Dağların üstü kar boran olsa da
Semada turnalar bir şarkı yakar
Koklarım bir kekik bir çiçek ya da
gönlüme bir serçe kan gülü takar
Yazsam da bitmez bilmem kaç satır
Dal yokuşlara, yırt demir çığlığı
Sana yol vermeyen dağlar utansın
Devir engelleri, yık duvarları
Pusuda kopmayan ağlar utansın.
Gözünü kaldır da bak karşı dağa
Ben senin umurunda mıyım bilmem
sen benim umurum'dasın canımın içi
dokundum sol yanıma yine hüzünle
kalbimin içinde, buradasın canımın içi...
Dediler mor dağların üstü karmış
Canımın parçası
Uzaklardan sevdasına yandığım
Gülüşüne ekmeğimi bandığım
Canımın parçası…
Vişne rengi gömleğimin rengimiydi
Başörtüne damlayan
Hicran yarası nedir dediler de?
Sırtında dağları çekmeyen ne bilir!
Yârin yolunda katlanıp her derde
Uğrunda boyun bükmeyen ne bilir!
Binmeden sırtına kanatsız atın
Cellat tutmuş yakasından sevdamın
Başım desem burda düşmüş sevdiğim
Aç, mor perdesini buğulu camın
Mah yüzüne nurda düşmüş sevdiğim.
Sabah gözlerime düşen hülyamın
BİZİM HİKAYEMİZ
Bir aşk şiiri misali,
bizim hikayemiz…
tozlu raflarda hiç okunmamış,
Bir ruhun eli dokunmamış...
Gün doğup‘ta bakışını dikende
Gönlüme gizlice vurdun bu sabah
Bir bardak çay içip, bir ah çekende
Karşımda yeniden durdun bu sabah.
Ömrüme dokunan nadide eldi
Uzatsam elimi vuslata doğru
Belki de ömrüme yetmez bu sevda
Bırakmaz yakamı her an her demde
Kovsamda başımdan gitmez bu sevda.
Bir kıvılcım sıçrar, gözden bir göze
Kimse dindiremez bu asi fırtınayı içimde
Bana garip, hayat denen bu perde
Bir sevda ki derman olur her derde
Bir ulvi mihrapta huzur bulur bu gönül!
Bu hayat bezminde ne tez geçer zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!