Öyle İşte 2 Şiirleri - Şair Öyle İşte 2

Öyle İşte 2

Senki korkuyu korkutan soylu cengaver...
Seninle yazılır en büyük destan..
Seninle yazılır en soylu tarih..
Seninle yıkılır karanlık devrim...
Seninle son bulur akan bu kan..
Sen yürürsün rüzgar yürür, güneş yürür, ay yürür..

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Ömür,,
İç çekerek sustuğumuz 'Hiç' ler, yaşayamadığımız
'keşke'ler..
Yaşadığımız 'neyse'ler..
İçimizde tuttuğumuz 'ÖYLE İŞTE' leride barındıran nefes sarmalıdır

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Suyun hafızası vardır..kendisine söylenen herşeyi kaydeder...Yanında konuşulan konuşmalara göre, su kristalleri değişir dönüşür...Bu yüzden, Kur'an veya mevlid toplantılarında, orta yere bir sürahi su bırakılır...Kuran okunduktan sonra dileyenler o sudan içerler...Yine, kavga veya gürültünün bol olduğu bir mekanda, bulunan sudan içmek zararlıdır...kişinin bedeninde negatif tesir oluşturur..Bu yüzden, kavga veya tartışma olan bir ortamda, sürahide veya bardakta bulunan suyu, içmek yerine,onu bir çiçeğin dibine veya yer silme kovasının içine döküp yenisini doldurmak daha efdaldir... Bir suyu içmeden önce, suyunda duyacağı şekilde besmele çekerek suyu tüketmek büyük bir şifa kaynağıdır... Yine, içeceğiniz suyun içine Kur'an ayetleri veyahut Allah'ın esmalarını üfleyip içtiğinizde suyun kristalize yapısı değişir... Vücudunuza şifa olur..
Suyun bir başka faydası da vücuttaki negatif elektriği pozitife çevirmesidir.. Bu yüzden, abdest tazelemek güzeldir... İnsanlar abdest tazeleyerek vücutlarındaki elektriklenmeyi atarlar... Yine, sinirleriniz bozuk olduğunda veya kendinizi gereğinden fazla elektriklenmiş olarak hissettiğinizde, ılık bir suyla duş alıp gusül abdesti tazelemek de vücuttaki tüm negatif elektriklenmeyi alır götürür...
Şimdi gelelim bedenimize... Vücudumuzun 3/4'ünün sudan ibaret olduğunu daha önce defalarca yazmıştık... Evet bedenimiz bir deredir, bir denizdir, bir okyanustur... Nasıl ki akarsular güneşin ayın ve gezegenlerin hareketlerinden etkileniyor... Ve belli dönemlerde gelgitler yaşıyorsa, bedenimizde Tıpkı bu akarsular gibi güneşin ayın ve gezegenlerin hareketlerinden etkileniyor... Zaman zaman gelgitler yaşıyor... Hani dolunay zamanlarında insanlar daha asabi olurlar ya... İşte bunun sebebi bile, budur...
Bunun dışında; bedenimiz sadece mideden beslenmez... Aynı zamanda işittiklerimizden, dokunduklarımızdan gördüklerimizden ve konuştuklarımızdan da beslenir... Nasıl ki; bardaktaki suya dua okuduğumuzda, su kristalleri değişiyor, su şifa kaynağı oluyorsa..., kötü ve sesli konuştuğumuzdada, yine su kristalleri değişiyor..negatif elektrik yükleniyor...vüvudumuza hastalık taşıyor...
bedenimizin, 4'te 3'ü sudan ibaret olduğu için, ruha hitap eden şeyler dinlendiğinde ve konuşulduğunda, vücut şifalanıyor..Nefse hitap eden kötü şeyler dinlediğinde..gıybet dinlendiğinde, küfürlü ve kavgalı konuşmalar dinlediğinde ve konuşulduğundada, vücut ruhen ve bedenen hastalanıyor..
Yani anlayacağınız; suyunda kulakları ve ruhu vardır..Sizin dinlediklerinizi ve konuştuklarınızı dinler...sizi hisseder..Bu yüzden, kendi başınıza dahi kaldığınızda, konuştuklarınıza ve dinlediklerinize dikkat edin...konuştuklarınızla ve dinlediklerinizle bedeninizdeki suyu kirletmeyin..bozmayın..nötrolize etmeyin...Az konuşun..Çokça tefekkür edin....Su gibi olun..Su gibi aziz olun... şimdilik diyeceklerim bu kadar...

Devamını Oku
Öyle İşte 2

-Taif'te taşlanmayana Miraç yok...
-Sıcakta taşın altında haşlanmayana ezan yok...
-Bacakları ikiye ayrılırken Allahu Ekber demeyen sümeyyelere cennet...
-Anne sözü dinlemeyene hırka yok...
-Malına kıyamayana peygambere yol arkadaşlığı...
-Ölüm pahasına peygamberin yatağını doldurmayı göze alamayana Ali'lik yok...

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Taklidi inançtan tahkiki inanca..
Taklidi ibadetten tahkiki ibadete...
Taklidi hal ve tavırlardan tahkiki hal ve tavırlara...
Taklidi yaşamdan tahkiki yaşama...
Taklidi tövbeden tahkiki tövbeye...
Taklidi beslenmeden tahkiki beslenmeye...

