Karga kuşu ne bilsin gülün kıymetini,
Gül bülbülden,bülbül gülden sorulur...
Tok adam ne bilsin balın kıymetini..
Nimet açtan, aç, muhtaçtan sorulur..
Züleyha olmayana sorulmaz yusuf...
Çölde aramayla bulunmaz leyla...
Kar inmiş dağların eteklerine...
Bal düşmüş arıların peteklerine..
Herkes yatmış sıcacık yataklarına..
Ben uyumadım.. bekliyorum..
Gelirsin diye..
"Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; dönüş de ancak O'nadır. " ayetinin yeri göğü titretmesidir...Allahu tealanın;
"Kulum..kalk ve titre...Depreş ve Uyan..Mülk, senin değil.. Benim.. 'hayatım boyunca, çok çalıştım kazandım ve benim oldu' sandıklarında benimdir..Sen kazanmadın..ben sana dünyadayken ailene ve fakirlere kullanman için emanet ettim...dilersem, sana yıllar içerisinde verdiğimi
saniyeler içerisinde geri alırım" seslenişidir...Bu sesleniş, özellikle fahiş kira geliri için fakirin fukaranın..evine ekmek parası götürmek için koşturan insanların haksızca ve hadsizce kanını emen ev ve iş yeri sahiplerinedir ..ilmi musadan alıp, kadri kendinden bilen kârunlaradır...
Ve kar yağacak bir gece sabaha karşı...
İçimiz titreyerek uyanacağız..
Martılar saracak bembeyaz arşı..
Hepimiz umuda bulanacağız...
Çocuk çığlıkları saracak tüm sokakları..
Gerçek bir müslümanın kavgası asla ve asla kişilerle değildir...Kişilerin sergilediği Yanlış davranışlarladır...
Dolayısıyla suçlayacak,kınayacak, kavga edecek kimse yoktur...Düzeltilmesi gereken yanlışlar vardır..Karşımızdakiler bizim için sadece bir aynadır..Bu dünyada "ben, sen, o" yoktur..."Biz" vardır... bir insanın yaptığı yanlış bütün insanlığın yaptığı yanlıştır...Ve bütün insanlara zarar verir..
Es geçilmeyecek en somut gerçek şudur;
"Ben, sen,o "yoktur alemde...Biz vardır...
İnsan daima ve sadece kendisiyle karşılaşır..
Günümüzde en çok birbirine karıştırılan kavramların başında eşitlik ve adalet kavramları gelmektedir..Toplumun büyük ekseriyeti eşitlikle adaletin aynı şey olduğunu savunur..Fakat eşitlik çoğu zaman adaletsizliğide beraberinde getiren bir olgudur..Ve bunu bilenlerin sayısı pek azdır...Allahu teala bile yarattıklarının hiçbirini eşit şartlarda yaratmamıştır...Herbirini meşrebine, mizacına ve mensubu olduğu toplum yapısına göre farklı farklı yaratmıştır...Buna bakarak Bazı insanlar,
"Allahu Teala bütün insanları her bakımdan eşit yaratsaydı, daha iyi olmaz mıydı..Eşit yaratmadığı insanların, aynı cenneti istemeleri adaletsizlik değilmi..?" diyorlar... İnsanların bunu söylemelerinin sebebi
İnsanın yaratılış gayesini bilmemeleridir..Yaradılış gayesi bilinemeyincede dünyadaki hadiselerin sebebi hakkıyla anlaşılamaz... Anlayanların sayısı pek azdır...
Evet..Dünya, ahiretin imtihan yeridir. Herkes her bakımdan eşit olsaydı, yeryüzündeki farklılıklar ortadan kalkar, imtihanın manası kalmaz, iyi ile kötü ayrılamazdı...
Kâinattaki herşeyin ve herkesin yaratılış gayesi farklıdır..Yaradılış gayesi farklı olan herşeye ve herkese aynı şekilde davranmak, veya onlardan aynı şeyleri yapmalarını beklemek, eşitlik değil, adaletsizliktir...Mesela erkeğe niçin çocuk doğurmadığı ve süt vermediği sual edilemez... Çünkü erkek, süt vermek için yaratılmamıştır.. Ne bedeni ne de mizacı buna uygun değildir...Mesela köy yerinde yaşayan bir kadının ceylan avına gitmesini beklemek,kadın erkek eşitlik beklentisi değil, adaletsizliktir...Çünkü kadınların mizacında, avcılık yapmak yoktur...Balıktan, kuş ile birlikte uçmasını, kuştan balıkla birlikte yüzmesini beklemek, mizaca aykırılıktır...
Yani herşey mizacına göre taksim ve tertip edilmiştir..Allah bile , yaratırken mizaca ve meşrebe göre yaratmışken,insanoğlunun herkesi ve herşeyi eşitleme çabası, nafile bir çabadır...Mesela son yıllarda, toplumlarda sıkça kadın erkek eşitliğinden bahsedilir oldu.. Allahu teala kadını evi tertip ve düzene sokmak için, çocuklara muallimlik etmek için yaratmışken, erkeği avcılık için yaratmıştır...
Küsler barışır..
ölüler kavuşur..
Olmaz dediklerin olur..
Ölmez dediklerin ölür...
Benim meselem başka mesele...
İnsanın tenini koklarsan sarhoş, Ruhunu koklarsan aşık olursun..
Ten kokusu uçucudur..Nefsle sevgi geçicidir..Ruh kokusudur gönülde bâkî kalan...
Kimbilir...
Belki bir gün kıskandırırız İstanbul’u...
Çay içer, hasret gideririz..
Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme,
Üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme.
İyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanma,
Geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme.
Dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün,
Bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme.
Kedi kuşu avlamak için usulca yanaşıyor...Fakat yanaştıkça, kuşun kendisini görmediğini ve görme engelli olduğunu fark ediyor..Onun bu halinden faydalanmaktan vazgeçip, gagasına bir öpücük konduruyor..ve oradan uzaklaşıyor...
Şu anda Ortadoğu'nun göbeğinde bir ülke var...Etrafı kuşatılmış...ne içeriden dışarısı, nede dışarıdan. İçerisi gözükmüyor...Ne içeriye kimse girebiliyor..Nede bu ülkenin dışarıya çıkmasına izin veriliyor...Bu ülke kör ve topal... Ama bunu kimse görmüyor..duymuyor..Tepki vermiyor... kuzuyu çobanla birlikte yiyorlar...Sahibiyle birlikte yas tutuyorlar... Açıkça söylüyorum...yaşanan bu vahşete sessiz kalan herkes ve tüm ülkeler bu kediden daha hayvan...Daha vahşi daha aşşağılıktır benim gözümde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!