Kimin kim olduğunu... Kimin insanlığının kaç gram geldiğini toprağın altında görecek insan...
İşlediğimiz her günah, dişlediğimiz yasak elmadır...
Ve biz bu elmaya her uzandığımızda ve bir ısırık aldığımızda cennetten..Yani huzurdan kovuluyoruz..Bu yüzden tüm dünya huzursuz..Bu yüzden insanlar huzursuz..Toplu halde, değil yasak elmayı ısırmak...yasaklanmış elma ağacının..yani yasak bilgi ağacının dallarını içimize içimize sokuyoruz...Bu yüzden canımız yanıyor...ve insanlık olarak cehennemi yaşıyoruz..Tek ilacımız var..Ademce (adamca) tövbe...
Tüm dünyadaki insanlar aynı anda pencerelerini açsa...Ve tüm kainat, son ses bu mübarek muştu ile yankılansa...Halimize acısa Rabbim...Bir inşirah nasip etse kalbinize...Bir uyanış nasip etse sadrımıza..Bir iyilik hali indirse üzerimize.. Ve bir inşirah alsa götürse tüm hüzünlerimizi arşa.
Tüm lisanları öğrenmeye gayret ederde insan..Toprağın lisanını öğrenme hususunda aciz kalır..
Oysaki yegane arkadaşı topraktır...
Kendiside topraktandır..
Ve gün gelecek toprakla baş başa kalacaktır..
Tüm ışıklar, sen uyanmayasın diye yanıyor..Tv ekranları telefonlar sen uyanmayasın diye bu kadar çok gürültü ve ışık yayıyor...Gazeteler kitaplar dergiler ve reklam afişleri seni meşgul etmek için zanlarla süsleniyor...vitrinler, sen kendini sadece bedenden ibaret sanasın ve onunla oyalanasın diye süsleniyor...Ortalığa yayılan fitnelerin hedefinde senin zihnin ve kalbin var...Onları ne kadar çok fitne film futbol ve festivallerle meşgul edebilirlerse, senin uyanma ihtimalin o kadar çok zorlaşacak ..Çünkü,sen küçük alemsin... senin ruhun bi uyanırsa kainat uyanacak..Sen değişirsen dünya değişecek...Senin frekansın değişirse, kainattaki frekans değişecek...Bu gelen frekans onların koltuklarını yakıp, küle çevirecek...Sen madde değilsin..Mânâsın...sadece toprak değilsin..Aynı zamanda enerjisin...Senin DNA kodların değişirse, dünyadaki tüm kodlar drğişecek...
Anlamıyormusun hâlâ ey insan, ışıklar senin rahatın için değil...kendi rahatları için yanıyor..Sen ışıklarla uyuyorsun...Ama bir yerlerde birileri uyanıyor...Işıklar seni yutuyor...Birileri seni ışıklarla uyutuyor...uyan...Sen hâlâ oyun oynamaktasın...Uyan... Peygamberlerin ve evliyaların uyandığı yaştasın....uyan...Mimar sinanın mimarlığa adım attığı yaştasın...Uyan... Fatihin İstanbul'u kuşattığı yaştasın...Uyan..Eyüp el ensarinin istanbula yürüdüğü yaştasın..Uyan..neden uyumak için bu kadar telaştasın...
Tutmayı bilmeli insan..
İyiliği yüreğinde..
İyi yürekli insanları yaşamında...
Sırları içinde..
Dilini gerektiği yerde..
Yaz tatilinde köye gitmek için can atanlardan biriydim.. o gün yanaştığında annem bize yeni elbiseler alır, konakladığımız yerlerde ve yol boyunca arabamızın içinde yemek için yolluklar hazırlardı... O öyle bir heyecandı ki bugün bile beni bu derece heyecanlandıracak hiçbir aktivite bilmiyorum... çocuk aklımla, büyüdüğümde sık sık köye gideceğimi, yaz tatillerimin büyük kısmını orada geçireceğimi hayal ederdim... Ama hepsi hayallerimde kaldı.. yıllar geçtikçe anladım ki, insan büyüdükçe kanatları da büyüyormuş.. ve kanatlarının rüzgara kapılma, tellere takılma ihtimali de büyüyormuş... Sorumlulukları artıyor, kanatları doğduyu değil, doyduğu şehrin tellerine takılıyormuş... Ve yetişkinlik insana özgürlük değil, ağırlık getiriyormuş..... küçükken anne babasının yardımıyla tek kanatla uçabildiği diyarlara, büyüyünce çift kanatla bile Uçamıyormuş.... Çünkü bedenindeki yükte kanatları ile birlikte büyüyormuş...
Kanatlarım İstanbul'a takıldı..
UÇAMIYORUM.. istesemde sıcak diyarlara göçemiyorum...
Henüz dinlemediğim şarkılarım..
Kanat çırpan martılarımsın gönlümde...
Yürüyemediğim yollarım..
Yaşayamadığım yıllarımsın ömrümde..
