Geldik, gidiyoruz. Ne zaman, nasıl;
Bunu bilmiyoruz. Öyle bir fasıl
Ki yaşadığımız, özünde asıl
Olan varlığımız ve inancımız.
Yoktuk, şimdi varız. Yarın n’olacak;
Telefon sapığım Adıyaman’dan;
Bir günde art arda hiç usanmadan
Üç kez arar durur, caymaz huyundan!
Allah, ıslah etsin; düşsün yakamdan!
‘Alo! ’ dersin, cevap bile almazsın;
Her şeyi herkesten iyi bilirsin;
Sıkıntı çekmemiş olabilirsin;
Kendini padişah sanabilirsin;
Mutlak gideceksin geldiğin gibi!
Her yerde bulunan bir basit pulsun;
Her şeyin bir ilki vardır,
Her sevgide ilgi vardır;
İlgi karşılık bulmazsa,
Sevginin de sonu vardır...
Her insanda bilgi vardır,
Çakal, insan suretinde bir çakal görse,
Çakallığı bırakırdı mümkün olsaydı;
Yaranmak için el öpmek bir faziletse,
Yaranmak isteyenden fazilet kaçardı...
Tilki, insan suretinde bir tilki görse,
Kimi gelir, kimi gider
Bazen neşe, bazen keder
Kimi ağlar, kimi güler
Dünya hâli, dost yürekler!
Kimi çıkar, kimi iner
Bayrak, Kur’an, vatan aşkıyla yanan
Yüreklerde yaşar coşkusu her an
Tüm zaferlerin ve cumhuriyetin,
Türk ve Müslüman’a has hürriyetin...
Ta orta Asya’dan çıkıp da geldik;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!