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Tarihte, ölçüde tartıda ticarette adaletsizlik yaptığı için... haksız rekabet ortamı oluşturduğu için... fiyatlama hususunda insanları zor durumda bıraktığı için... adaletsiz bir yaşamı tercih ettiği için deprem ve gökten yağan ateşle helak olan bir kavim var desem kaç kişinin aklına medyen ve Eyke halkı gelirki...Hemen hemen hiç...
Evet...Hz. Şuayb peygamber, Medyen ve Eyke halkına gönderilmiş olan bir peygamberdi..Kendisi, tatlı üslûbu ve güzel anlatımından dolayı "peygamberlerin hatibi" olarak anılıyordu..Gönderildiği kavim, ticari anlamda adaletsizlik konusunda ölçüyü tartıyı o kadar kaçırmıştıki, Halka Allah'a inanmalarını, ticarette adil davranmalarını öğütlemesine rağmen, halkı onu yalanlıyor..." Eğerki arkanda saygın bir sülalen olmasa seni recmederdik" diyorlardı...Halkın malını kötü gösterip, düşük ücretlerle satın almak, onlar için övünç kaynağıydı... Bir tarafta hakkını alamayan mazlumlar.. diğer tarafta şımarık ve kendisini uyanık gören zalimler vardı...Yani apaçık bir zulüm hüküm sürüyordu..Toplumda baskı, zulüm ve menfaat çetesini kurmuş olan Medyen’in ileri gelenleri, düzenlerinin bozulmasını istemedikleri için hz. şuaybı yalanlıyor..onada dilleriyle zulmediyorlardı..
Ama hz. şuayb, hiç vazgeçmedi...tebliğe devam etti.. Fakat, kavmi inkara ve alışverişte adaletsizliğe ısrarlıydı... Bunun üzerine Medyen kavmi şiddetli bir deprem ve sesle, Eyke halkı ise gökten kendilerine yağan ateşle helak edildi.

Oysaki Hz. Şuayb onları helak olacakları konusunda defalarca uyarmıştı...Bu durum (Hud suresi, 11/84-88. ayetlerinde söyle. bildirilmişti;
“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum. Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin. Eğer mümin iseniz, Allah’ın helâlinden size ihsan ettiği kâr sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin üzerinize gözcü değilim.

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Vakit, hergün en az bir kerede olsa TARIK SURESİNİ okuma vaktidir..
Tövbe kapılarımız sonuna kadar açılmışken, dünyevi işlerden sıyrılıp..Güncel hsyatımızdan vakit ayırıp.. maniviyata ve tövbeye eğilme vaktidir..Herkesin meyli neye ise, imtahanı onla olur..Ve bu imtihan tüm dünya insanları için virüs ile birlikte başladı bile..Bu yıl DABBE yılıdır.. Dabbetül arz'ın ebced hesabındaki sayı karşılığı 1441'e denk gelir..Biz ise şu anda kameri takvime göre 1441 yılının içindeyiz...Dabbe geldiği vakit herkesin imtihan sonucunca mühürleneceği bilindiğine göre haydin tövbeye..

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Tencerede Ne pişirirseniz kaşığınıza o gelir... Allah'tan ne dilekte bulunursanız, karşınıza o çıkartılır...
Allah'tan güçlü olmayı isterseniz, Allah sizi ringe atar...Ve karşınıza size güçlü olmayı öğretecek zorluklar çıkartır..kiiiii,bu zorluklar zorluk değildir aslında... Her biri size güçlü olmayı öğretecek bir öğretmendir...
Allah'tan bilgelik ve bilgi isterseniz, Allah Karşınıza çözülmeyi bekleyen sorular, sorunlar ve sorunlu insanlar çıkartır...kiiiii, bunların hiçbiri sorun değildir aslında..Herbiri, size bilgelik yolunda formüller öğreten bir kitaptır...
Allah'tan cesaretli biri olmayı isterseniz, Allah, karşınıza maddi manevi savaş vereceğiniz, sizi zorluklara karşı dirayetli olmayı öğreten arızalı insanlar çıkartır...kiiii, bu insanlar arızalı değildir aslında... Allah sana o insanlar üzerinden, cesaretli olmayı öğretir...
Nefse en zor geleni,Allahın sizin hakkınızda hayırlı dilediğini dilemek gayrısından vazgeçmektir...kiiii, buda, hakkın, dilemesinden ziyade, sizin halisâne niyetlerinizin kaderinize yansımasıdır...
Bu dünya bir handır..Hancıdan ne isterseniz, ve karşılığında ne verirseniz, heybenize o konur...

