birbirini seviyor olmak.
yetmezmiş mutlu olmaya yar!
o gönülleri sarhoş eden aşk.
tende alev alabilirmiş.
tutsaklık cebelleş oldu mu bir kez sere.
hasretlik insanı, yakabilirmiş...
Açma goncalarını her baharda Meğri’m,
Kırılırsın!
Bir yağmur gibi ipil ipil düştüğümde tenine,
Sarsın da kordan kızıl güllerin her yanımı,
Bir daha bırakmasın…
içimde kendiyle savaşan
ince, cılız bir ses.
keskin ucu bıçağın,
kanatır, ama fark edilmez...
ben sanki;
Ah benim kadim şehrim
Memleketim
Gazisi sonradan düşürülmüş
Defalarca işgal edilmiş memleketim
Gaia'nın bakışlarında mı gizlidir acın
Üzerinde gezinen hoyrat adımlarda mı
Mesafesiz ayrılıklar vardır
Mesafesiz birliktelikler
Uzak ya da yakın olmak kimin umurunda.
Mühim olan ne kadar hissedebildiğindir onu
Bir mineyken daha
Gözbebeklerine yazıldı o gülün kederi
İlahi bir hattat
Bir bezm-i tarab edası yükselirken yerden göğe
Fırçası, diviti
Ve der ki şair
"Karşılaştır şimdi ölmüş bir saadetle yaşayan mutsuzluğu''
Ne çok konuştuk seninle
Havadan sudan
Felsefeden
Her gönül kendi Mey'inin sarhoşudur,
Ve hiç kimse, aynı derecede sarhoş değildir.
Aynı bağın üzümü altında yudumlarken Mey'ini
Düşündüm birden
İnsan da kaybediyor neleri nelerini
Ve tam tükettim derken her şeyini
Bir üzümün alacağı en büyük mertebe misali




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!