durmakta zorlanan eski zamanlardan kalma telefon kulübesinin
Sabahın körüne kadar herkesten geriye kalan gecenin bu vakti
Her yerin bir adım fazlasına sapar sapmaz ben sahil yolu ve kerstin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Okul yolluklu ögretili ve terbiyeli ayak oyunundan
Aygün Sinan benden oniki milyon rüsvet gayme papel istediler diyor
Dörtbucuk filan olsa olmaz mi dedim, sanki kardan zarar olur kurtarmaz dediler
Oturak koltugu
Servisi salonu nazar boncugu
Fosforlu mu fosforlu ofisimin süper lüksünde oldu bitti hersey diyor, geldiler ,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

KIRIK BAGLARINDA tam da meseliklerin basladigi yerde, dibi bellenmeyen dali budanmayan tadi mayhos ve kekre yaban armutlarinin ve kaysi agaclarinin yapraklari arasinda CIRCIR böceklerinin saz keman ötüstügü yaz rüzgarlari eserken, bekci aleciginin kivrim kivrim dere boylarindan yukari dolanan cilga yolu yüksek yamaclara görütüren görüs mesafesinde yayla esintileriyle beraber kendine gölgelik yer arayan bozkir incisi MENTESE`de eseklerin anirtisi, ineklerin mögürtüsü, horozlarin efelenmesi, taylarin ve atlarin kisnemesi sanki insanin duldasina oturdugu bagdasliginin dizi dibindeymis gibi, efil efil yankisi duyulurdu.

Bu cagiltinin en cok belirgin ve bilineniyse isinde gücünde olan insanlarin birlikte yasadiklari hayati yiderken ve güderken birbirinin varligina konusup kaynastirdiklari COK SESLiLiGIiN köyden daga bayira; yamactan yamaca; burdan öteye; ve yukardan asagiya yayilip cinlayan can sicakligi, gönül duygudasligi ve birarada yasama sevincinin dingin ugultusun yani sirasinda, TOPAL OCA`nin ezan sesiyle Gobellerin buydaydan ekmege giden tarlalarin ekinlerin ve harmanlarin son yükünü omzunda tasiyarak degirmen eden dönüsü de duyulurdu. Mazotla calisan degirmenin motoru ve sürekli sogutan suyu kücük havuza akan yan örtmelik atlarin ahirina yakin bir yerdeydi. Degirmen yedek taslarinin duvara yakin yerde üstüste durdugu ve boynunda un torbasi takili ögüten kasnaksa motora bagli kayisla dönerek ögüten tasin üstünde unun inceliginden haber veren tahta kamanin tikirdaysina göz kulak olurken, bazan hamza dayi, bazan memed emmi, bazan mustafa dayi, bazan sülüman emmi kime nasil rast giderse artik…yerdeki büyük ambara dökülen un mudur yoksa zavar miyi, cinkpo kürekle bir avuc numunelik niyetine ögütülenden alarak parmaklarinin ucunda ezer üfeler ve ona göre tasin baski seviyesini döner bir mengeneyle ayar düzen ederlerdi. Un ögütülen örtmelikteyse cogu getiren essek veya katirlarin ürkerek inat edip iceriye adim atmadigi, degirmencileri yoran giris kapisinin agrzina kadar sirasini bekleyen cuvallarla doluydu.

Ki bu, aidiyet duygusunun hem insan olmayi güzellestirip zengin eden ORTAK YASAMA kültürünü hem de inanci hic bir pahaya egilip bükülmeyen degismez degerlere kisiyi özenle egiterek onurda kimlikte beyeride bilgide görgüde ahlakta kisilikte paylasimda cesarette yigitlikte mertlikte vicdanda ilimde SAYGIN ve GÜVENiLiR YURTTASLIK bilincine bütyüten sonsuzluk mirasi ve kaynagiydi.
Ben en cok ilk sararan baglarin Keklik Kayaliklari`na, Kirik Cayi`na ve kizilirmak tarafina bakan cüssesi kücük fakat hem kendi hem de cekirdegi tatli kaysilarini severdim. Agustos`un yavas yavas sararan dallari arasinda Nesedin `aslaniiiim eller eller `ine ak ellerin bugum bugum kinali, dedim bayram midir, söyledi yok yok yooook` kosup katarak, aradaki saz gecislerine dilimin tingirtisini yuvarlayarak kendim calar kendim cagirir, keseklerin arasina indikten sonra tas üstüne tas koyarak tatli cekirdek kirarken kulagimda ezan sesi ve degirmenin cigligiyla, günün bitimine yakin anam sepetlere yükledigikleriyle yol ugrumda bense basina gün sicagi gecmis yorgunlara yikilacak gölge arayarak, bayir yolu köye zor cikardim.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Okumayı elden dilden gözden günden akıldan zihinden alışkanlıktan ihtiyattan itibardan ilimden gündemden gönülden ilgiden irfandan dünyadan ve hayattan lüzumsuz gereksize boşlayıp bırakınca insan, anlayıp bilmediklerini merak edip sorgulamaktan da kendini soyutlaştırıp ortadan tümden toptan ve hepten kaldırdığı deliren, depreşen, sapkınlaşan ve derinleşen kirlenmişliklerle kuşatılmış, salaklaştıranlara muhtaç yitik boşluğunun kuyusunu kazıyarak içine düştüğü kasıtlı kurak kötürüm ve karmakarışık sosyal tabutta bir daha asla ve kolay kolay doldurulamayacak ve geri yerine konulamayacak her türlü değerler erozyonunda kesintisiz yıkım enkazlarının çarşılaşmış ezberini tüketme harabından üreyen güdümlü ve denetimli zırcehalet tekrarını çoğaltır. Hal böyle olunca da…

