Şenay Tek Şiirleri - Şair Şenay Tek

Şenay Tek

Laf açıldığında
Ocakta kül, bahçede gül bırakmayız,
Aşkı sığdıramayız kelimelere..
Ne yazık..!
Peygamberin devesi kadar aşık değiliz peygamber'e..

Devamını Oku
Şenay Tek

Dile kolay seni unuttum demek..
Dile kolay gelir, yüreğime zor..
Kolay amma gülü kuruttum demek..
Kuru gülün kokusunu gelde bana sor..

Gönül defterinde saklasam olmaz..

Devamını Oku
Şenay Tek

Dinden uzak yaşayan, inanmayan insanların hayat anlayışı doğum ve ölüm arasındadır... İnanmayan insanlar hayatı doğum ve ölüm arasında sıkıştırdıkları için, bu kısacık zaman dilimini mutlu geçirmeye çalışırlar....Çünkü, ölüm bu insanlar için gitmektir... gitmek ise bitmek demektir...işte hayattaki hız ve haz tutkusu ordan çıkar.. Hızlı yaşam ve haz dolu yaşam öykülerinin altında yatan sebep budur... İmandan münezzeh insanlar, gideceklerini düşündükleri için gitmeden önce her türlü hazzı yaşamak isterler... Hayatlarına daha fazla haz sıkıştırmak isterler... Haz ise şeytanın silahıdır.... Çünkü şeytan keş çalışır...Hazzı anında tattırır insana.... İnsanlar bunu severler... Bu yüzden azdıkça azarlar... Fakat inanan insanlar için ölüm ve doğum yoktur... Bu insanlar ezeli de bilirler.. ebedi de bilirler..İnanan insanlar için hayat bezmi elestte başlar...Onlara göre Ruhlar, doğum esnasında değil... kalu belada yaratılmıştır....Ve ruh ölümsüzdür...Dolayısıyla ruh sonsuzdur..ve ona ölüm yoktur... Kur'an-ı Kerim'de "her ruh ölecektir" demez.. "her ruh ölümü tadacaktır" der... Ölmek başka şeydir... Ölümü tatmak başka şeydir... Bu yüzden inananlar hayatı hızlı yaşamazlar...anın tadını çıkarta çıkarta yaşarlar..

Devamını Oku
Şenay Tek

Bir tarafta "din güzel ahlaktır" diyen peygamber efendimiz...
Diğer tarafta gece gündüz göstere göstere ibadet edip, efendimizin ve kuranın ahlakıyla ahlaklanamayan günümüz müslümanları..Öyle görünüyorki;
Ya biz dini yanlış anladık...Yada biz dini yanlış anladık...Yada biz, kuranı kerimi ve efendimizin hadislerini yanlış kavradık...
Öyle sanıldığı gibi; İbadet, namaz kılmak oruç tutmak hacca gitmek değildir...Bunları yaparken, yatıp kalkmaktan, aç kalmaktan , vermekten almaktan ruhumuza geriye kalandır...Yani o hal ve tavırdan ruhumuzun gıdalanmasıdır...ibadet, farz veya sünnet olduğu için yaptığımız ritüellerden elde ettiğimiz güzel ahlaktır... Yaptığın ibadet ahlakını güzelleştirmiyorsa, Bu sadece yatıp kalkmaktır.. aç kalmaktır... Nefsini mutlu etmek için para harcamaktır..

Her hacı hacı olmaz, Mekke'ye gitmekle..

Devamını Oku
Şenay Tek

Dış görünüş perdedir..Cevher özde saklıdır..Perdeler kalktıkça özdeki sır açığa çıkar...Senin dünya ve dünyalık için gösterdiğin başarı sen ile özün arasındaki perdedir..Perdelerini yırtmadıkça, özünde sakladığın cevher ortaya çıkmaz..
unutma...! aynada gördüğün sen değilsin..yırt perdelerini..Yık duvarlarını..Gör özünde sakladığın eşsiz meyveyi...

Devamını Oku
Şenay Tek

Her nabzı atanı diri mi sandın...
Diyar diyar dolaşan ölü ruhlar var..
Ebu Cehili Ebu lehebi ölümü sandın...
Onlar damarlarda dolaşıyorlar...

