Şiirlerle, şarkılarla, türkülerle coşuyorum;
Birkaç satır yazmak için var gücümle koşuyorum.
Yazmak da bir terapidir, bunu iyi biliyorum
İddialı olmadım ve hiç iddia etmiyorum
Yaradan’dan ilham gelsin, sade bunu diliyorum.
Bugün ayın sonu ve otuz nisan
Zamanla yarışır inanan insan;
Yerli yerindedir zaman ve mekân
Yaşlanan ve göçen sadece insan!
Sultanıdır on bir ayın Ramazan
İlkel yöntemlerle uğraş verilmez;
Hat hut’la zart zurt’la yol kat edilmez.
Bize zekâ değil mutlak us gerek;
Uslanan dimağla güçlenir yürek!
Kılıç devri geçti, kalemle savaş;
Yolda düşe kalka yürümek de var
Yanlışta ısrarda ufuk hayli dar
Araştırmak için ilim bize yâr
Kaç dil bilirsen bil, ille ana dil!
Dilin kuram, yazım kuralları var
Çok koşan, yorulan hem de başaran
Eninde sonunda göze de gelir;
Bir şeyler üreten hem de paylaşan
Mutlak huzur bulur, inanan bilir.
Düzgün, güzel hem de hevesle yazan
Değişen ne mevsimler, ne zaman, ne de mekân;
Yozlaşan kalp ve dimağ, koflaşan sade insan…
Asırlardır bu böyle, yetmez akıl ve derman;
Takdiri ilâhidir, gelir anında ferman…
Rızkımızı yer içer, ömrümüzü yaşarız;
Elinde telefon, ağzında sakız
Hiç belli olmuyor, ya oğlan ya kız
İkisi de saçlı, dar pantolonlu
Dövmeli, makyajlı, incik boncuklu!
Arada patlatır kahkaha, sakız
Uzunca düşündü mızrap, vurdu sazın bâm teline;
Sıraya girdi notalar, kanatlanıp uçtu esler...
Majör, minör gamlar hepten kapıldı moda seline;
Coştu karmaşık duygular, yankılandı cırlak sesler...
Aranmaz nicelik özde, sayılır nitelik sözde;
Özüne, sözüne dikkat ederim
Şiirin, yazının; önem veririm
Noktaya, virgüle; çok özenirim
Yazarken, okurken; pek sık dokurum…
Arzına, tarzına dikkat ederim
Nereden geldik; nereye gidiyoruz?
Önce ne idik; sonra ne olacağız?
Hep yedik, içtik; çok mu kazanıyoruz?
Ne yaptık, ettik; az mı kaybedeceğiz?
Arifsen, anla ve gerçeği yakala;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!