Sıkma gözlerime biber gazını,
Kullanma copunu, kırma kafamı!
‘Eller yukarı! ’ de, bir yere kaçmam;
Düşmanın değilim, şöyle bir düşün!
Aldığın eğitim yeterliyse de
Gönderde bayrağım dalgalanırken
Minareden ezan yankılanırken
Kuvâ-yi milliye ruhumda varken
İç ve dış düşmanlar soluk alamaz.
Haddini aşanlar azdıkça azar
Bir düş gördüm,
Düşümde
Yine kovalıyordum
Düşümü!
Bu nasıl düşmüş
Bedduâ da küfürdür,
Sahibini yüceltmez;
Değerini düşürür,
Edeni iflâh etmez...
Duâlarla Allah’a
Yılbaşı ve diğer resmî tatiller,
Ulusal ve dinî bayramlar da var.
Cumartesi, pazar çalışmıyoruz;
Her gün düğün bayram olsun isteriz!
Bilimde, teknikte, ekonomide,
Gülmeyi öğrendin hem de pek güzel;
Efkârdan okursun arada gazel…
İşlerin pek kıyak, aman da aman!
Her gün düğün bayram! Ben sana hayran…
Görmezsin, duymazsın hem de bilmezsin;
Geldik, yedik, içtik hem de kirlettik
Sanki kendimize fena benzettik!
Ağzı yok, dili yok, çaresiz dünya
Yaşadıklarımız âdeta rüya!
Yürüdük ve koştuk, bazen dinlendik
Aş ve su bedava, evsiz barksız yok
Meyve sebze ucuz, etsiz mutfak yok
Herkeste araba, para pul pek çok
Geçim hiç dert değil, saygı sevgi çok!
İşler tıkırında, vergi borcu yok
Düş gördüm; düşündüm ve hayra yordum;
Düşümde kendimi kovalıyordum...
Koştum, durdum, sordum: ‘Nedir bu böyle? ’
... Derken cevap geldi: ‘Aslını söyle! ’
‘Aslımın aynıyım; sana n’oluyor? ’
‘Dikkatle dinle, bak, neler oluyor...’




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!