Devamını Oku
Şenay Tek

Gerçeğe uyananlar dışında Kimse farkında değildir ama herkes bir frekansa, yani titreşime sahiptir.... Yani herkesin DNA salınım oranına göre bir titreşim gücü vardır..sahip olduğunuz titreşimin (frekansın) ölçüsüne göre, size en yakın titreşime sahip insanlarla, yerlerle, zamanla, olaylarla rezonansa girersiniz.. titreşim olarak size Uzak insanlarla da aranıza mesafe girer... İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yan yana gelebilirler... Aynı zevklere sahip olurlar... Aynı şeyleri okumayı severler... Aynı türden yemeklerden hoşlanırlar... Aynı müzik türlerini dinlerler... Aynı sohbet ortamlarında bulunmayı severler.. Allah'a ibadet etme şekilleri birbirine yakındır... Hani bazen birbirini çok seven iki eş, Aradan birkaç yıl geçtikten sonra birbirlerini sevmemeye başlarlar ya.... hani yaptıkları hal ve hareketler birbirlerine batar ya.. işte bu da frekansla alakalıdır.. eşlerden biri diğerinin frekansından düşerse, zevkler ve ortak noktalar azalır...ilgi alanları farklılaşır...Çoğu insan bu yüzden ayrılır... ama bu konuyu bilmediği için, hep ayrılıklarına başkaca sebepler uydurur...Yine bu yüzden arkadaşlar birbirlerinden ayrı düşerler... Rezonansa (etkileşime) giremeyen iki frekans, birbirini iter...Aralarından birinin frekansı yükselir; diğeri aynı kalırsa, ikinci kişi diğerinin hologramından düşer..Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, diğerinin frekans aralığının dışına düştüğünden dolayı bağlantı kuramazlar....Çünkü frekansı değişen iki insan artık birbirini madde olarak görsede, mana olarak göremez... Bu yüzden de bağlantı kesilir..Bizler insanlarla ayrı düşme sebebi olarak, mesafeleri bahane ederiz..iş yoğunluğumuzu bahane ederiz... Karşımızdaki kişinin hal ve tavırlarının değiştiğini bahane ederiz.. ama gerçekte bunların hiçbirisi doğru değildir... Titreşim değerleri aynı olan kişiler birbirleriyle etkileşim içindedir.. rezonans halindedir.. titreşimi değişen insanlar birbirlerinden uzaklaşırlar...eşyaların evlerin, Şehirlerin..hatta ülkelerin bile bir titreşim değeri vardır.. Herkes kendi titreşimine yakın olan yerlerde yaşamayı Arzu eder... oranın hayalini kurar...

Devamını Oku
Şenay Tek

Hikmet ile döner dünya,
Hikmet ile doğar, güneş,
Ruh ruh ile değilse eş,
Aşk kemendi takılmazmış..
Kalpten gelir ilahi ses,
Ruhtan gelir her bir nefes

Devamını Oku
Şenay Tek

Bir yılı daha devirdik adına dünya dediğimiz handa...
Bekleyenlerimiz var, biliriz..menzilde, lâ mekanda..
Her şeyin hesabının sorulacağı gün için yüce divanda,
Hesap defterimiz kabarıyor her dem her anda..
Evet...
Ben bezmi elestte gidiş dönüş bileti kesilmiş bir ruhum, bir yolcuyum..

Devamını Oku
Şenay Tek

Tam dokuz yıl boyunca yatılı okullarda okudum... Sadece yaz tatillerinde evde olabiliyordum..Haliyle yaz tatillerini iple çekiyordum.. Ah bir de annemin yaz temizlik seansları olmasa daha rahat edecektim.. ama olmuyordu işte.. annemin de yaz ritüelleri vardı... azıcık güneşi görsün hemen heyecana kapılıyor bir an önce temizliğe başlıyordu...3 ayın bir ayı annemin temizlik ve kış hazırlıkları ile geçerdi..Çok kızardım...Annem halı yıkardı..yün döverdi..erişte, mantı keserdi..tarhana yapar,melemenlik kaynatır, türlü türlü reçeller pekmezler yapar,daha birçok işle meşgul olurdu.. bu işlerle de kalmaz aynı zamanda bizi rahat ettirmek için elinden geleni yapardı... Sadece bu kadar mı..? Tabii ki değil... bizim anahtarımız kapının üzerinde dururdu.. anahtarı çeviren içeri girerdi...Gelinimiz gidenimiz, yatıya kalanımız çoktu... Annem bir de bunlarla uğraşır, fakat hiç şikayet etmezdi...yorulan oydu..kızan bizdik..Tüm bu işleri yaparken çoğu zaman zorla bizede öğretmeye çalışır;
"Yaptığınız banaysa, öğrendiğiniz kendinize kızım.. hepiniz her şeyi öğrenmek zorundasınız.. yarın el kapısına gittiğinizde ben kendime küfür ettiremem" der, zorla bizide işin içine çekerdi.. Bu yüzden yazın gelmesini annemin halı yıkamasını yün dövmesini, kış hazırlıkları yapmasını hiç istemezdim..
Aradan yıllar geçti..Anneme babama kızdığım hangi husus varsa, şu anda aynısını ben yapıyorum....Bir tek halı yıkama hususunda biraz gevşek davranıyordum...Yıllardır halı yıkamamak için direniyordum.. Ama halı yıkamacıların üstünkörü yaptığı iş artık canıma tak edince bu yıl halıları kendim yıkayayım dedim.. ve bugün şeytanın bacağını kırdım.. halıları yıkadım.. hem yıkadım, hem anneme dua ettim..Çünkü halı yıkamanın bile bir ırbı vardı.. önce halılar ıslatılır.. bir iki saat bekletilir. Sonra 2 3 defa deterjanla yıkanır.. sonra halının arkası yıkanır, sonra arap sabunuyla, sonra Hacı şakir'le yıkanır, en son olarak da yumuşatıcılı su ile yıkayıp, durulayıp nokta koyulur..Bana bunları annem öğretmişti...Canım annem iyiki var..iyiki benim annem, ve ilk öğretmenim...canım benim..İYİKİM... Yaz tatillerimin katili olsa da, seviyorum ben bu güzel kadını yaa..

Devamını Oku