Şenay Tek Şiirleri - Şair Şenay Tek

Şenay Tek

Toplumda günahların her türlüsü konuşulur..tartışılır..Televizyonlardaki gerek dini vede gerekse tartışma programlarında Allahın varlığı bile tartışma ve program konusu yapılırda, nedense; faizin haram olduğunu konu alan tek bir televizyon programına dahi rastlamazsınız...
Niçin...?
Çünkü, müslüman ülkeleri yöneten medya patronları, aynı zamanda gerek görünür vede gerekse görünmez şekilde bankaların sahibidir..Tüm ülkelerin halklarını bankalar üzerinden soyarlar..İnsanlara paylaşmayı değil..birikim yapmayı aşılarlar..İnsanlar akşamlara kadar, sabahlara kadar eşşek gibi çalışırlar.. birikim yapıyorum diye, paralarını götürüp, bankaya yatırırlar..Ağızlarına faiz veya katkı payı diye bir parmak bal çalınır...Bankaların sahipleri onların kazandıkları parayla keyif çatlatırlar...avam olan hslk ise, çalıştığını biriktirdiğini bile yiyemeden göçüp gider...Bu şekilde yaşarkende, birikim yapacam diye, en yakınındaki insanların..hatta hatta anne babasının, kardeşinin bile yaralı parmağına işemez..
Bir ülkenin insanları kolayca nasıl sömürülür...yada kolayca nasıl helaka sürüklenir derseniz, bunun en kestirme yolu, onların ülkelerine bankacılık veya finans sistemlerini sokup, onları bir şekilde faize bulaştırmakla mümkündür...Zaten dikkat edin..Osmanlıyı yıkıma götüren süreçte böyle başlamıştır...Kanuniden sonra, devletin içine önce yahudi tefeciler ve faiz, sonrasında ise bankacılık sistemi sokulmuştur...Gerek devlet vede gerekse insanlar, bu yöntemle hem borca sokulmuş, olmayan para ile yahudi bankerlere gebe bırakılmış.... hem de faize bulaştırılmıştır...Gerisini biliyorsunuz zaten...Faiz lobisinin geçmişi yeni değildir..Tapınak şovalyeleri hayatları boyunca bu işle uğraşmış...Hem insanları borçlandırarak mallarını ellerinden almış.. ülkeleri bu yöntemle kuşatmış...hem de onları faize bulaştırmıştır...
Son söz;
TELEVİZYONLARDA TARTIŞILMASI (GİZLİ)

Devamını Oku
Şenay Tek

Fakir veya ihtiyaç sahibi biri, sizden yardım istiyor...
"Allah versin" diyorsunuz...
Sokağınızdaki hayvanlar aç geziyor...
"Onların rızkını Allah veriyor" diyorsunuz..
Birileri Allah'ın hükümlerine saldırıyor.. Allah'a saldırıyor. Kur'an'a saldırıyor...peygambere saldırıyor..
"Allah dinini korur" diyorsunuz..

Devamını Oku
Şenay Tek

Fakirlik başka şeydir...Nasipsizlik başka şeydir...
Fakirlikte yoksunluk vardır..Nasipsizlik ise;Nimet yanı başında olmasına rağmen, nimeti göremediği için..yada o nimetten men edildiği için mahrum olma halidir...
Fakirlik, mekkenin putlarından yüz çevirip, hz muhammed ile şereflendiği için, üç yıl boyunca, açlıkla mücadele eden mekkeli müminlerin yaşadığıdır...
Nasipsizlik nedir bilirmisin...?
Hz Muhammed ile aynı devirde, aynı topraklarda, aynı şehirde yaşayıp, onun sohbetinden mahrum olma halidir..İslamı birinci ağızdan öğrenip, onunla şereflenememe halidir...Sahabi devrinde yaşayıp, müşrik olarak ölme halidir ..Kabenin dibinde yaşayıp, afdan mahrum olma halidir...Nehrin kenarında yaşayıp, abdestten namazdan mahrum olma halidir..Şehrin ortasında yaşayıp ilimden mahrum olma halidir..Yaşadığı devrin en bilge adamı olarak bilinip, asırlar boyunca EBU CEHİL (cehaletin babası) olarak anılma halidir... Hz Muhammed'in amcası olup, kur'an-ı Kerim'de beddua yeme halidir...Daha dünyadayken, cennetten men edilip Cehannemlik olduğu ayetle duyurulma halidir...Hz ömerle, Hz Ebubekirle dipdibe yaşayıp, Velîd bin Mugîre ve Hâris bin Kays ile aynı sofraya oturmaktır nasipsizlik..
Sahi nedir nasipsizlik bilirmisin..?

