271 – Korku iyidir, insanı bir takım tehlikelere karşı uyanık ve diri tutar.
272 - İnsanın düşmanına bile yeri geldiğinde elini uzatabilme anlayışı içinde olması huzursuzluğun ve kavganın bitmesini sağlar.Kavga enerjinin boşa harcanması demektir ki kişiyi sürekli olarak gergin halde tutar.Gerginlik ve huzursuzluk mutsuzluk getirir. Mutsuz insan çevresini de mutsuz eder ve zarar verir. İyisi mi kavgaya dur diyerek barışa "evet," diyerek kendimize büyük bir ödül verelim.
273 - Sana uzatılan eli geri çevirme. Ama körü körüne bir güven duygusu içinde de olma.
151 - Dostunu kaybetmeyi göze alamıyorsan, ne şekilde olursa olsun sakın onu denemeye kalkışma.
152 - Sen sen ol elinden gelenin en iyisini yap. Sana yakışan budur. Ama yapıp ettiklerin insanın hayrına şeyler olsun. Sebeplenenlerden kimileri belki bir dua eder de yarın Huzur-u Mahşer’de bu dua karşına çıkar.
153 - Yaptığın hiçbir şeyden kendine pay çıkartma. Çünkü bunları yapabilmene imkân sağlayan bir büyük ve mutlak güç sahibi var. O istemezse hiçbir şey olmaz. O İster, biz, bize verilmiş olunan cüzi iradeyle buna karar verir ve yaparız.
yalan dünya yaktın beni
çaldın yerlerden yerlere
kader dedim hep sabrettim
vurdun çöllerden çöllere
bir gün göstermedin bana
91 – Devrim zor ve çok zahmetli bir süreçtir. Devrimci her şartta güçlü, dirençli ve inançlı olmalı ve asla yılgınlık göstermemelidir. Yılgınlık göstermek demek yenilgiyi kabul etmek anlamına gelir. Yenilmekse kesin başarısızlıktır, asla kabul edilemez, edilmemelidir.
92 – Örnek alman gerekenleri örnek al ama sakın kendini onlara benzetmeye çalışma.
93 – Gerçeklerden kaçılamaz. Çünkü gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Bu nedenledir ki yalan söylemek akıllıca bir davranış değildir. Öte yandan yalan insanı kendisine bağımlı kılar. Bağımlı olmaktansa gerçekleri söyleyerek özgür olmak en iyisidir.
291-Sabretmek, gelenin Allah’tan geldiğini bilerek şükretmek… Elbette hiç kolay bir mesele değildir bu ama eğer gereği gibi şükretmeyi bilirse, zorluklara karşı direnmeyi daha kolay başarabilir insan. Ve Rabbine yakınlaşır, O’nun rızasını kazanması yolunda sağlam bir adım atmış olur.
292-İnsanın kendisine yapacağı en büyük iyilik, Allah’ın ona verdiği evladına iyi davranmaktır. İyi davranmaktan maksat, sırtını sıvazlayıp, giydirip kuşandırarak karnını doyurmak, sarıp sarmalamak, en iyi okullarda okutup adam etmek değil elbette. Bu da lâzım lâkin asıl iyi davranmak, onları Rıza-i İlahi’ye muhalif yapmamaktır.
293- Söyleyeceklerinizi karşınızdakinin gözlerinin içine bakarak söyleyin ki cesaretinizin ölçüsü ortaya çıksın.
akşam olur akıl susar dil anlatır kalp dinlemez
kıvrım kıvrım yollar gibi uzar gider yalnızlığım
gün görmemiş bu sevdayı çoktan sattım yok paraya
neden böyle söyle gönül bilmez misin umarsızım
şimdi sen kim bilir hangi eldesin
şimdi sen kim bilir hangi teldesin
şimdi sen kim bilir nerelerdesin
şimdi sen gözümde en son resimsin
İnsan hayatı tek düze değildir. Yaşadığımız olaylar karşısında memnuniyet duyduğumuz kadar memnuniyetsizliklerimizin de olması çok doğaldır.
Hoşumuza giden şeylere karşı fikir beyan etmek gibi bir alışkanlığı yoktur insanın ama memnuniyetsizliklerimiz karşısında aynı şeyi söylememiz mümkün müdür? Çoğunlukla hayır.
Alışkanlıktan, ya da daha en başından beri böyle gördüğümüz için olsa gerek hoşumuza gitmeyen şeylere karşı eleştirilerimizi ve serzenişlerimizi, nedenini, niçinini pek de araştırmadan, anlayıp dinlemeden anında ortaya dökeriz.
Bir araya gelerek bir topluluk oluşturmuş insanların kendi aralarındaki işlerin ve ilişkilerin belli bir düzen ve intizam içinde yürütülmesini sağlayabilmek için bir takım kuralların belirlenmesi kargaşayı önlemesi bakımından elzemdir. Aksi takdirde işler istenildiği gibi yürümez ve bundan da o toplum zarar görür.
Yalnız bir şey var ki koyulan kuralların uygulanması sırasında uygulayıcı otoritenin adil olmak gibi bir mecburiyeti vardır. “Adalet mülkün temelidir” diye boşuna söylenmemiştir.
Adalet öyle bir mevhumdur ki o yoksa zulüm ve haksızlık var demektir. Bunun için adaleti uygulayanın bu kavramı benimsemesi ve idrakine varması işin olmazsa olmazıdır.
İsrail, tarihinin en çaresiz günlerini yaşıyor, şu son zamanlarda. Bunun en önemli kanıtı da gün geçtikçe daha da fanatikleşen ve sertleşen hükümet etme anlayışları…
Hep korku içinde yaşadılar. Onca korkaklıklarına rağmen uluslar arası finans kapitalizmin temsilcilerinin her türlü desteğini arkalarına aldıklarından korkakların karakteri icabı, kıyıcı ve acımasızlar. Söz konusu korku o kadar içlerine işlemiş ki bu insanlık dışı kıyıcılıklarıyla mazlum Filistin halkına her türlü mezalimi uygulamaktan çekinmiyorlar.
İsrail’in Filistin halkına uyguladığı katliam ve soykırım, aslında çok önemli bir gerekçeye dayanmakta... Bütün söylediklerinin aksine İsrail en temelde daha en başından beri Filistinlilere uyguladıkları mezalim vasıtasıyla onları nefsi müdafaa durumuna getirip kendilerine saldırmaya teşvik ederek adım adım sonuca ulaşmak…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!