Bir aşk uğruna ruhuma feda ettiklerim geliyor aklıma, yarım tebessüm dolu hatıralar akıyor bedenimden, geçmişin ağlayan dudak uçları hala saklı kalmış dualarımda. Vazgeçmek değil aslında. ”Uğruna seviyorum” derken, senden kalma yoksunluğumu kabulleniyorum ve kaybetme günü gelmiş artık zamana…
Kiramen Katibin,
hiç duymadınız mı sesimi,
yakın olmadım mı selaya, namaza,
güldürmedim mi fakiri fukarayı hiç,
aça yardım etmedim mi?
Tevbe edip haramdan kaçmadım mı?
Ateşle dalgalanan ışıkların ilk pençesine kuruluyor, damarlarımdan sarkan bıçak rengi kıvamında ki gün ışığı. Gecenin adını fısıldayan bir ruh var kalbimin son nefesinde.Közün gölgesine sığınır gibi saklanıyor balon balıkları, iskele sessizce gömülüyor dalgaların kucağına seni düşündükçe. Kumlara saygı duymalı insan çünkü ayak izleri sonsuza dek kalmaz, peki sen, o kahrolmuş denizin dibinde beni kaç kere düşündün ki?
Bir umudun, deniz kokusundan kalma serinliğinde, alev koru tazeliğindeki düşüncelerimin içinden besleniyor yüreğim ve titreyen ellerimle, kaybedilen aşka dair her şeyi kabulleniyorum artık. Mağlubum… Affedin.
Şiirimi usulca koyuyorum dizlerime…
Sanki yıllardır kaybettiğim bir çocuğun saçlarını okşar gibi.
Deniz kıyısında unutulmuş bir akşamım bugün ben.
Ne tam karanlık,
ne de eve dönebilecek kadar aydınlık.
Yosun kokusu vuruyor içime.
Uçurum kokuyor ellerim,
Rüzgardan kesilmişim.
Toprağım papatya dokulu...
Hayallerim sürgün.
Gün batımına doğru kocakarı plajı...
Battığı yerdeyim gün doğumunun...
Masumiyetin,gece fısıltısıyla başlayan soluğundayız.
Bir bebeğin hafif tebessümlü kokusunu en son ne zaman özledik.
Öyle naif , yutkunarak söylediğimiz kelimeler en son ne zaman çıktı dudaklarınızdan,
Bir bebeğin kulağına usulca fısıldayın,
Gecenin kokusuna bir tebessüm bırakın.
Ve yutkunarak özleyin…
Özümü yazıyorum,
mürekkep yetmiyor kendime,
biraz gece katıyorum kelimelere,
biraz suskunluk,
biraz da kimsenin bilmediği yerimden.
Özümü yazıyorum,
Gölge kılığına girmiş ay ışığının minik hüzmeleri ile uyanıyor , bulmaca görünümlü düşlerim.
Fırtınanın turuncu rengine hayran kalmış paramparça sözcüklerim.
Su üzerine yazılmış gümüş bir alevden bahsediyorum aslında,
siyah beyaz bir kaybolmuşluk var ruhumda…
Hiçbir zaman vazgeçmeyen.
Ruhun kalbe kavuştuğu zaman anlıyorsun , geçmişe haykırdığın tüm hayal kırıklıklarını , şömine koru gibi çökecek içine ve sana fısıldayan her hecen söylediğin her cümle. Korkularındandır aslında cesaretin, asaletindendir suskunluğun, yokluğundandır tüm yaşadıkların, var ol artık… Ve sessiz bir uyanış başlar, kalbinin küllerinden doğar ilk nefesin,sessizlik bir dua olur içinde , sesin yeniden anlam kazanır rüzgarın uğultusuyla, ruhun kalbe kavuştuğu zamanı anlıyorsun artık…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!