Siz nefes alan .Ve iki ayağının üzerine direnen herkesi canİımı sanırsınız....Degil... Allah'ı zikretmeyen...Ve günlük olarak, ona şükretmeyen her ruh ölüdür..Zikretmedigi ve şükretmediği için insanların bir çoğu daha ölmeden ölüp gitmektedir...Ama henüz, kendisine emanet olarak verilen bedenini gerçek sahibine teslim etmediği için kendisini canlı sanıp,hayatın rutinini yaşamaya devam etmektedir...Oysaki ruhun ölü olduğu insanın yüzüne bakıldığında anlaşılmaktadir...fakat her göz, bunu görememektedir......peki kim görür bu yaşayan ölü ruhları..Perdeleri kaldırılmış insanlar.... Perdeleri kaldırılmış Allah'a yakın olan ruhlar, insanların yüzlerine baktığında O ruhun canlı mı ölümü olduğunu hemen anlarlar...
Evet....İnsanlar doğmayı ana rahminden çıkmak zannederler...Oysaki gerçek doğum, ana rahminden çıkmakla değil...İnsanın ruh ve beden kalıbını kırıp...Nefsini diz çöktürmesiyle..Böylece Allahla kul arasındaki ilk perdenin yırtılması ile yaşanır....
Ölümü ise, ruhun bedeni terketmesi zannederler..Oysaki gerçek ölüm, zikrin şükrün ve Allah sevgisinin bedeni terketmesi sonucu,insan bedenindeki nurun çekimesidir...
Hamilelikte bebeğin anne karnındayken, içinde bulunduğu...Bebeğin büyümesini ve korunmasını sağlayan amniyotik kese neyse..Allah sevgisi odur....kesenin içinde, bebeğin çevresini saran...ve onu besleyen amniyon sıvı neyse..ruhun etrafını çevreleyen, onun büyümesini gelişmesini sağlayan .zikir ve şükür odur.... Nasılki bu sıvı, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için hayati öneme sahipse..Zikir ve şükürde ruhun büyümesi ve gelişmesi için hayati öneme sahiptir... Kese yoksa bebek yokrur..Zikir ve şükür yoksa, ruhta canlılık emaresi yok.....Zikirsiz ve şükürsüz yaşanılan İslam inancı tıpkı dış gebelik gibidir...kese vardır...Ama içinde hayat yoktur...
Anlayacağınız....Biyolojikmen yaşayan...ama ruhen yaşamayan milyarlarca insanın ikamet ettiği bir dünyada yaşıyoruz...Unutmayalımki;...Biz bizdeki özü doğurmadıkça ..., yaşıyor sayılmayız...
Dünyaca ünlü film ve dizi platformu Netflix'ten yıllardır çocuklarımızın beynine pislik akıtılıyor...RTÜK'ten ondan bundan tık yok...
Hatırlarsanız 2019 yılında Netflix'te yayınlanan '3 Altında: Arcadia Hikayeleri' adlı çocuk animasyon çizgi dizisinde yer alan 9-10 yaşlarındaki iki kız çocuğunun yakınlaştığı sahneden dolayı Netflix'in yayın politikasına karşı tavrımızı ortaya koymuş...
"Durdurun artık bu lağımı.." demiştik ..Ama dediğimizle kaldık..Çünkü aynı eşcinsellik sahneleri halen başka çizgi filmlerde ekrana geliyor ..Netflix,yıllardır bebek yaştaki çocuklarımızın beynine eşcinselliği kazıyor..biz ise çapa tıp fakültesine cinsiyetini değiştirmek için başvuran 4 000 genci konuşuyoruz..."neden bunlar oluyor" diyoruz.. eğitim sistemini falan suçluyoruz...Ama nedeni ortada...
-Netflix ve türevi medya platformları..
Devlet artık buna dur desin..Aksi halde Allahın laneti sadece bunu yazanların yayınlayanların üzerine değil.. bu türden eşcinsellik propagandası yapılan yayınların videoların ve resimlerin...sanatçı müsveddelerinin, gerek sosyal medyadan ve gerekse görsel ve yazılı basında yayınlanmasına izin verenlerin de üzerine olacaktır.. şimdilik diyeceklerim bu kadar..
