Herkesin dalinda yük omzunda canta kolunda kucaginda paket poset
Ya telefon kurcaliyor ya levha bakiyor veya pasaj bulvar avare
Herkesin kancasindan kurtulamadigi hayat askisinin
Neresini ilikleyip neresinden kopacagini bilmeyan dolambaclar ayazinda
Ve aciklar araliginda elinde ya bir bavul ya da bir torba
Dert artirip derman dilenerek
Filede günün erzakiyla dönen aksam gölgeleri
Kagni pazarindan beklesen otobüs duraklarini evlere yükleyip dagitirken
Kavun kokusuyla birlikte ikindi rüzgarlarini akasyanin dallarina
Han camisinden verem hastahanesine heryeri firdönen
Kümbetler sokagi garipler mezarligi kartal..
Kiranardi baglarina dogru ve erciyese tirmanip giden yolüstü hisarcik
Soya ceken kör kütük sanki
Bütün mesele eskilerden kalma elleri kollari sivali tükrüklenmis avuc ici
Dünyanin neresini neresinden tutup kavrayacagina bilip bilmeden
Taa ki arsimed
Suyun kaldirma kuvvetini donsuz kilotsuz sabunlu köpüklü hamam tasiyla
Cevheri tenekeden ayiracagina
Daha topragin altinda tohum dalindayken cicek
Dalinda cicekken ve topragin altinda tohum
Gida zehirlenmesiyle ekilip bicildigi ölü döngüden carsiya bazara evlere
Dolasip gezmedigi yer
Dokunulup islenmedigi evre kalmayan
Tavuklar danalar kuzular koyunlar tekeler oglaklar ördekler tosunlar
Bilinen görünen o dur ki,
Sakli gizli gelecegini sessiz ve görüntüsüze alarak haberli habersiz
Bakip geciyor hemen caddeden yoldan sokaktan
Ne huzur ne sevgi ne ask günü yüzü görmeden
Kendine hic kimseyi tanimadik tavri takiniyor
Yabancinin yabancisi süsü verip veristiriyor
Ay tahsilinde, günesse cirilciplak gönlümün sarayi
Bir baska sayfalardan okuyor öteyi beriyi askindan yudumlayarak
Dersin ki
Saat mi yanlis gün mü erken yer mi olur olmazin adresi
Gelmemelimiydi yani bu sogukta bu atesler baskini har ve yar
Pancurlarini acmadan biliyorum duvarin disindaki ziyareti
Neyse ne işte
Bir öyle vaaar
Bir böyle…!
Şöyle böylesi, var yani
Var mı..?
Var…!
Gecenin de bir yüzü var
Kanadigi yerden hayat fiskiran herseye
Kolunu kucagini sarip kundaklayarak, kumasin rengi ve gecenin yüzü
Simsiyah..
Sessizligin suvarisini islik calan rüzgarlarla akrebe yelkovana
Kapilarin disarda koydugu yerden koynuna alarak seni beni onu bunu herseyi
Gece yarisi
Ay vaktinde subatin
Bas veren derde bel veren telasa darda koyup giden araya
Ömür dünyadan can bedenden insan hayattan
Günden haftadan yurttan mekandan
Sag iken duymus istmistir havadisi rüzgardan
Kar camur buz ayazla `izine gelmelerinI getirdigi soguk günlerin simsicak gözle görünür elle dokunur dille söylenir düsle yasanir hasret hayalimsileriydi…
Kilitleri tiklim tiklim kusaklarla etrafi sarili baglardan cözülüp cilan valizlerde kimi kutusundan kimi ambalajindan herkesin kedininkini bekledigi merakin gömlekler etekler bluzlar enrtariler pantollar boyunbaglari gocuklarin nakisli kurdeleli ve püsküllüsüyle, el cantalarinda ütüden kanevice dominolarina, igne iplige, ev ve mutfak aletlerine, cizmelere , sulu boya takimlarina, tras makinalarina ve nice niceleriyle, genelde aksamin alaca karanligi cökerken daglarin mor sessizligi icinden cikar gelir; ve sabahi bekleyemezdik kucak dolusu sarilmalarin bize babami getirdigi koskcaman huzurun dizleri dibinde tütün sarar yakardi gazli cakmaginda geceleyin, herkesle beraber konuya komsuya ebeye dedeye tüm özleyip sevdiklerime hediyem olsun diyen..
En cok da her sefer bir baskasi radyo getirirdi. O gelmeye son getirdiklerinin ne kulpu kalirdi ne ibreyi gösteren dalgayi arayan ve aksam kararir kararmaz isli ciranin yetismedigi yerlerde yakip yakip söndürdügü, carcabucak pil harcayip tüketen lambasi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!