Nasıl da acıkmışım sana
Ve nasıl da susamışım sana
Daha önce içtiğim su gibi değil
Daha önce yediğim lokmalar gibi de değil…
Nasıl da üşümüşüm sen yanımda olmayınca
Senden önce yüreğim küçük bir tohumdu
Toprağın üzerinde durur
Ama asla içinde hayat bulmazdı
Sen güldün ve güneş açtı
Ben toprağa karıştım
Sonra ne mi oldum
Ona ilk baktığımda,
Bana "ne bakıyorsun,
Senin aklını alırım" dedi.
Evlendik, mutlu olduk,
Birbirimizi üzdük,
Ve o gitti.
Her şeyin olmak isterim dediğim doğru...
Ama gözyaşlarını kast etmedim ki
Gözlerinden yaş olarak dökülmeyi
Teninden kopmayı neden isteyeyim ki?
Gözlerinin içinde durmak, arkasında yaşamak
Mutlu olduğum anlardan bahsetmek isterdim size;
Ama, bunun için öncelikle mutsuz olmam gerekirdi.
Onunla bir aradayken hiç mutsuz olmadım ki.
Beni ne uykusuzluk, ne de susuzluk mahvediyor
Beni sadece onun yanımda olmadığı
Akşam ile sabah arasındaki o dakikalar mahvediyor.
Ne dersin:
Seninle bir takas yapalım mı?
Ben ruhumu sana,
Sen de kalbini bana ver.
Ne dersin...
Bana "nefesini tutabilir misin? " dediklerinde
"Neden yapamayım ki? " dedim.
Ve hemen elini tuttum.
Nefesimin sen olduğunu bilmiyorlar.
Dudaklarının değidiği her yer eriyor.
Nefesinle tekrar kendine geliyor.
Biliyormusun artık yazları sıcak gelmiyor.
Şu nefesin bir olmasa...
Güller ağlayınca rengini bırakırmış,
Mutlu olunca da kokusunu…
Sen beni bırakınca ne hissediyorsun?
Sen gittikten sonra neler değişti
Hadi gel beraber bakalım
İlk önce akşamlar değişti
Sanki rengi artık siyah değil.
Bir kere hava kararmaya görsün
Sanki hiç sabah olmayacak gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!