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Bir tırtılın kelebeğe dönüşebilmesi için, tırtılın başının ve bedeninin büyüyüp, kozasının içine sıkışması lazımki, tırtılın bedeni, o halden kurtulmak için bir çare üretsin..Ve kozadan kurtulsun...Tırtıl, kelebek olmak için kozanın içine girmez... kozadan kurtulunca kelebek olacağını bilmez.... çaresizce kozanın içerisinde, son nefesini beklerken, hiç ummadığı anda, Yaratıcı "ol" der...Ve tırtıl kelebek olarak hayatına devam eder...
Demekki neyi idrak etmemiz gerekiyormuş.. ..Tırtılın kainatta yok olmadığını....kozada sıkışınca,ve artık kozanın içerisinde nefes alamayacak duruma geldiğinde kendisinden yeniden varolduğunu idrak etmemiz gerekiyormuş..işte insanoğlu da böyledir... İnsanın yeryüzüne gelmesindeki maksat, tekamül mertebelerini birbir aşıp rabbine kavuşmaktır.. insanın tekamül atlaya bilmesi için, halden hale geçebilmesi için, Tıpkı tırtıl gibi beden denen kozaya sıkışması gerek...hem ruhunun hemde bedeninin gereken sıkışıklığa gereken doygunluğa ulaşması gerek...Acıyı sıkıntıyı ve kederi iliklerine kadar hissetmesi gerek...Allahın muradı kullarına dert vermek değildir..kulunu gereken olgunluğa ulaştırıp, onu beden kozasından çıkartıp, kelebeğe dönüştürmektir.. Bu gerçeği idrak eden kişi hiçbir şeyden şikayet etmez... Karşısına kim çıkarsa çıksın.. hangi olay çıkarsa çıksın... Hepsinin kendisi için hazırlanmış bir müfredat olduğunu bilir...
Her ne kadar bizler görmesekte, sistem tamda işlemesi gerektiği gibi işliyor.. merkezefendinin;
"Eğer dünyada bir şeyleri değiştirme hakkım olsaydı bile,ben hiçbir şeyi değiştirmezdim..Herşey merkezinde ve güzel" dediği gibi işliyor... Hani Efendimiz;
"Rabbim bana eşyanın arkasındaki hakikati göster" diye dua edermiş ya....işte biz o perdenin arkasını göremediğimiz için, her olayda kalbimizin üzerine koca bir öküz oturmuş gibi acı çekiyoruz...
Oysaki zahir değil,bâtın önemli...

Devamını Oku
Öyle İşte 2

Toplumsal ve ahlaki dezenformasyonu organize edenlerin elleri, altı yaşındaki kız çocuklarına kadar uzandı maalesef..
Bunun sebebi ise insanların ne Kur'an'ı Kerim'in getirdiği yasaklara, nede devlet erklerinin koyduğu yasalara uymuyor olmasıdır..
Sol cenah doğruluğuna ve yanlışlığına bakmadan,ne bulsa, islamı ve müslümanları kötülemek için bir erguman olarak kullanma hususunda çok yeddah..Bu hususta, asla vicdani davranmıyor...Onların Allaha hesap vermek gibi bir korkuları da olmadığı için, ya yalanı ve iftirayı mübah görüyorlar..yada at gözlüğü ile baktıkları için, gerçeği araştırma ihtiyacı hissetmeden gerçekten inanıyorlar...
Sağ cenahta, hakkında bilgi sahibi olmadığı birçok şeyin peşine düşüyor..En bariz hataları ise, fitne zirveye vurmadan, açıklama yapmıyor olmaları..ortaya atılan yalan veya iftira furyası büyüyor büyüyor...Fitne halini alıyor...O zaman konu ile alakalı olan kişi ortaya çıkıp, iki kelam etme lüzumu görüyor..Olan yine müslümanlara oluyor..Atı alan Üsküdarı geçiyorda, sağ cenah bu huyundan vaz geçmiyor maalesef..
Mesela; gündem 6 yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesi.... Öncelikle şunu belirteyim ki; böyle bir olayın vuku bulduğuna asla ve asla inanmıyorum.. Buna sol cenahta inanmıyor.. ama her zamanki gibi inanmış gibi yapıyor... Ve sevabına günahına bakmadan, olayı topluma çok güzel pazarlıyor..Nasılsa biliyorlar ki, ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar... asla ve asla bir yaptırımla karşılaşmayacaklar.... Gelelim sağ cenaha... Sağ cenah ise, sol medyayı iftira atmakla suçluyor... Fakat ortada bir iftira yok aslında.. bizzat iddia edilen olayın içindeki kişi tarafından mahkemeye intikal etmiş bir dava..ve verilmiş ifadeler var... Yani ortada bir müfteri varsa, kiii, kalbim öyle olduğuna kanaat getiriyor... Bu müfteri sol cenah değil..Gidip şikayette bulunan ve 6 yaşından beri tecavüze uğradığını ve evlendirildiğini iddia eden bayan... Sol cenah bu dava üzerinden müslümanların üzerine yürüyor.. Bu dava üzerinden hem Müslümanlara hem de adı geçen cemaate ve vakıfa saldırıyor..Oysaki, ortada bir suç varsa, bu suç şahsidir..Ve şahısları bağlar...Ne müslüman alemini bağlar..Ne cemaatleri..nede partileri bağlar..
Ama ortada bir suç yoksa da, bu defa hakkında bilgi sahibi olmadığı halde, müfteri ile birlikte hareket ettiği için büyük vebaldedir...

Devamını Oku