İnsanlar sadaka vermenin değerini bilselerdi,daha sık sadaka verebilmek için iki kat daha fazla çalışır..Daha az yer..Daha az tüketir..Artırdığını biriktirmez...hibe ederdi..
Düşünsenize..! Sadaka veriyorsunuz...ve verdiğiniz sadaka, fakirden ve ihtiyaçlıdan önce Allahın eline düşüyor. Ne muhteşem bir yaratım.... Ve ne hoş bir alışveriş... Sadaka veriyorsun,... Karşılığında dünyanı ve ahiretini satın alıyorsun.... Ne muazzam bir kâr marjı... Anlayabilen için ne büyük kazanım....
Ne varsa ALEM 'de..
Hepsi ADEM'de...
Unutma..!
Sen sadece Adem değilsin..
Aynı zamanda alemsinde...
Ademin gözü neye bakarsa, alemin yüzü ona döner..
Neyi seversen... Neye karşı ilgi alaka hissedersen, o olursun...Çünkü sevdiğin şey ve sevdiğin kişi vücudunun kimyasını ve simyasını değiştirir..Alaka hissettiğin şey, seni değiştirir dönüştürür...Ne demiş mevlana;
"Gönül ne tarafa işâret ederse,
Beş duyu da eteklerini toplar o tarafa doğru koşar..." Bu yüzden sevdiğin ve alaka duyduğun şeyleri çok özenle seç... Sevdiğin şeyler senden daha değerli ve daha kıymetli olsun ki, kıymetini artsın...maddi manevi pahan yükselsin... Unutma..!
sen neyi seversen o olursun.. değerli olan sevki, Allah içini değerli olanlarla doldursun..
Nisa (KADIN) suresini açıp, Bir kez bile anlamını merak edip okumamış...Allahın kadınlara tanıdığı hakları ,kadınların toplum ve aile içerisindeki hukukunu öğrenmemiş, adı müslüman olan bacım, Amerika'da yıllar önce yaşanan, vurmalı kırmalı yakmalı dökmeli münferit bir olaydan dolayı kadınlar günü havasına girmiş..Hem, hemcinslerinin kadınlar gününü kutluyor...Hemde gelen tebriklerle mutlu oluyor...
Aklını seveyim senin aklını...Bir insan kendi cahiliyetini ancak bu kadar dışa vurur... Kendi değersizliğini ancak bu kadar belli eder... Bu ülkenin entel cahillerine diyecek başka hiçbir şey bulamıyorum..Nokta..
Niyetler,gideceğin yolu değiştirmese de varacağın yeri, alacağın sonucu değiştirir...
Bırak insanlar kötü olsunlar... Sen kötülerden olma..
İyi niyetinden dolayı kaybet... Ama iyi niyetini asla kaybetme...
İyilik iyidir azizim..İyilik iyidir .
Farklı evlerde,
Muhammed suresi 7.ayet;
" Ey iman edenler! Allah’ın dinine yardım ederseniz,O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır..."
Pekiiii....Ne Allah’ın...ne de gönderdiği dinin bize ihtiyacı varmı...?
yok.... Öyleyse nedir bu ayetteki gizli sır...? "NİYET"....
Bizi Kurtuluşa erdirecek olan şey niyetlerimizdir...Allah bizi niyetlerimizle imtihan etmektedir..Biz Allah'ın dinine yardım etmeye niyet ettiğimiz...Ve bu uğurda yola çıktığımız vakit, safımızı belli etmiş oluyoruz...Diğerlerinden farkımızı ortaya koyuyoruz.. Allah'ta hem dünyayı hem ahreti hizmetimize veriyor.. Ummadığımız anlarda, Ummadığımız yardımlar imdadımıza yetişiyor....Allah'la iş birliği ne hoştur görebilene....Ne mutlu onun için verebilene..onun için sevebilene..onun için vazgeçebilene..onun için savaşıp,onun için ölebilene...