Elbetteki hiç bir hazır kalıp formatlarıyla özel baskıya verilmiş güdümlü fanatiklikle, bağımlı militanlıkla veya TAKMA kurma KAFALLIKLA değil, yaşamın ve toplumsal olup bitenlerin gösterge ibresine göre kimsenin buyruk uşağı yahut sabitlenmiş kulu kölesi olmaksızın Özgür iradeli akıl fikir bellek deneyim sorgulama bilinç sezgi tanım tespit dayanışma birikim duyarlılık donanım ve bakış açısıyla neyi nasıl niçin hangi maksat ve niyetle okuyacağını bilen her kişinin donatıp kotaracağı değerler, araçlar, iletişim ve ilişki ağları, sosyal siyasal kıymetler sayesinde herkesin onurlu liyakatli ve güvenceli ortak paylaşımını kapsayan kaliteli hayat ve inanılır güvenilir nitelikli insan karakteri eğitilir düzenlenir ve donatılır.
Ayraçlar arasında kişiyi kendine, doğasına, çevresine, toplumuna, çağına ve sonsuz sınırsız evrene ekonomik siyasal kültürel sosyolojik bütün etmen ve etkinlikleriyle yalnızlaştırıp yabancılaştıran toplama kampı haline getirilmiş ve her türlü yapay zeka algı çalışmasıyla tecavüz ve tahrip edilmedik hiç bir karşı koyma cesareti bilinci direnci gücü inancı onuru güvencesi iradesi özgürlüğü kalmamış her şeyi maddi çıkarcılığın kulluk köleliğine magazinleştiren cehalet rezalet korku karanlık yağma endişe kaygı özenti gösteriş furya fiyaka dekor kostüm bağımlılıkları bataklığında kendini tanrılaştıranlar karşısında adaletsizliği eşitsizliği zırvalığı dayatmayı acımasızlığı sömürüyü hiç bir hayati refleks göstermeyecek derecede özümsemiş ve kabullenmiş küresel boyutlu sosyal intihar çevrim çarkından, bütün dünyayı aynılaştırarak çözümsüzlüğü çözüm, istikrarsızlığı istikrar, cehaleti ve yozlaşmayı ideal insan ve toplum tarzına markalayan; ve haksız hukuksuzluğu yasal ve sıradanlığa onaylayan algı yönetimiyle topyekün yeryüzü kalabalıklarını bağımlılıklarının kulu kölesi yaparak…
Tüm dünya artık bundan böyle ‘ ye kürküm ye’ manyaklığının herkesi tek tip tüketim bunağına afyonlayıp özendirdiği hesap kitapta olmayan güç, konfor, caka, poz, kılıf, kalıp, suret, model, mumya, tarz, trip, MASKE, fiyaka, şaşa, kibir, tantana, dekor, sunum, ihtişam, kur ve Gösteriş azgınlığına ‘ bak ben senin hayatına bin basan akıl sır yetişmez acaipliklerdeyim’ çöplüğüne aklına eseni işleyerek hiç bir ortak değerleri umursamayana sürgün gitti, dünyadan ayrıldı, insanlıktan çıktı, kudurdu, bozuldu, yarıştı ve kendine yabancı hücresine yalnızlaşmaya kıyamet olup sapıttı.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bana bir şeyler okuyor
Bir şeyler dökülüyor haritası yolu bilinmezlere. ve bakıştığım güzelliklerden yükleniyorum ben beni
Ay ne diyek
Güneşe yıldızlara yele yola ne diyek bu hsl ve gidişin divanesi böyleyken
Aklım ilerisine ötesine mührününü basmıyor hükmü başkaya geçmeyenden aşk diyor gayri bir şey demiyor
Bağlandığı yerden haber gelmeye merak ve hasretiyle boluna dememişler gönül delinin delisi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dünyayi posetli posetsiz cöpe
Köteleyip sacmis akilda ve kalpte tutulamayacaklar arasindan
Kirli mendillerini sallar gibi insanina mahcup agaclara daglara suclu
Elde kalan duvarlar önünde ezik bir gazoz tenekesi carpiyor ayagima
Tepiyorum
Yuvarlandikca tepiyorum

