sen ey yalnızlık
benim en sadık dostum en vefakâr sırdaşım
ve en kadim yoldaşım
fırtınalarla geçen bu sefil hayatımda
ne zaman bunalsam
sığınacak limanım
hey bulut çekil git
örtme güneşimi
sevdamı gölgeleme
hakkın yok hiç beni üzmeye
oyunbozanlık etme
121 - “Küçük,” diyebileceğimiz ve hiç önemsemediğimiz kusurlar çoğu zaman büyük sorunların ve problemlerin anası olurlar. Ne kadar küçük de olsa yapılan hiçbir kusur görmezden gelinip üzeri örtülmemeli ve analiz edilerek çözümü için çaba sarf edilmelidir.
122 – İnsan büyük fırsatlar kollamayı bir kenara bırakıp küçük de olsa önüne çıkan imkânları değerlendirmeye bakmalıdır. Beklemek yerinde saymaktır. Oysa küçük de olsa atılan her adım sahibini ileri taşır.
123 – Hicret insanoğlunun uygarlığa doğru atmış olduğu en büyük adımdır.
İnsan ne kadar şikâyet ederse etsin yaşadığı hayattan memnundur aslında. Bu durumun en büyük kanıtıysa dışarıdan bakıldığında öyle görünüyor olmasına rağmen şikâyet etmiş olduğu hayatı değiştirmek için gerçek bir çaba sarf etmemesidir.
Kişi ne kadar bunun tersini söylerse söylesin durum aynen böyledir.
Sıkı bir sağanak başlamıştı. Yaz olduğu için insanlar hazırlıksızdı ve bir anda sırılsıklam olmuş, daha fazla ıslanmamak için kendilerini kapalı bir yere ya da bir saçak altına atmak telaşı içinde sağa sola koşturup duruyorlardı.
O ise gayet sakindi çevrede koşuşanları tebessümle seyrediyor ve yağmur yağabileceğini tahmin ederek tedbirli davranıp yanına aldığı şemsiyesi sayesinde hiç ıslanmadan yavaş adımlarla yürüyüşünü sürdürüyordu.
Kandil akşamıydı. İnsanlar biran evvel evlerine gitme telaşı içindeydiler. O ise geceleri çalıştığı için işe gidiyordu. Hiç kimsede yokken bir tek kendisinde şemsiye olması da zaten bu sebepleydi.
gitme dur
gece basar uyur kent
uzar zaman
uyuyamam
sesler kesilir yağmur başlar
silinir adın
Bazı insanları överken çoğu zaman söylenen bir takım klişe laflar vardır. Denir ki “Dürüsttür, çalışkandır, kadir kıymet bilir, vefakârdır vb…”
Dürüstlük, çalışkanlık, kıymet bilirlik vs. aslında insan için birer meziyet değillerdir. Çünkü bu ve benzeri kavramlar tıpkı karşıtları gibi zaten insan fıtratında olan özelliklerdir.
İlk insanı yaratırken Allah (c.c.) mükemmel yaratmıştır. Hiçbir eksiği olmadan…
Akşamın kızıllığı Dünya’nın üzerine ağır ağır inmeye başladığında, gün boyunca süregelen çalışıp çabalama ve koşuşturmaca da yavaşlamaya, ilerleyen vakitle birlikte giderek durgun bir hâl almaya başlar.
Zaman artık sanki daha yavaş akar, özellikle yaşı ilerlemişler ve hüzünlü bekleyişlerdeki mahzun yürekler için.
Günün batmaya başlayıp ağır, ağır geriye çekilerek yerini akşamın o tül mavisi rengine bırakıyor olması duygu yüklü, büyülü bir zaman dilimidir, masalımsı...
Bugün artık çok iyi biliniyor ki Yüce Din’imiz İslam’a ulu orta saldırmakla ona inananları dinlerinden vazgeçiremezsiniz. Öyleyse ne yapmalı da bu dini bozup tahrif ederek mensuplarını dinlerinden uzaklaştırmalıdır?
Günümüzde teknolojinin de imkânlarından faydalanarak çeşitli propaganda teknikleri geliştirilmiş olduğu bilinen bir gerçektir. Bunların en bilineni yayın yoluyla toplumların dimağını iğfal etmektir. Ve bunu da çok başarılı bir şekilde yapa gelmektedirler. Örnek mi? Pek çok kanalda gösterilen şu yerli diziler, meselâ.
Gerçi bunlara karşı bir insan isterse bir takım önlemler alabilir, musibetini bertaraf edebilir de bir başka propaganda şekli var ki buna karşı önlem almak öyle pek kolay bir iş değildir. Bu teknik, uygulayıcıları vasıtasıyla o kadar ince bir zekâyla şekillendirilir ve sunulur ki muhatabının yapabileceği pek fazla bir şeyi yoktur.
Sözlük anlamı, bir şeyin tek olduğuna hükmetmek ve onun böyle olduğunu bilmek anlamına gelen tevhit, İslam dininde Allah’ın zatını bütün tasavvurlardan, zihinlerdeki hayal ve evhamdan tecrit emenin, soyutlamanın adıdır.
Tevhit, Yüce Allah’ın ulûhiyetini (Allah’lık vasfını) tanımak, birliğini tasdik etmek ve ona hiçbir eş ve ortak kabul etmemek demektir.
Bütün peygamberlerin ilk daveti “tevhittir.”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!