İnsanlar öyle bir hale geldiki.. Yaratıcıyı bıraktı..Yaradılanı ilah edinmeye başladı...Mesela güvenlik kameraları... Mesela cep telefonları....Allah'ın bizi her dakika her saniye gördüğünü ve izlediğini bildiğimiz halde düzeltmediğimiz hareketlerimizi, hal ve tavırlarımızı, kamera görüyor diye düzeltiyoruz...Kendimize çeki düzen veriyoruz..Bı iş yaparken, onun varlığını bildiğimizde, ondan uzak yerleri tercih ediyoruz....Calmaktan çırppmaktan...vurmaktan kırmaktan...yanlis hareket yapmaktan,işimizi savsaklamaktan...Rüşvet almaktan..zina yapmaktan o görüyor diye kendimizi alıkoyuyoruz...Oysaki bizler gormesekte Hergun ve her an yanımızda melekler ordusu ile geziyoruz...İçimizde bizden beslenen ifritlerden bahsetmiyorum bile...Allah'tan utanmiyoruz..melekllerimizden utanmiyoruz...şeytanlarımızdan bile utanmiyoruz...Ama kameralara rezil olmaktan utanıyoruz.....Kameraya çekilenlerden dolayı ceza almaktan...linç yemekten.. rezil olmaktan..toplumun gözünden düşmekten korkuyoruz....işin özeti...Allahtan çok,kameralardan korkuyoruz ve utaniyoruz ...Öyleyse, Kameralar için, dünyanın tek gözlü yeni TANRISI diyebilirmiyiz...Evet..pekala diyebiliriz.... Çünkü insanın, korktuğu çekindiği utandığı.. karşısında bir takım şeyleri yapmaktan haya ettiği neyse,tanrısı odur...Bunun cinsi hiç farketmez ...Cahiliye devrinde bunun cinsi taştı..topraktı...Ateşti..helvaydı...Şimdilerde buna birde insan ve makinalar eklendi....Degisen bir şey yok yani....Batıla biat edenlerde, tapılan metanın cinsi değişsede, özü şeytan....
Evet.... Dilmiz, günde bir kaç kez Allah'tan korktuğunu ifade etse de, hal ve tavırlarımız ..vede beden dilimizle sergilediğimiz eylemler örtüşmüyorsa, bu apaçık munafikliktır... Çünkü inanç ispat ister...ispat ve delilimiz ise beden dilimizdir....Yani bedenimiz ile yaptığımız işlerimizdir...Nitekim,Allah dil ile söylenene bakmaz..Amel ile sergilenene bakar... Allah'ın bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu... her an bizim de bizim gözümüzde görüp...bizim kulağımız ile işittiğini bildiğimiz halde, ondan çekinmeyip, kameradan çekiniyorsak, ilahımız Allah değil...kameradır.
Dünya çok büyük bir doğuma hazırlanıyor..Ama bu doğumu gerçekleştirecek olan şey, mevcut siyasal sistemler değil..Mevcut ideolojik sistemler değil...Silah tank top tüfek savaş değil...Bambaşka mucizevi birşey.. Gökyüzündeki ve kainattaki frekansların değişimi...
Şunu bilinki,şu içinden geçtiğimiz süreçte sadece insanlar ölmüyor..Hayatta kalanlarında nefisleri geçici ölümü yaşıyor...İşte o nefsi ölümü tadanlar dünyayı değiştirecek olan, rabbimin seçtiği görevliler...Bu görevliler her alanda ve her dinde mevcutlar şu anda..Ve yazdıklarıyla çizdikleriyle...Anlattıklarıyla yalanladıklarıyla...Uyguladıkları manevi tedavilerle ve öğrettikleri temizlenme ve arınma yöntemleriyle..Adalet namına yaptıkları aykırı çıkışlarla dünyadaki mevcut bilinci çökertmeye başladılar bile...
Eğerki sizinde şiddetli ağlama krizleriniz başladıysa...Geçmişinizle yüzleşmeye başladıysanız..Sürekli olarak imanınızı sorgulamaya başladıysanız..Vijdanınız her zamankinden farklı çalışmaya başladıysa..huzuru artık Allahta ve islamda aramaya başladıysanız...Dünyaya ve dünyalığa karşı şiddetli soğukluk hissetmeye başladıysanız.. nefsiniz ölümü tadmaya hazırlanıyor olabilir..Yani uyanmaya başlamış olabilirsiniz..Ve aniden yaşayacağınız büyük bir şokla ölümü tadabilirsiniz...Bilincinize gelecek olan yeni bilgilerden dolayı sakın ha şaşırmayın..Kendinizi ermiş gibi hissetmeyin..Şifacı gibi hissetmeyin...Yaşadığınız durumu herkesle paylaşmayın, deliriyorsun sen doktora git diyenler olabilir...Siz sakin durun..Allahı anmayı artırın..Bu süreçte bir müddet sosyal medyadan ve gündemle alakalı tüm konulardan uzak durun...Kendinizdeki değişimi seyredin...Ama ne yaşıyorum acaba diye, bilgi edinme eğilimi içine girmeyin sakın...Çünkü şeytanın üfledikleride uyanmaya ve görevlerine başladılar..Medyada onlardan birine denk gelirseniz, yolunuzu şaşırtabilirsiniz...
Evet..2010 yılından bu yana kutlu doğumun sancıları sürüyor..Görevliler görevine başladılar.Bu süreçte herkes birbirini uyandıracak...Bize yanlış öğretilen..Hafızamıza yanlış kodlanan eski bilgilerin tamamı birden bire çöp olacak.. galu belada bizim bilincimize işlenen gerçek bilgiler açığa çıkacak...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!