Devamını Oku
Şenay Tek

Farzetki ben gittim..
ne yaparsın..?
Ben ki senin testin, bir kırılırsam..?
İçtiğin suyum hem, ya bozulursam..?
ben senin esvabın, işin, meşgalen...
Bensiz anlamını yitirirsin sen...

Devamını Oku
Şenay Tek

Galileo, hem filozof hem matematikçi hem de, ortaçağ'da yaptığı öngörüleri yüzyıllar sonra kabul görmüş önemli bir fizikçidir... dünyanın hem güneş etrafında hem de kendi etrafında döndüğünü...dünyanın şeklinin düz değil geoit şeklinde olduğunu.. Ay üzerinde çukurlar olduğunu, Güneş üzerinde lekeler bulunduğunu ortaya koyarak bilim dünyasında bugünde geçerli olan bilgileri ortaya atmıştır...
Fakat gelin görün ki; dönemin engizisyon mahkemeleri tarafından işkence ile tehdit edildiğinde, bulduğu Tüm bu önemli bilgileri savunmaktan vazgeçmiş.. kabuğuna çekilmiştir..
Tarihte bir de Giordano Bruno gerçeği vardır ki, bu ünlü rahip ve filozofun hayata karşı duruşu şu anda bile dünyaya örnek olacak niteliktedir...
Giordano Bruno, Batı, karanlık çağı yaşarken kiliseye aykırı görüşlerle ortaya çıkmış... Allah'ın kuldan ayrı olmadığını... Kulun içinde olduğunu... Evrendeki her şeyin, Allah'ın gücünün bir yansıması olduğunu Dünyanın, kesinlikle evrenin merkezi olmadığını... Dünya dışında başka yaşam alanlarının da olduğunu savunmuş...Akabinde hristiyanlığa
Aykırı düşecek görüşler beslediği için 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilmiş...uzun süre, iddia ettiklerini inkar etmesi için, geri adım atması için türlü işkencelere maruz bırakılmış... Geri adım atmayı reddettiği için ve de Roma'da konuşamaması için yüzüne demir maske geçirilip, diri diri yakılarak idam edilmiştir...
Bu iki bilim adamı arasındaki fark şudur.. birisi işkenceden korkup bildiği doğruları inkar etmiştir... Diğeri ise güce ve işkenceye rağmen asla geri adım atmamış;

