Yağmuru yazıyorum.
Dalgalı denize düşüşlerini izliyorum.
Damlalarını içimde biriktiriyorum;
gözyaşlarım bazen oradan gelir benim.
Islak kumlara adımımı atar atmaz gömülüyorum.
Kalbim geliyor aklıma;
Yağmurum ben.
Bir damla suya
batırıyorum işaret parmağımı
ve hayat değişiyor.
Uzun süre bakamazsın aynaya,
suya baktığın gibi.
Yalnızlığın içinden konuşuyorum , kahrolmuş denizin dibinden yağmurları süzüyorum , ağzımdan çıkan belli belirsiz kırılganlıkların çıplak hali ile beraber kırık parkelere resmediyorum hecelerimi, ruhumuza işlenmiş satırlarda yaşıyorum o son dokunuşları. Yalnızlığın içinden konuşuyorum, artık daha sessiz.Sakın gelmeyin.
Gözlerim, karanlık kokulu bir ışık hüzmesinin gölgesine sığınmış. Ya gördüklerim, krem rengi delik bir çuvalın içinde asılı kalmış. Ya nefesim , uçurumun ucunda saklıyor içine çektiği acımsı kehribar dokulu çığlıkları…Ve ellerim…hiç tutmadığı bir anının soğuk izlerini taşıyor, parmak uçlarımda. Dilimde, yarım bırakılmış duaların pası, adını unuttuğum her harf, boğazıma düğümlenmiş bir sessizliğin asıl mısrası…Yağmur bile utanmışken yağmaya, gözlerim ışığın karanlığına gömülüyor , bu ne demek biliyor musun, naciz ruhumun bedenime olan özleminin son yankısı…
Sessizim , ince bir keman melodisi duyuyorum,
etrafımda solmuş ışıklar,
duygulanıyorum ara ara keman sesine,
günün ışıdığına seviniyorum,
bir damla yutkunuyorum,
umudumu aşkla harmanlıyorum.
Ve artık tarifsiz ruhlar çağırıyor var olan bedenlerimizi. Yorgun ateşlerin bedenleriyiz biz artık. Aşılması güç hatıralar, boynu bükük bir yüreğe tutunuyor sessizce. Ey aşk! Kol kola yürüyelim mi, geçmişin bıraktığı izlere inat? Yoğuralım kendimizi yeniden, bir tebessüm gibi…Masumca.
Gecenin hiç bilmediği bir yerine
fısıldamak istiyorum sadece.
Korkularımı yokluyorum ara sıra
ve evet, korkuyorum...
Denizi istiyorum zaman zaman.
Bana denizi sevdirene bayılıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!