sen kalbim!
daha kaç bahar arayacaksın,
elinde tuttuğun o solgun umutlarla güneşi.
çiçeklenir mi sandın bahçen.
içinde taşıyorken hüzünden çığları.
beni sana köle edecek sevgiyi
bir çırpıda vururum vurmasına da,
korkarım!
bu içimdeki seni öldür...
ve sen aşk,
İnsanlar korkuyorlar...
Çok korkuyorlar…
İnsanlar ‘ondan’ çok korkuyorlar…
Uzun uzun korkuyorlar...
Ey düşman eteklerine kadar ulaşmış Türk Milleti.
Ey o temiz bayrağını güve yemiş halk.
Kurdun bedeninde...
Ne duruyorsun.
Ne uyuyorsun..
Unuttun mu?
Ürkek bir ceylan, üşümüş, korkmuş üstelik.
Kaçmış insanoğlun hoyrat ruhundan.
Gezinip durur yalnızlığın buz dağlarında.
Dur, yapma!
Saklanma karlar ardına.
Bir ağacın düşmekte olan son yaprağı gibiydi,
Titriyordu.
Gerçekle yüzleşmek zordu.
Onca zaman kendini ağacın gövdesi sanmış ve yanılmıştı...
Oysa ki o;
içimde büyürken çığlıklarım,
susuyorum dilsiz bir büyücü gibi,
en çok da mecburiyetler yakıyor canımı,
sırtımda sürekli taşıdığım yüklerin kamburluğu.
ve ben ısrarla dik tutmaya çalışıyorum bedenimi,
bazen de çığ olup üzerime doğru yuvarlanıyor anılar.
Bırak doğayla uğraşmayı
Kadınları çiz
Hüzünlü Kadınları
Dünya dönerken
Yerinde duran Kadınları
Hep bir suçlu gibi sevdim seni...
En zoru da geleni olmayan bekleyişlerdi.
Kalanı olmayan bölünmeler.
Ne artı, ne eksi.
Elde var, koca bir hiç.
Başımı eğmem gerektiği gün anladım kaldırımların insana ayna olduğunu.
Oysa biz insanı insana ayna olur diye bilirdik..
Yanıldık..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!