Devamını Oku
Şenay Tek

İnsan, yemek içmek uyumak ve çiftleşmek için yaratılmış olsaydı, hayvan fıtratında yaratılırdı..Fil gibi önüne bi kaç ton ot verilir..Doyması sağlanırdı..Yada timsah gibi, aslan gibi, kaplan gibi et peşinde koşturulurdu..Ama öyle değil işte...Allah insanı kulluk etmesi için yaratmış..Bu yüzdende sofrasını bin bir çeşit gıda ve yemişlerle donatmıştır...Tamda bu noktada insanın aklına;
"İnsanın yemesi için onada bir veya birkaç çeşit gıda verilseydi yetmezmiydi.." sorusu geliyor...
Tabiiki yeterdi..Ama binbir çeşit yemişi insanların hizmetine sokan Allahın maksadı,insanları sadece doyurmak değildir...Allah yarattığı cümle yaradılmışa, kendi esmalarını saklamıştır...Bu yüzden de İnsanın maksadı sadece, onları yiyip doymak olmamalıdır..Yaratılmış herşeyde Allahın varlığını ve esmalarını görmektir..." İyide Allahın görülmeye veya bilinmeye ihtiyacımı var" diyebilirsiniz...Hayır hayır... Allah'ın görünmeye veya bilinmeye ihtiyacı yoktur... Zaten iktizasında bu özellik vardır... Nasıl ki güneşin aydınlatmaya veya ısıtmaya ihtiyacı yoksa...Fakat bu özellikler,onun özünde mevcutsa...Ayın,gün ağarınca gizlenip, gece olunca açığa çıkıp, ışık saçması onun özellikleri arasında mevcutsa,Allahın da bilinmeye veya görünmeye ihtiyacı yoktur... Bu özellikler onda mevcuttur..Kainat Allahın aynasıdır...insansa kainatın aynasıdır...Bu yüzden insanoğluda tıpkı yaradan gibi bilinmek ve görünmek ister..Güzelliğinin, hünerlerinin ve yaptığı iyiliklerin görünmesini bilinmesini ister...Fakat burada çok önemli bir ayrıntı vardır... Allah kendisini yarattıklarının içine..yaptıklarının, rahmet ettiklerinin ve gazap ettiklerinin içine saklamıştır... İnsan ise, yaptığı ettiği her şeyi insanların gözünün içine içine sokmaya çalışır..Oysaki zerafet gizlilikte saklıdır.. Bu yüzden Allahu Teala zarif ve latiftir, yaptıklarını ettiklerini insanoğlunun gözünün içine sokan insanlar ise, görgüsüz ve basittir... İnsanoğlu Allahü Teala'nın yeryüzündeki temsil makamıdır.. Bu yüzden Rabb'inin kendisinde hoş gördüğü özellikleri yeryüzünde sergilemekle mükelleftir... Allahu Teala esmaları ile sırdır, gizdir... Mademki Allah'ın temsil makamısınız, Sizde saklayın kendinizi..
Mademki Allah'ın temsil makamısınız, Sizde saklayın kendinizi..Sır olun...giz olun...Halk içinde olun...Ama hak ile olun...Konuştuğunuz yaptığınız ettiğiniz her şeyi tebliğ niteliğinde olsun..Ama bunları yaparken kendinizi değil...temsil ettiğiniz makamı öne çıkarın..Öyle yapınki, bir çekiciliğiniz olsun....İnsanlar sizi arasın bulsun... Unutmayın ki; hazineler saraylarda değil... harabelerde saklıdır...inci mercan denizin derinliklerinde saklıdır.. insanoğlu onları arar bulur ve saraylara taşır..

Devamını Oku
Şenay Tek

"At pisliği üzerindeki saman çöpüne konan sinek, at pisliğini derya.. saman çöpünü gemi.. kendisini de kaptanı derya zannedermiş.." demiş Mevlana...Zanlarımın aksine at pisliği üzerindeki saman çöpünden başka birşey değilim yarabbi... Fırtına çetin... Rüzgar kavi...Ben bu acizliğim ve döküntülüğüm ile bi o tarafa, bi bu tarafa yalpalanıyorum....Ama biliyorum ki, kaptanı derya sensin..Dümen senin elinde....Ve dua dua yükselen sessiz çığlıklarıma yetişeceksin...
Sessizce bekliyorum yarabbi....

Devamını Oku
Şenay Tek

Fırtınaların amacı, her zaman kırıp dökmek değildir..Bazende çürük yapıları uçurmak, çeri çöpü denize süpürmek...Değişimi hızlandırmaktır...
Yaşadığımız bu fırtınadan çıktığımızda, hiçbirimiz fırtınadan önceki aynı kişi olmayacağız..Bilinçlerimiz bir perde daha hakka yükselecek..
Bu yüzden ben derimki,, gençlerden ümitsiz olmayın..Allahın kudreti, saniyenin binde biri kadar bir vakitte, yeryüzündeki tüm kalpleri değiştirmeye..idrakları açmaya muktedirdir...Ümit var olun..Yarınlar bizimdir...

