dayan, izindeyim...
yüreğini ver bana.
açma hoyratlara.
tenini kim yakarsa yaksın.
Aşkı öğrendiğimde,
Artık başka bir şeyden bahsedemez olmuştum.
Sessizce köşeme çekilme zamanım gelmişti.
Her şeyden elimi eteğimi çekme vaktim.
Ben her şeyden kaçmaya çalıştıkça.
eğer inansaydım bir Tanrı'ya
Hubal’a mesela
açardım kalp mescidimi,
sabaha kadar taşlar,
inkar ederdim onu.
hadi,
sen de git hüznüm gideceksen...
kendimle bana
mutluk dileyerek...
eğer şarap olsaydı,
ser-hoş olur,
bu kadar mutsuz olmazdık.
-Tanrı insanın yanına onu da koymadı.-
ışıklarla gelenler,
ışıklarla gittiler…
tek bir damla göz yaşı bile istemediler arkalarından.
ölüm onları çağırmadan,
üzerine gittiler ölümün, inadına...
Çok uzun zamanlar alıyor artık gittiğim diyarlardan geri dönmek.
Bir sigara daha içeyim diyorum şevkinin huzurunda.
Bir kahve daha!..
Fakat hiçbir erteleme değiştirmiyor geri dönmek zorunda olduğum gerçeğini.
bir aşk filminde daha oynatmıştı ilahi yönetmen beni.
o filmde de ölen ben olmuştum.
kötü adamlar,
karanlık adamlar,
inini terk edip,
şehre kadar iniyorsa eğer,
içimde vazgeçme diyen ses,
öyle zayıf,
öyle tiz ki…
ve şu inandığım gökyüzü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!