Ölüm canlılara yazılan yazı
Milyonlarca yıldır dinmiyor hızı
Her gelişinde de üzüyor bizi
Allah’ın sözüne kulak verelim.
Hep birlikte geçiyor yıllarımız
Hepimize ölüm görünse yakın
iyice düşünüp de etrafa bakın
Vedada sonraya kalmasın sakın
Allah’ın yasası sonu bilinmez
…
Allahtan ümit kesilmez, sırrına erilmez
Kuluna ne verdiğini hiç kimse bilemez
Asırlardır Nebiler çilelerle boğuşmuş
Doğruyu bulan imanlı insanlar oluşmuş
Adil Dedenin keyfi yerindeydi. Ortalık yavaş yavaş ısınmaya başlamış, çiçekler açılmış, ağaçlara su yürümüş, koyun ve keçiler doğurmaya başlamıştı. Bu yıl koyunlar çifter çifter doğuruyordu. Ay eskimiş aşı ve dikim mevsimi başlamıştı. Evde ve köyde herkeste büyük bir telaş vardı. Mustafa’yı davara göndermiş küçük torunu ile şakalaşıyordu. Fatma kocana ise un eliyordu.
-Öğlene pide yeriz artık…
-İnşallah yetiştirebilirim, daha fırını yakmadım..
- Gelinler nerde, onlar yaksın fırını.
Amcamı anlatacaktım
Kağıt kalem elimdeydi
Sevdiğimi yazacaktım
Kelimeler dilimdeydi.
Birden bire ben duruldum
Anadolu’nun çok güzel bir köyündeyiz.Hasan dağının yamacına yaslanmış çok şirin bir köy.Çok yakın aha şurda..sıcacık misafir sever insanların yaşadığı bir köy.Çengeller köyü.. henüz elektrik gelmemiş, insanlar geceleri; kandil, lamba veya lüküzlerden yararlanıyorlar. Bilgisayarı, televizyon bırak radyoyu bile bilen yok. Uzun kış gecelerinde Adil dedenin evinde toplanıp onun hoş sohbetlerini, anlattığı hikaye, menkıbe ve masalları dinleyerek vakit geçiriyorlar. Anlattığı menkıbelerden ders çıkarmaya çalışıyorlar. Adil dede, benim dedem. Başka torunları da var ama Mustafa’yla beni çok sever. Her seferinde ocak başında bizi dizlerine oturtur ve “okuyun oğlum Allah’ın ilk emri oku, sizde okuyun ki adam olun”der.
Bir gün Adil dedeme:
-Dede arkadaşlarımı çağırayım da bize masal anlat.
Dedim.
-Kocanana sor. Dedi
Kocana bizde annenin annesine veya babanın annesine denir.
Afakanım kabardı gözler dönmüş
Sizlere mahcubum insanlığım ölmüş
Aldım elime Zagor baltasını
Kuşandım belime Zoro kılıcını
Zarar vereceğim
Marmara depreminden altı ay sonra yazılan yazıdır.
Tahsin Atmaca göçük altında kalarak ölmüş , yedi aylık hamile karısı ölmüş , Sabriye’nin babası annesi ölmüş, oğlu enkazdan çıkarılmış , Mustafa öğretmenin gelinlik çağındaki iki kızı enkaz altında kalarak ölmüş, kendisini oğlunu karısını komşular enkazdan çıkarmış, bana çocukluğumda “ sulu Zeynep “ lakabını takan Yaşar ağabey ölmüş, bunlar şimdilik aklıma gelenler . İnsanlar çoluk çocuk yıkılan binaların altında kalarak öldüler . Binlerce insan, resmi kayıtlara göre yirmibin, halka göre ellibin.
TÜPRAŞ da yangın çıktı . Her tarafa zifiri bir zehir saçıyor. Patlama tehlikesi var deniliyor. Eğer bir patlarsa Bolu’ya kadar her taraf batar denilmekte. TÜPRAŞ’a yakın yerler boşaltılıyor . Enkaz altında canlı insanlar olduğu dedikodusu var . Depremler devam ediyor.
Ölüm bütün canlılarda var. Her canlı yaşam takvimini bitirince ölecek ama bu deprem küçük büyük dinlemedi, genç yaşlı dinlemedi, küçücük çocuklar öldü . Enkaz altında kalarak öldü. Bunlara hiç mi acıyan olmadı. Tövbe haşa yüce yaradan bu cezayı niye verdi. Bu olayda Hazreti Musa olayındaki gibi bir örnek mi var acaba.
KEHF SÜRESİ 65-Katımızdan bilgilerle doldurduğumuz rahmet verdiğimiz kullarımızdan birisini buldular 66-Musa ona- sana öğretilen doğrulardan bana öğretmen kaydıyla seninle gelebilir miyim dedi.67-( O Musa’ya) –Sen benimle birlikte sabredemezsin 68-Aklının almadığı şeye nasıl sabredeceksin.69—İnşallah beni sabırlı bulacaksın, senin hiçbir emrine asi olmam. Dedi . 70-Benimle geleceksen yaptıklarımdan sana bahsedinceye kadar bana hiçbir şey sormayacaksın. 71- Böylece ikisi birlik te yolculuğa çıktılar ve bir gemiye bindiler. Şehre yaklaştıklarında Genç kulumuz gemiyi deldi.” İçindekileri boğmak için mi deldin, çok tuhaf bir şey yapın “ dedi Musa.72-Ben sana benimle birlikte sabredemezsin demedim mi ? 73-Beni unuttuğum şeyle sorgulama bana işimde zorluk çıkarma dedi.74- Yolculuğa devam ettiler . Bir çocuğa rastladılar, tuttu çocuğu öldürüverdi . Çok kötü bir şey yaptın suçsuz bir çocuğu öldürdün dedi Musa. 75-Ben sana benimle birlikte sabredemessin demedim mi? 76 – Eğer sana bir daha bir şey sorarsam benimle arkadaşlık etme , sen benim tarafımdan son özre ulaştın. Dedi.77-Yollarına devam ettiler , bir memlekete vardılar, halktan kendilerine yemek yedirmelerini istediler . Halk bunlara yemek vermedi. Genç kulum ve Hazreti Musa’dan çekindiler . Bu memleketten çıkarlarken yıkılmakta olan bir duvarı doğrultuverdi. Musa:
-Bu yaptığın iş için ücret alabilirdin dedi.
19 Mayıslarda
Yeniden doğarım küllerimden
Atamın emaneti der
Geri gelirim ölümden
19 Mayıslar
Akşamdan sabaha uyumayan gözler
Hep mi beklenen sevgiliyi özler
Ayrılığın ne olduğunu anlayan bizler
Yüreğim üzülse bir türlü üzülmese bir türlü




-
Eyüp Cüce
-
Eyüp Cüce
Tüm YorumlarKonuyu RECEP USLU hocamdan dinlediğim için,bıraktığı kederi de biliyorum.
Başınız sağolsun koca usta.
Mukadderat bu,karşı gelinecek,itiraz edilecek mercii yok ki,başvursak.
Şiiriniz zaten gereğini anlatmış.
Bir söz bilirim,sahibini bilmiyorum.
HİÇ KİMSE ÖLMEK İÇİN GENÇ DEĞİL ...
Çok güzeldi RECEP hocam.
Canlı canlı dinleyen birkaç şanslıdan biri olmaktan mutluyum.
Yüreğinize sağlık.