Devamını Oku
Şenay Tek

Dünya için bir dönem bitiyor... Ve 21 aralık'tan itibaren yeni bir dönem başlıyor....Yeni kova çağı kapıda...Uzunca bir zamandır dünyada bilinç sıçramaları..yani uyanmalar yaşanmaya başlamıştı...Önümüzdeki iki ay içerisinde, bu bilinç sıçramaları daha fazla hızlanacak...Eski dönemin, eski işe yaramaz ritüellerine takılıp, hala film, festival, finans, savaş, siyaset,moda gibi işlere gönülden bağlı olanlar..ve onları sevmekten öte,onları putlaştıranlar, bu sıçrayışı yaşayamayacaklar...Yeni Dünya düzeni onlar için çekilmez hale gelecek...
Evet..dediğim gibi..21 aralık tarihi önemli... O tarihe kadar çok önemli gelişmeler yaşanabilir...iç karışıklıklar, doğal afetler,savaşlar.. vesaire....Çünkü, bir karma dönemi kapanıyor...o tarihe kadar belli hesaplaşmaların yaşanması gerekiyor...Helalleşmeşlerin yaşanması gerekiyor...Bu yılın sonuna kadar, eski döneme ait ne varsa,halledilmesi gerekiyor...Bazı ruhlar, bu süreci erken zamanda yaşamaya başladı...Bu yüzden bizler, son bir kaç yıldır, karmik sistem, ilahi adalet, kehanetler, eski medeniyetler, anunukiler, sümerler, ruh bilimi, havas ilmi, ledün ilmi, cinler, şifalanma gibi konuları konuşmaya başladık.... Şimdi önümüzdeki dönemde bu süreç daha da hızlanacak... Bu süreç hızlanacağı için de, insanlar "ne oluyor yaaa" diyecekler... Çünkü sadece insanların DNA'sı değişmeyecek... Kainatında dna'sında değişimler yaşanacak... Yeni bir düzen kurulacak... İlahi Adalet zaten her an her saniye tecelli ediyor... Ama şu önümüzdeki dönemde, Bu tecelliyatı resmen gözümüzle göreceğiz... Eski sistemlerin tamamı yıkılacak... Yeni bir sistem yeni bir döngü başlayacak... Bu yüzden eski sistemin sahipleri, son bir hamleyle dünyayı ve ülkeleri karıştırmaya çalışıyor... Ama şunu belirtmeliyim ki; neyi ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar... Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar...Altında onlar kalacaklar..Kötüler kaybedecekler...
Hatırlarsanız son bir yıldır, kasım ve aralık ayını işaret ederek, Türkiyede iç ayaklanmanın çıkacağını kastediyorlardı..kasım ayını öyle böyle atlattık..Şimdi sıra aralıkta... Farkındaysanız Aralık ayının başından beri, ülkemizde fitne resmen kol geziyor...
Çocuk tacizi ile alakalı fitne resmen ayyuka çıkartıldı... Bile isteye çıkartıldı... Şimdi de başka yargı kararlarıyla, ortalığın karışması sağlanmaya çalışılıyor... Bunların hiçbiri tesadüf değil... Eski dönem ile yeni dönem arasında bir geçiş dönemi yaşanıyor.. eski sistemin sahipleri de, biliyorlar akıbetin onlar için hayır olmayacağını... Ama işte, bir umut saldırıyorlar...Saldıracaklarda... Kaşıyorlar, kaşıyacaklar da...Karıştırıyorlar.. karıştıracaklarda... Çünkü önümüzdeki yüzyılda da sistemi ellerinde tutmak istiyorlar..Niyetleri bozuk..Ama akibet hayır inşallah...

Devamını Oku
Şenay Tek

Fitne ve fesat..Dedikodu ve gıybet...zan ve iftira .Kıskançlık ve kibir boş insanların işi...

"Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgâhtaki sanatkâr fenalık düşünmeye vakit bulamaz."

Demiş Hoca Ahmed Yesevî...

Devamını Oku