'Şeytan doldurur' cümlesi öylesine ortaya çıkmış bir cümle değildir..Kainat boşluk kaldırmaz..Dişte açılan iğne ucu kadar bir boşluğun bile içini mikroplar doldurur...O küçücük gedikten doğru dişi çürütür...Yok eder...
Kalpte böyledir..Şeytan en ufacık boşluğu affetmez .Anında onun içini boş sevgilerle doldurur...Allah sevgisine alan bırakmaz...Günlük hayatımızda böyledir..Şeytan boşluk bulduğu her anın her saatin içine sızar...Bu yüzden efendimiz;
"Günü gününe eşit olan ziyandadır" buyurmuştur...Kainat boşluk kaldırmaz...İnsanı ziyana sokan boşluk hissidir...Boş kaldığınızı hissettiğiniz an ya zikir getirin.. yada tefekkür edin
"Neden bu dünyada kötülerin keyfi gıcır...İyiler çile çekiyor" diye düşünmeyin...
Şeytan keş çalışır...Kötü insanlar, bu dünyadayken ödüllendirilirler..Daha doğrusu, ödüllendirildiklerini zannederler...Bu yüzden insanlar günah işlemekten anında haz duyarlar..İyilerin mükafatları ise ahret yurdunda teslim edilecektir..Bu ödül törenini beklerkende sabretmek zordur..Bu yüzden, hakkın yolunda dümdüz gidenler azdır..bu yüzden asr suresi sabır ile bekleyenlere ve sabrı tavsiye edenlere müjde olarak indirilmiştir...
Birde şöyle düşünün...Küçük suçlar karakolda..Büyük suçlar mahkemede halledilir...Dünya karakoldur..Allahın merhameti o kadar büyükki; Allah, kendisine iman edenlerin küçük günahlarını mahkemei kübraya bırakmıyor.. Onların vukuatlarını henüz dünyadayken hallediyor...Büyük günahkarların işlediği suçlar ise yanlarına kar kalmıyor.. tüm yaptıklarının hesabı mahkemei Kübrada sorulacak... Cehennem onlar için hazırlanıyor.....
Velhasılı kelam;
Başınıza gelenler için ümitsiz olmayın....Mutlu olun...Rabbiniz size küsmedi...Sadece kendinize gelin diye silkeledi...
Sigara kokusu iğrençtir...Ama kadınların teninde daha iğrenç kokar..Dün metroda bunu birkez daha deneyimlemek zorunda kaldım maalesef...O anda aklıma lisede yaşadığım bir hadise geldi...
Liseyi yatılı bir kolejde okudum..Arkadaşlarımın büyük kısmı sigara içerdi..Ben hiç içmedim..İçmeyi tercih etmedim...Ama onlar yatakhanede toplu sigara seansı yaparken, çok defalar kapı beklemişliğim vardır...
Aksi gibi öğretmenler odası yatakhanemizin alt katındaydı...Yine böyle bir gün ben sigara nöbetindeyken, müdür yardımcımız, alt kattan pencereden kokuyu almış olacakki, yukarı çıktı..hızlıca yanıma doğru gelmeye başladı..Ben içeri sinyal vermek için, uzaktan uzağa, sesli sesli hocayla konuşmaya başladım... Hoca yanıma geldi..bi bahane ile bana sarıldı...sigara içtimmi diye koklamak maksadıyla bana sarıldığını anladım..içeride kim var diye sordu..Yatakhane boş hocam deyiverdim...Beni itti..kapıyı açtı.. arkadaşlar sigaraları camdan atmıştı..Ama içerisi duman altıydı..İçeride en az on kişi vardı..Tek tek hepsini kokladı..Kimisi "ben içmedim hocam" dese de inanmadı..Çünkü tenleri kokuyordu..Döndü hepiniz iğrenç bir şekilde sigara kpkuyorsunuz.."Şenaycım sende, sana yakıştıramadığım dozda yalan kokuyorsun" dedi..Ben arkadaşlarımdan daha çok utandım...Haya ettim...Bir iki hafta hocamı gördüğüm yerde utandım kaçtım..Velhasılı kelam;
Sigara kadınların üzerinde daha iğrenç kokuyor...Yalanda öyle...
Süreceksin namluya iki tane şiir..
Birini onun kalbine, diğerini kendi kalbine...
Süründürmesin...
Ya olsun...
Ya ölsün diye
İnsanlar özleri itibariyle iyidir..Ama ŞİİR SEVEN İNSANLAR, hem iyidir, hem duygusaldır, hemde özeldir...
Şiir yazmak beynelmilel bir aktivitedir...
Evet, şiirlerin gücü savaşları durdurmaya yetmez; lakin yürekleri ısıtmaya kâfi gelir..
Zaten savaşları da sevmeyi unutmuş, vefayı unutmuş, yürekleri buz tutmuş gafiller üretir...
Canlıyı çıplak bırakıp,cansızı giydiren dünya.
Şikayet ettiğiniz hayat başkalarının hayali olabilir..
Tüm lisanları öğrenmeye gayret ederde insan..Toprağın lisanını öğrenme hususunda aciz kalır..
Oysaki yegane arkadaşı topraktır...
Şimdiye kadar bizlere sineklerin, mikropları taşıyıcı varlıklar olduğu anlatıldı..Bizler bu mesnetsiz öğretiyle büyütüldük...Oysaki sinekler kandaki zehirli mikropları emerek,onları yok etmekle görevli, Allahın askerlerinden bir cüzdür..
Yeryüzündeki hiçbir şey sebepsiz yaratılmamıştır... Herkesin ve her şeyin bir görevi vardır..Bize düşen, kendimize ait görevimizin ne olduğunu öğrenmek ve bu minvalde hizmet etmektir... Herkesin ve herşeyin fıtratı görevine göre yaratılmıştır..Bilerek ya da bilmeyerek Kendi göreviyle, zıtlaşan insanlar, ne kadar iyi şartlarda yaşarlarsa yaşasınlar mutlu olamazlar... Yeryüzünde kendi görevleri ile, dolayısıyla kendi fıtratı ile zıtlaşan tek varlık insandır... İnsan dışında tüm varlıklar, görevlerini harfiyen yerine getirirler... Bu yüzden onların arasında mutsuzluk diye bir mefhum yoktur olamaz.. mutsuz olan insandır.. Çünkü kendisine yabancı olan insandır..
Yeryüzünde görevli olarak seçilmiş ruhların sadece maddi alemde değil, manevi alemdede hocalarının olduğuna inananlardanım... Maalesef ki benim maddi alemde bir hocam olmadı...Manevi alemim ise hak getire...Tamda bu durumu kendi kendimle istişare ederken,"Belkide yola girecek kadar temiz olmadığımdandır " diye bir sonuca varmışken, Bu minvalde Şah Hatayî mahlasıyla şiirler yazan Şah İsmail'in aşşağıdaki şiiri karşıma çıktı, sizinlede paylaşmak istedim;
Arif isen bir gün seni seslerler..
Bülbül deyu gülistanda beslerler..
Bir gün seni rehberinden isterler..
Kimin izni ile girdin yola sen..?
Özün eğri ise yola zararsın..
Gâlu bela'dan beri sırılsıklam aşığım
O gün bu gündür senin ruhundaki sarmaşığım..
Yaşımı sorma bana,yaşım sırrın sırrıdır..
O kadar düğüm çözdüm,hâlâ daha dolaşığım..
Bunca asır yürüdümde yine sana varamadım..
Her bir sırdan azcık tatdım, senden murad alamadım..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!