Bir mineyken daha
Gözbebeklerine yazıldı o gülün kederi
İlahi bir hattat
Bir bezm-i tarab edası yükselirken yerden göğe
Fırçası, diviti
Ve der ki şair
"Karşılaştır şimdi ölmüş bir saadetle yaşayan mutsuzluğu''
Ne çok konuştuk seninle
Havadan sudan
Felsefeden
Aynı bağın üzümü altında yudumlarken Mey'ini
Düşündüm birden
İnsan da kaybediyor neleri nelerini
Ve tam tükettim derken her şeyini
Bir üzümün alacağı en büyük mertebe misali
Şimdi ben seni sevmeye kalkarım da
Kaç kişiyi gömdüm kalbime
Ağırlığı muamma
Söyle kaç kilo çeker Aşk'ın
Sanatın altında yatan birincil neden varoluşçuluktur
Varoluşçuluğun altında yatan bilinç ise, insanın kendini arayışı, sorgulayışı ve buluşudur
Üretmek ise, varoluşçuluğun en olmazsa olmazıdır
İşte bu yüzden yine diyorum ki; önüne konulan her şeyi aynen yiyen ve konulmadığı taktirde 'aynı şeyin, olduğu gibi' konulması için her uyumu gösteren birinden sanatçı diye söz edilemez
‘’o mahur beste çalar’’,
ortada Müjgan da yok ki ağlayalım.
Dalgacı Mahmut var!
Yine bir yangın düşer içime
Gecenin en ıssız saatlerinde
Sızlar yaram en yorgun yerinden
Ne dilde söz
Ne gözde fer kalmıştır
Ömrümün geri kalanını
Denize bakarak
Ağaç dikerek
Çiçek koklayarak
Kedi, köpek severek
Kapılar açılır ve kapılar kapanır yüzümüze
Bir kapı sevdaysa, diğer kapı ihanettir
Heves de geçer bir gün
Yetmez olur insan insana
Zaman ilaç mıdır, körük müdür yoksa sevdalara
Bitik bir Aşk’ın dönencesinde şimdi hayat
Ekvatorun bilmem kaçıncı enleminde
Barometreden bedenime sızan basınç
Basınç şimdi yüreğimde
Hızla boşalmakta atımın terkileri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!