Hıristiyanlar, Noel geleneğinin hazreti İsa'nın,doğumu sebebiyle kutlandığını zannediyorlar... Hz. İsanın doğum gününü kutlamak için ibadet olarak gerçekleştirdikleri ritüelin, aslında paganların(yani çok tanrılı dine inananların) kutladığı bir ibadet olduğunu bilmiyorlar...Aslı İyibariyle, Noel kutlamalarının Hıristiyanlık ile uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur..M.S. 336 yılından itibaren, yüzyıllardır Hasat Tanrısı Saturnus adına yapılan kış dönümü eğlenceleri, kültürel etkileşimle ve dinsel yozlaşmayla birlikte, Hz. İsa’nın doğum gününün kutlandığı eğlencelere... yani Noel Kutlamalarına dönüşmüştür..Hani Bizler, sürekli olarak
"dinler arası diyalog" diye ortaya atılan safsatanın tehlikeli birşey olduğuna vurgu yapıyoruz ya...İşte bunun ana sebebi budur... dinler arası etkileşim, Güçlülerin gerek Medya organlarını ve gerekse ekonomik varlıklarını kullanarak, kendi dininin ritüellerini karşı tarafa empoze etmesini beraberinde getiren tehlikeli bir yakınlaşma biçimidir...
PEKİİİİ..NOEL NEDİR..!
M.Ö.300'lü yıllardı...Ortada ne Noel baba..Nede Hz. isa vardı...Ne Noel’in Noel olduğu... ne de yılbaşının yılbaşı olduğu günlerdi..Hz. İsa bile henüz dünyaya teşrif etmemişti...
Müslüman için gelecek yoktur...Yarın yoktur...Dünde yoktur...Dün bitmiştir...AN vardır..Şu an vardır..Gelecek korkusunu veren..Ve gelecekle alakalı vesveselendiren...planlar yaptıran şeytandır..Dün yoktur..Dünkü günahlarınızla alakalı paniğe kapılıp, Allah'tan ümidinizi keserseniz.. başkalarını Allah edinirsiniz..Bu yüzden, günahlarınız olduğunu bilin ... Tövbenizi edin...Ama asla ümidinizi kesmeyin...Eğer böyle korkularınız varsa, Allaha sığının..Samimi tövbe edin...Daha dünyadayken..ve henüz vakit varken günahlarınızla olan bağınızı buradayken kesin..Çünkü şeytan, kulların ümitsizliğe düştüğü anları kollar..
Allahın büyüklüğünden şüphesi olan şeytanın "gelecek" vesvesesinden korkar...Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inandığını söyleyip... hakkı ile inanmayan insan, şeytani tayfanın planlarından korkar... Düne takılıp kalan insan, ümitsizliğe düşüp..sadece yanacağına odaklanır..Allah'tan ümidini Keser.. farkında olmadan şeytanın vesvesesinden korkar...Allahın cömertliğinden şüphe eden insan, vermekten, yardım etmekten..ve elindeki malın eksileceğinden korkar..Oysaki yeryüzünde ve Kainatta iğneden ipliğe... zerreden bütüne, bütün mülkün sahibi Allahtır.. dilediğine dilediği kadar veren O'dur...Onun malını mülkünü sahiplenip...kendi malıymış gibi biriktirip... üzerinde tasarruf etmeye çalışanlar, mutlaka bunun karşılığını ceza olarak Allahtan bulacaktır..Veren odur...Sen değilsin..Allah vermeyi diler..kanal olarak seni kullanmayı arzu eder..Ama sen onu vermeyip esirgersen, rabbimde sana vermekten vazgeçer..Yani veren değil..vermekten sakınan kaybeder...Allahın biyüklüğünden..Azamatinden..planlayıcılığından şüphe etmeyin...ALLAHTAN KORKAN...KULDAN VE KULUN PLANLARINDAN KORKMAZ...ALLAHTAN BAŞKASINDAN KORKMAYIN..KORKMAYAN KAZANACAK..Bizler, bir bilgisayar oyununun oyuncularıyız...Oyun bittiğinde, En çok veren..Ve en cesur olan kazanacak...Unutmayın..YARIN YOK..AN var....ŞU AN var...Şu an geçtiğinde bir daha geri gelmiyor...Çünkü DÜN'de yok... Bu yüzden Bırakın artık geçmişten korkmayın... bırakın gelecek için planlar yapmayı...AN'ı yaşayın.."Şu AN Rabbimi Razı etmek için neler yapabilirim" fikrine odaklanın...
ALLAH MUTLAK HAKİMDİR...O kulunun kalbini saniyede 40 kere yoklar.... kalbinizi görecektir...Ve sizi, Sizin onu sevdiğinizden daha çok sevecektir... NOKTA..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!