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Geri dönüşü olmayan haldir , doğarsın..
Doğar doğmaz ölünceye kadar da bahar baharsın
her günü biricik yaşam niğmeti
Kendine özgün kimseyle kıyassız iki yakası bir baharsın
Takvimlerden her sayfası her güne yaprak yaprak ömür ikramiyesiyle
Kim sağ kim künyeden kütükten düştü diyerek

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yasami boyunca insanin en etkin ögrenme bilme bulma belleme farketme gözleme izleme irdeleme inanma güvenme bilinclenme gibi hem kendi varligini tanima ve hem de kendi disindaki varliklar etrafinda cevrelenip konuslanan dünyayi algilayip idrak etme kesif merakinin yogunlugunu cocuklukla ergenlik arasi gelisim evresinde olup bittigi gercegiyle, hayatin diger orta ve ileri yas yillari, ögrendiklerinin yanilsamasini veya dogrulugunu saglayan yasam nafakasi kazanmak karsiligi yükümlülükler ve yorgunluklarla gecen ehil olma, akil biriktirme ve tecrübe kazanma süreclerine deger dokunur.
Bilmedigi yasam kainatinin heryerinde olmak isteyen ve hakkinda hic birsey bilmedigi herseyi bilmek ögrenmek isteyen cocukluk-ergenlik evresi sahip oldugu ruh ve beden tazeligiyle henüz yipranip eskimemis olan bütün varligini beslenme barinma korunma gibi gereksinim duydugu asli ihtiyaclara vakfederken, merak ve kesif dürtüsüyle yola koyuldugu kendi farkindaligini yasama kazandirip hayati tanimlama zorunlulugu ayni ihtiyaci karsilayan gereksinimlerin eksik tamamlayan ögesidir. Dünyaya dogdugu ilk yillarda hayatinin hic yazilmamis herseyi kayda gecirmeye hazir ve yetebilecek cok ve büyüklükteyken, orta ve ileriki yas yillarinda yasamin yorup yüklendigi kisiyi kendine ve zamana daraltan kac- göcleri arasinda ögrenip bilmenin genis kapsami artik eskisi gibi degildir ve hizi hevesi seviyesi yipranir pörsür siliklesir sogulmaya düser.
Daha sonraki zamanlarda artik hayatini birikip dolan tasan yigilmalar yüküyle yilmis bedeni sarsilmis ruhu eskimis örselenmis uzuv ve organlariyla dilsizlesip sagirlasan yasam kiyisi kenara cekilmeleri evresinde insan neredeyse bilip ögrenme merakini tetikleyen bütün yetilerini günden güne yitirip kaybederek önce duraganliga, sonra da herseyi yasamin etkisiz elemani gibi cogu gündelik ihtiyaclarini dahi bir baskasinin idaresine birakan sönük ve donuk suskun sessiz siliklesmeye terkeder.
Bütün bu sosyolojik ve biyolojik hayat seyrini hakkiyla insanlik dünyasinda yasatmak, korsan pususu yapay gecitler tünelinde veya KACAK YAPILASMALI kayitdisiligin sadece sömürüye vurguna soyguna yalana siddete korkuya talana vurguna dayali kendi bencilliginden baska hickimseye hayat hakki tanimayan carpik olusumlari öne cikarmaksizin genetigiyle oynanmamis dogal degerler dengesi düsünen, danisan, üreten, paylasan akil fikir ve emek maddi maneviyatiyla ancak mümkündür.
Saygi sevgi ilgi bilgi kültür saglik ulasim egitim sipor müzik mimari sanat gida ilim bilim sohbet ev bark aile brey ve tüm insanlik toplumu bu ayrilmaz bütünlügün esasi ve özü icindir iceriginden sebeplenir ve icerigine kaynak tasir.
Fakat yillar ve yillar boyu insan kendini SERBEST PIYASANIN sinirsiz sorgulamasiz kullanim ve tüketim MÜSTERISI olmaya kayitsiz sartsiz –yeni dünya düzenekli- ilhak ettiginden beri, sürekli yalnizlik ve yabancilasma cogaltip büyüten taciz ve aradigi hicbir yerde insanligini huzura kavusturacak yeryüzü bulamadigi imha, talan, tecavüz, caresizlik, sevgisizlik, güvensizlik, itibarsizlik, degersizlik, inancsizlik, bilgisizlik, linc, zulüm, gecimsizlik, umutsuzluk, ahlaksizlik, sorumsuzluk, karamsarlik, yenilmislik yilginliklarini devamli kendini suclayan hickimsesizligiyle doyurup karsilamanin esir ve tutsakliginda bogulup gömülmesi, bütün buralari kurup kudurtanlarin istahini kabartan IFLAHI KESiKLiGiN temelli tükenisini yerine getirmektedir.

Devamını Oku