Her yıkıntı akbaba pikeleriyle düşer bozkıra
Yaşamak için dirimsellik de gerek insana
Toz düşer sarı yapraklara,
Güneş avuçlarımızdan kayarken
Usun köküne yağmur düşer
Dönek bir gölgenin tanyerinde ölümlerle bölünürüz.
Hüzzam bir ömrün hüzün ihtilal’indeyim yar, yürüyorum uçurum boylarında
Unutulmuş rüyaların karelerine çağır bedenimi, musalladan önce al kollarına
Bir ömür öyküsünün kilometrelerini aştım seninle, ayaklarımda aşkın nasırı
Gözlerinin denizlerinde kürek çekiyorum varlığına, hazırla sevdanın hasırını
Seninle gönlüm şen, varlığınla doluyum, söndüremezsin ne yapsan yangınını
Masallarla, öykülerle doldurdun yüreğimi, kâinata kazıyacağım yüce aşkını
Ömrümün karanlık coğrafyasındaki aşktır adın, gövdemin çizgilerinde sürgündür aşk
Ruhumdaki bitimsiz masalların kahramanı kadın, gönlümün demirlerinde bağlı bir sal
Avuçlarımdaki yaşam çizgilerinde gizlidir varlığın, bir tek varlığınla anlam bulur masallar
Mutluluğa yol alan gemide yelkenimdir saçların, yalnız gelişinle çözülecek yasal sarılışlar
Uzak düşünüşlerin mor odalarında vakitler biriktirmiş bana bir kadın, sevdalı gözlerimdeki yerini arıyor. Adını unutmuş nicedir sevda, sarılmasız geçiyor ne yaptıksa yıllar. Umudun resmini yapıyor bir adam, çevresinde sevgiden donatılı boncuklar, ruhunda hüzzam ayrılıklar. Bekle diyor aşka anlar, kırık dökük anılar, zemheri zamanlar ve yorgun hazanlar. Her aşk özlemin dudağındaki o mağrur ıslaklıkmış, özlenen sevgili, beklenen yar, akıyor sarı denizlere sevdalı sular. Bekle diyor sevgili, er geç biter bu üşüyüş kışın ardı nasılsa bahar.
Hangi ay güneşi alır koynuna,
Daha turunu tamamlamadan gece
Eski bir yıldız işkencesidir sarılış
Sıratın haylaz iplerinde biz sendeledikçe
Hangi düşün yumağı sabrımızdan kabadır
Eski bir hiyeroglifi gibi sus pus iken yürekte hece!
Mağrur bir düşün alyansına gözyaşı damlıyor sevgili, dalgalara kapılsın anılar
Yangın duvarı aşamadıkça kendini yakarmış, umarsız sözcüklerin girdabında hatıralar
Her sevda Anka olup sevgilinin yoluna bakarmış, bu çelişkili kürede tükenirken aşklar
Kendi gerçeğimizin sahnesinde gönlümüz yaralı, ateşin yanmadığı sahnede yalan oyunlar
Yüreğime vakitsiz yuva yapan kuş gibidir aşk. Onu asla üşütmem, çekip gitmesine izin vermem. Mevsimlerin hırçın rüzgârı yamandır, geceler uzun, gündüzler ayazdır, bekleyişlerin kapısını zemheri de olsa örtmem. Okşayamasam da kanatlarını, saramasam da çığlıklarını ben aşkım aşktan da öte, sevdayım sevgiden öte. Yaşamak benim için mütevazı bir yolculuk, düşlerle harman olur, sözlerle savrulurum ve bu çelişkili kürede sonsuzluğa bırakacak sözlerimle gururluyum.
Her öykü bir yaşanmışlık öyküsünü saklar özünde, her yaşanmışlık bir öyküdür aslında ve aşkın iğnesi gibi batar bir gün yüreğin bir yerlerine. Hayat kimi karanlık bir yol, kimi aydınlık bir gelecek gibi gülümserken insana düşler ekilir geniş ovalarına, mevsimler dönerken toplarız ektiklerimizi ve bir yağmur altında kimi dudaklarımızdan aşkın türküsü, kimi de hüznün o garip sövgüsü dökülür…
Her an yaşanılacak bir mutluluk karesidir özetle, bizler o karelerde mutluluklarımızı izledikçe insan olduğumuzun farkına varırız…
Var ediş öyküsüne sığmayacak bir kadının dünyaya ışınlanışı ve yaşam panosundaki yerini alışıdır bu öykü. Her karesinde emsalsiz bir düşünüş, her rahlesinde bir yaşayış destanı, varoluş güncesi saklı. Bir mutluluğun tanımı gibi olağanüstü…
Günlerden herhangi bir gün ve Tanrı bulutlarla körebe oynuyordu. İçindeki garip sıkıntının sebeplerini soruyordu geceyi bekleyen haylaz yıldızlara. Ay kendi şavkında saçlarını tarıyor, usulca gülümsüyordu bu evrendeki yapayalnızlığına. Gökyüzünün o bomboş sokaklarında uzun süre dolaştı Tanrı. Canı müthiş sıkılıyordu ve birden ay ışığında saçını tarayan bir kadının aksini gördü yemyeşil sularda. Elleriyle dokunmasıyla bu aksin kaybolması bir oldu.
Hangi yalnızlığın yağmur tanelerinde
Bulutlara unutuluşun resmini çizmişsin
Sevda pınarlarında kaybederek gülüşünü
Yokluğunun gecelerine asmışsın yüzünü.
Geceleri gel uzun gecelerime haydi
En hoyratını seçerek eşkâlsiz bir günün
Sözlendik sevinçlerin vakitsiz balasına
Yüreklerimizdeki kan oluklarına ağırdı
Kırmızı bir düşün içinden geçerek ikimiz
Gönlümüzdeki veballere tutunduk
Sinsice acıyordu yine de sol yanımız




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.