Bana bakıp, ne görürsün...?
Yüreğine set örürsün...
Benden ayrı yol yürürsün...
Yar sen beni sevmezmisin...?
Söyle bana ne bu halin..
Herkes hayatı sorguluyor..İnsanoğlunun niçin yaratıldığını sorguluyor...Cevabı bulanlar mutlu...Bulamayanlar ise, kendilerine başkaca heyecanlar arıyor... sorunun cevabını ise mülk suresi ikinci ayette gizli;
"Hanginizin amelinin daha güzel olduğu konusunda sizi denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur O yücedir, bağışlayandır."
Evet....İstersek adına imtihan diyelim.. istersek deneme sınavı diyelim...İstersek quiz diyelim...Sonuç değişmiyor...YARIŞTAYIZ....Bize düşen ise iyilikte yarışmak...
Yaşantınızın kalitesini, yaşadığınız villa veya gecekondu belirlemez...Gittiğiniz tatil mekanları veya çay içtiğiniz çay ocağı belirlemez...Giydiğiniz markalar veya giyemediğiniz kaşmir manto belirlemez...Taktığınız güneş gözlüğü, sürdüğünüz güneş yağı...nusrette yediğiniz milyarlık et belirlemez... bindiğiniz lamborghini veya reno marka araçta belirlemez...çevrenizdeki insanların kalitesi ve bilinç seviyesi belirler....
İnsanları hayatınıza buyur ederken seçici olun... çünkü bir insanı yaşam alanına dahil etmek kolaydır...Amaincitmeden kırmadan çıkarması zordur...
Yaşamınızın kalitesi çevrenizdeki insanların kalabalığıyla değil... niteliğiyle ölçülür...
Kalabalıklar değil.. nitelik önemlidir...
Her ne kadar kabul etmesi zor bir şey olsa da, konuşmalarınızın sohbetlerinizin gidişatını daima "cahil olan taraf" belirler....
Anlaşılamadığınızı hissettiğinizde susarsınız çünkü...
Yaşam kalitenizi belirleyen şey, sizin elitliğiniz değil.. Çevrenizdeki insanların ruhlarındaki elitliktir...Bu yüzden İnsanları, eş, dost,komşu olarak hayatınıza alırken,daha seçici olmak zorundasınız.. çünkü insanları hayatınıza yoldaş olarak kabul etmek kolaydır...Fakat incitmeden kırmadan hayatınızdan çıkarmak çok zordur..
Kalite nicelikle degil..Nitelikle ölçülür...Çok insan tarafından kabul görmek önemli değildir..Kaliteli ve nitelikli insanlar tarafından kabul görmektir önemli olan... Burada bahsettiğim nitelik, maddi bir nitelik değildir..Ruhi niteliktir...Ruhen gelişmişliğini tamamlamamış insanlar sizden hep çalarlar... Hayatınızdan çalarlar... zamanınızdan çalarlar.. maddi ve manevi olarak sizi tüketirler...Yorarlar..Yıpratırlar... Çünkü onlara laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zordur...sizler ne kadar kabul etmezseniz etmeyin...Ne kadar bilirseniz bilin...konuşmalarınızın sohbetlerinizin konusunu ve gidişatını daima cahil olan taraf belirler...Önce konu üzerinde azcık tartışsınız ..Sonra anlaşılamayacağınızı hissettiğiniz anda artık pes eder ve susarsınız..Mikrofon karşı taraftadır artık...O anlattıkça, Siz konu uzamasın diye susarsınız..sustukça kendinizi sıkarsınız.. Kendinizi sıktıkça, yıpranırsınız.. bazen bir konu hakkında konuşmak isterseniz...Fakat karşınızdakinin anlamayacağını düşünerek, 'O konuya girmeyim...bu konuyu bilmez şimdi... şu konuyu eski geçeyim..' derken, konuşmanın karşınızdaki insanla diyaloğunuzun seviyesi iyice düşer...Bir müddet bu türden insanlarla muhatap olduktan sonra bir bakarsınızki, başka bir insan olmuşsunuz... Siz "onlara bir şey katayım" derken, onlar sizi cehaletlerinin ortasına çekmişler... Kendilerine benzetmişler.. haberiniz olmamış...
Kalite mühim azizim...Ruhen kaliteli insanlarla oturun kalkınki, kaliteniz artsın... Sürekli siyaset...sürekli ticaret.. sürekli gezdiği gördüğü yerleri.. yediği içtiği şeyleri konuşan insanlardan uzak durun... Durumlara ve kainata bir üst perdeden bakmayı başarmış insanlarla oturun kalkın.. sizden daha iyilerle, muhatap olun ki, bahçeniz Gülistan olsun...
Yaşlı birer bunak olalım seninle..
Senin kulakların hafif işitsin,
Benim gözlerim uzağı seçemesin..
Sen görünmek için dibime kadar gel,
Ben duyulmak için bir karış mesafeden
konuşayım..
Bütün şarkılarda dinlediğim sensin...
Ritim dedimse sensin..
Nota dedimse sensin...
Türkü, şarkı ağıt herbiri sensin...
Bütün şiirlerde yazdığım sensin..
Yansa da üstündeki, yanarmı toprak...
Alev alev yanarmış, seninle bildim...
Takvimlerden eksilsede her gün bir yaprak..
Her salise yâri anarmış bildim.
Yaz ortasında soğuktan üşürmü yürek...
Yardan ayrı yatınca,üşürmüş bildim...
Yedi kıta dört mevsim,
sessizce Türke biat eder..
Dualar kartal olup göklerden,
zalimlerin üstüne çöker..
Ver pençeni pençeme..
Şaha kalksın yürekler..
İnsanlar, Allaha yedi perde ile perdelidir.. Ona en uzaktaki perdenin ismi nefsi emmaredir..Buna hayvani boyutta denir..Kişi Allaha inanmış olsa dahi, eliyle diliyle beliyle her türlü günahın içindedir..Nefsi herşeyi ister..Ama normal bir halde istemez..Canavarca bir tavırla ister..Şiddetle ister..Şehvetle ister..Bu nefis perdesinde olan kişinin dili bildiğinede uzar..bilmediğinede uzar..küfür, şirk, isyan, boş konuşma, dedikodu ve iftiranın bini bir paradır bu kişinin ağzında..Cinsellik, kişinin tüm uzuvlarını harekete geçirmiş durumdadır..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!