Aşk resmigeçiti
Orhan Veli Kanık öldüğü zaman cebinden dış fırçalarının sarılı olduğu bir kağıt çıkıyor. Mürekkebi dağıldığından dolayı üçüncü kıtası okunamayan şiirin adı Aşk Resmigeçiti. Ben de ona nazire yaptım.
……………………………………….
Birincisi evimdeydi
O yürüyüş, o bakış, o gülüş
O sarılış, o okşayış
İnsan bir aynadır. Aynaya bakınca nasıl kendini görüyorsan insana bakınca da kendini görürsün. “ İnsan insanın aynasıdır” Hz. Muhammed (sav) sözü de buna benzemektedir. Aynaya bakıp konuşma ve hareketlerini nasıl ayarlıyorsan, kılık ve kıyafetini nasıl ayarlıyorsan ve nasıl nazik ve kibar davranıyorsan insana bakınca da öyle ayarlamalısın. Kızmak , küfretmek , alay etmek dahası şiddet kullanma hele hele katletmek insana yakışmayan davranışlar olduğu gibi aynanıda kaybetmiş olursun. Aynadaki kendine hakaret etmiş olursun. Kötü söz de öyledir. Sen söylersen o da sana söyler. Aynanın karşısına geç yaptığın her hareket ve konuşma nasıl sana dönmekte.
Öyleyse kibar nazik ve anlayışlı olalım ki bize de öyle davransınlar. İnsanı sevelim ki bizi de sevsinler.
Yaratılanı hoş görelim yaratandan ötürü.
Bu dünya hepimize yeter.
Babam köyünden gidince
Hemen gel geri dediler
Aç kalırsınız şehirde
Boldur köy yeri dediler.
Geçen gün torunum Utkan’la beraber ona gelen kargoyu almak üzere ilçeye gittik. Bizi orada komşu köyden bir tanıdık gördü,
-Hocam köye kadar beni de alır mısın?
-Tabi tabi beraber gideriz, araba boş zaten
-Biraz bekle çay ocağından çantalarımı alayım.
Dağlar seni ezim ezim ezerim
Kazma alır öz bağrını çizerim
Ben avareyim her yerde gezerim
Bana burada dur diyende olmaz
…
06.02.2023
11 ilimizin ve geleceğimizin üzüntüsü
Yıkıldı dağlar, yarıldı faylar
Gürül gürül seslerle
Haydi kardeşim divana duralım
Bazen gerçek bazen hayal kuralım
Sonunda biz de karara varalım
Biz mi dünyadayız dünya mı bizde.
Adil Dedenin keyfi yerindeydi. Karanlık kışlık odadaki baş bucağa oturmuştu. Büyük oğlu kocaman çam kütüğünü ocağa atmış, kütük çıtır çıtır yanıyordu. Küçük pencereden dışarıya baktı. Dışarıda diz boyu kar vardı ama güneş açmış ortalık pırıl pırıl görünüyordu. Canı dışarı çıkıp dolaşmak istedi:
-Kocakarı benim yün çoraplarımı getiriver,
-Ne yapacaksın çoraplarını,
-Çoraplar ne yapılır, giyeceğim,
Sabah namazından dağılmışlardı. Sabahın havası çok güzeldi. Güneş doğmak üzereydi. Evlerine giderlerken bu gün yapılacak işleri düşünüyorlardı. Öyle ya ekinler olmuş, harman gelmişti. Harmana buğday saplarını yığıp döven sürmek gerekiyordu. Buğdayları tarlaya gidip orak ya da kosayla biçip deste yapıp öküz arabasına yükleyip harman yerine getirmek gerekiyordu.
Adil Dede evine doğru giderken (bu sabah namaza Ali hoca gelmedi uyanamadı mı yoksa hasta mı oldu) diye düşünüyordu. Gidip baksa mıydı acaba.. (boş ver çok erken rahatsız etmeyeyim sonra bakarım) dedi evine yöneldi. Köpekleri karabaş koşup gelmiş kuyruğunu sallayarak yılışıyordu.
-Beni mi karşıladın sen karabaş.. Diye ona laf attı. Avluya geldi, dama (ahıra) yöneldi, hayvanları çözüp severek dışarı çıkardı, orta çeşmeye doğru kovdu, güzelce suladı. Tekrar avluya doğru kovarak dama girmelerini sağladı, içeri giripte hayvanları bağlamadı (serbes dursunlar) diye düşündü, damın kapısını da açık bıraktı.
Köyümüzdeki evlerin hemen hemen hepsi ahşap kerpiç evlerdir ve ahırların üzerindedir. Ahırları (dam) temizlemezsek kokusu evlere gelir, pire olur. Onun için çok güzel temizlemek gerekir. Yer darlığından mı, kış korkusundan mı dam üzerine ev yapılmış bilmiyorum.
Bu bir şiir değil anı
Nasıl tanırsan tanı..
Havadan kara göründü
Yerdeki araca binindi.




-
Eyüp Cüce
-
Eyüp Cüce
Tüm YorumlarKonuyu RECEP USLU hocamdan dinlediğim için,bıraktığı kederi de biliyorum.
Başınız sağolsun koca usta.
Mukadderat bu,karşı gelinecek,itiraz edilecek mercii yok ki,başvursak.
Şiiriniz zaten gereğini anlatmış.
Bir söz bilirim,sahibini bilmiyorum.
HİÇ KİMSE ÖLMEK İÇİN GENÇ DEĞİL ...
Çok güzeldi RECEP hocam.
Canlı canlı dinleyen birkaç şanslıdan biri olmaktan mutluyum.
Yüreğinize sağlık.