Öyle isterdim ki;
Ağır-aksak, tembel, gamsız
Bir zamanda yolculuk yapmayı.
Gönlümce yaşamayı,
Çocuğum diyebilmeyi...
Bir gün sessizliğime,
Sensizliğimi de eklersem gücenme!
Çiçeğin arısına küsmesindendir! ..
Kış gibi bakarsa gözlerim, üşüme!
Güneşin baharı terk edişindendir...
Nereye baksam,
Kiminle konuşsam aklım düğümleniyor;
Deniz kendi dalgasında boğuluyor,
Umutlar yola çıkmadan ölüyor.
Bu nasıl anlayış ki,
Çıplak ayaklı çocuklar yıldızları taşlıyor!
Aramızda mesafeler,
Yoksul gecelerde ağlar tenler
Kapılar ardına gizlenmiş gri kahkahalar
Bir yanıp bir sönüyor sokaklarda lambalar...
Kime ne! ..
Boşunadır deniz gözlüm
Çırpınışın,
Dik başlı kayalara dokunuşun
Boşuna!
Böbürlenme,
Sen; canım, cananım
Gözlerini gözlerime mıhlayan
Zengin bakışlı, güler yüzlü varlığım...
Sessiz gecelerimin sesli kraliçesi;
Hiç buluta girmez mi senin o aydınlık yüzün,
Hiç yorulmaz mı o narin bedenin?
Ey, kusursuz aynaların bize bakan yüzü
Bir yaşamın öyküsü, bir direnişin şarkısı kadın;
Özgürce ellerini koyacak bir yer bulabilseydin eğer
Olur muydun erkeğin gölgesinde ayak izi?
Kelepçeler vurulup, devrilmeseydi yılların,
Sizlerden biri sandınız,
Yazdıklarıma şiir,
Adıma şair dediniz! Onurlandırdınız!
Yalnız; Nazım’ı, Arif’i, Dağlarca’yı
Ve kalem arkadaşlarını kırdınız! ..
Bir elektron kadar büyüğüm
Bir güneş kadar,
Bir dünya kadar...
Bir elektron kadar küçüğüm,
Bir güneş kadar,
Değerli Dostlar,
Her ne kadar şiire benzetilerek yazılmışsa da bu bir şiir değildir. Daha önce, halka halka birbirine eklenen duygu ve düşüncelerimin (yeri ve zamanı çoktan gelip geçtiği için) gecikmeli de olsa birbirinden ayrılarak yerlerini bulmaları ve oradan haykırışa geçmeleridir... Kolay okunması ve okuyan dostlarımın sıkılmaması açısından bu tarzda yazdım ve siz değerli dostlara bu şekilde ulaştırmayı tercih ettim... Anlayışlarınıza sunarım...Teşekkürler...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!