Hayat inişli çıkışlı bir yol gibidir. Bu yolda giderken pek çok sorunla karşı karşıya geliriz. Bunlar kimi zaman kendimizle ilgilidir, kimi zaman da başkalarıyla.
Kendimizle ilgili olanları istersek yardım alarak halledebilir ya da kendi başımıza çözmek için bir takım yollara başvurabiliriz ama kendi dışımızdaki sorunlar içinse yapabileceğimiz çok da fazla bir şey yoktur.
Eğer insan ortada bir sorun olduğuna inanıyorsa ve bu ona ya da çevresine zarar erecekse ne olursa olsun en yakınlarını bile kıracağını bilse elinden geldiği ölçüde çözüm için gereken adımları atmak zorunda olduğunun bilinci ile hareket etmelidir.
Sabır, acı, yoksulluk, haksızlık, vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, direnç ve dayanıklılık, anlamlarına gelir.
Ahlâki bir kavram olarak ise, başa gelen musibetlerden dolayı Allah’tan başka kimseye şikâyetçi olmamak, yakınmamak, sızlanmamak, nefse ağır gelen, hoşa gitmeyen şeyler karşısında dünya ve ahiret yararını düşünerek ruhi dengeyi bozmamak için insanın kalbinde bulunmakta olan sükûnet ve dayanma gücü demektir.
Sabır kavramı Kuran’da pek çok yerde geçmektedir.
Hiç kimse hiçbir zaman elde etmek istediklerinin tümüne sahip olamaz. Bu yüzden kişi sahip olduklarıyla yetinip şükretmeyi bilmelidir.
Şükürsüzlük insanı mutsuz eder. Mutsuzluk ise insanın hayat karşısındaki duruşunu etkiler. Bu sebepledir ki eldekinin değeri bilinip ona göre davranılmalıdır.
Aslında işin gerçeği elimizdekilerin sahibi de biz değiliz. Onlar sadece bir zaman için bizim kullanımımıza tahsis edilmiş şeylerdir.
İnsan gün gelip de bir takım zorunluluklar gerektirdiği için bulunduğu (yaşadığı) yeri terk etmek gibi bir durumla karşı karşıya kalabilir..
Böyle bir mecburiyet ortaya çıktığında içten içe bir tedirginlik de ortaya çıkar ve gelir üzerine yerleşir kişinin.
İçini tanımlayamadığı bir duygu kaplar, yüreği sıkışır gibi olur, midesine kramplar girer, yemeden içmeden kesilir.
- Zaman insan için geçmişini bilmediği, geleceği ise belli bir uzun yoldur, menzil menzil üzerinde yürünen.
- Zamanın ne işe yaradığını insan zamanında düşünüp bulamamış ya da araştırıp öğrenememişse, zamanı kalmadığında ve zamanı geldiğinde bunu çok iyi anlar.
- İnsanın yapabileceği en büyük ve en değerli tasarruf zamandan yapacağı tasarruftur. Zamanı bir sermaye olarak görmek mümkünse eğer bu sermaye gerektiği gibi kullanıldığında kişiye sağlayacağı getirinin büyüklüğü hiçbir maddi değerle ölçülemez.
141 - Bu dünyaya niçin geldiğini bilmeyen bir insan kaybolmuş demektir. O halde hiç zaman yitirmeden kendisini aramaya başlamalıdır.
142 - Cenabı Hakk'ın kendisine bağışladığı sonsuz nimetlerin şükrünü gerektiği gibi yerine getirmesi, insanoğlunun Rabbiyle arasında kurmuş olduğu en önemli köprüdür.
143 - Akıl her şeyi olduğu gibi ve yüzeysel görür. Bir şey derinlemesine ve etraflıca öğrenilip anlaşılmak isteniyorsa mantık ve muhakeme yeteneği de harekete geçirilmelidir. Aksi takdirde zaten ortada olandan fazlası görülüp kavranamaz. Bu durum ise varılacak yargıda isabetli olma oranını azaltır.
201 – İnsanın, insan olma vasfına layık olabilmesi için bilgelik, adalet, iyilik, sabır, şükür vb. bazı erdemlerin ne ifade ettiğinin idraki içinde olması ve dolayısıyla bu erdemleri hayatına raptetmesi elzemdir.
202 - Ölümün bizi nerede beklediği hiç belli değil. Mademki bu böyledir, öyleyse önce davranıp her an ve her yerde biz onu bekleyelim. Evet, her an ölümü bekliyor olmak yorucu bir iştir ama hiç değilse insanı gaflete düşmekten koruyup hazır tutar.
203 - İyi bir başlangıç başarının yarısıdır. Diğer yarısı ise iyi bir planlamadan sonra sabırla ve yılmadan çalışmaktan geçer.
211- Düşünce özgürlüğü isteyen kişi önce kendi düşüncelerini gözden geçirip varsa karanlığın pençesinden ve prangalarından kurtarmalıdır ki özgürlüğün getireceği aydınlığı görebilme imkânı kazanabilsin ve bu aydınlığı başkalarına da ulaştırabilsin.
212- Hayat karşısında kaybetmek mukadderdir. Önemli olan kaybolmamaktır.
213- İnsan nasihat vermeye bayılır ama bir başkasının kendisine aynı şeyi yapmasına ise sinir olur. Kim bilir belki de sırf bu yüzden nice değerli fikir ortaya çıkamamakta, çıksa da gerçek değerini bulamamakta ve heba olup gitmektedir.
241 - Suyun hırçın, hızlı ve deli dolu akıyor olması onun nispeten sığ olduğunu gösterir. Oysaki derin sular durgun akar çünkü hırçınlığını derininde saklar.
242 - En çirkin şeyde bile güzel olan bir şey vardır. Yeter ki bakmasını bilelim. Baktığımızda gördüğümüz şeyi algılamaktaki tavrımız ve yargımız yerine göre kılavuzumuz bile olabilir.
243 - Hayata dair aradığımız şey yaşanmış zamanda değil, o zaman diliminin kişiye getirdiği şeylerin onu nasıl bir biçimde etkilediklerindedir.
11 - Kazanmak için üzerine düşeni yapmalı, Cenab-ı Hakk’ın meşru kıldığı ölçüler içinde çalışmalı asla boş vermemelidir insan. Çünkü boş verip bıraktığın an kaybetmek mukadder oluyor.
12 - İnsanoğlu dışında Cenab-ı Hakk'ın yarattığı hiç bir canlı kendisine faydası olmayacak bir şey için çaba sarf edip zaman harcamaz.
13 - Kendimize dönük yaşamaktan vazgeçtiğimiz an gerçek anlamda yaşamaya başlarız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!